İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2012/13778 Karar: 2013/2979 Tarih: 2013

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/13778 K.2013/2979

5. Ceza Dairesi 2012/13778 E. , 2013/2979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İkna suretiyle irtikap HÜKÜM : Mahkümiyet (görevi kötüye kullanma) Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş ola

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2012/13778 E. , 2013/2979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İkna suretiyle irtikap HÜKÜM : Mahkümiyet (görevi kötüye kullanma) Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş ola

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2012/13778 E. , 2013/2979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İkna suretiyle irtikap HÜKÜM : Mahkümiyet (görevi kötüye kullanma) Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazine ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün 28/09/2012 ve 08/10/2012 havale tarihli dilekçeler ile Hazine ve anılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasanın 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesinin verdiği yetkiye dayanılarak Hazinenin katılma talebinin kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK'nın 18/09/2012 gün 2012/420 E. 2012/1771 K. sayılı kararı da nazara alınarak 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşılmakla anılan Kanunun irtikap suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek ve oluş, kabul ve dosya içeriğine göre; ... ilçesi Tapu Sicil müdür vekili olarak görevli olan sanığın, tapuda taşınmaz devri yapmak isteyen mağdurlardan zorunlu deprem sigortası bedeli olarak fazla para alıp menfaat temin etmesi şeklindeki eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 257/1. delaletiyle 257/3. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunla, TCK'nın 257/1. maddesindeki yaptırım sanık lehine değiştirilmesine rağmen bu fıkraya atıfta bulunan ve sanığın eylemine uyan 3. fıkrada, aynı Kanunla yapılan değişiklik sonucu öngörülen yaptırımın sanık aleyhine sonuç doğuracağı, yine hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-b maddesi ile TCK'nın 257/3. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; bu tarih itibariyle sanığın eylemlerinin, 6352 sayılı Kanunun 87. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 252/2. maddesinde düzenlenen suça dönüştüğü ve bu düzenlemenin de sanık aleyhine olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın farklı zaman dilimleri içinde, menfaat temin ettiği anlaşılmış ise de; bir suç işleme kararının icrası kapsamında görevini kötüye kullanarak bu suçu işlediği, görevi kötüye kullanma suçu ile rüşvet ve irtikap suçlarının zincirleme suç hükümleri açısından aynı olmadığı, bu nedenle TCK'nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, mağdur sayısınca hüküm .../... -2- kurulması şeklindeki tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilirken, 53/1-c maddesinde yer alan sanığın kendi altsoyu dışındaki kişiler bakımından velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında 53/5. maddesi uyarınca "cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına" karar verilmesi yerine, yazılı şekilde sadece memuriyet hizmetinden yasaklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan hak yoksunluğuna ilişkin bölümlerin çıkarılmak ve mahkemenin takdiri gözetilmek suretiyle yerlerine “Sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklarından 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına", "Suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanığın aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca cezanın infazından sonra işlemek üzere 2 yıl süre ile 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla