İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2024/10026 Karar: 2025/15164 Tarih: 2025

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2024/10026 K.2025/15164

5. Ceza Dairesi 2024/10026 E. , 2025/15164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2299 Esas, 2024/158 Karar SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak ek savunma hakkı tanınmak suretiyle aynı suçtan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2024/10026 E. , 2025/15164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2299 Esas, 2024/158 Karar SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak ek savunma hakkı tanınmak suretiyle aynı suçtan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2024/10026 E. , 2025/15164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2299 Esas, 2024/158 Karar SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak ek savunma hakkı tanınmak suretiyle aynı suçtan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59/son ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanığın dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereği reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2019/382 Esas, 2021/250 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesi gereğince 9 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hakkında aynı Kanun'un 53/1-2-3, 5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir. B. İstinaf Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 11.01.2024 tarihli ve 2021/2299 Esas, 2024/158 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak ek savunma hakkı tanınmak suretiyle sanığın atılı suçtan 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi gereğince 9 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hakkında aynı Kanun'un 53/1-2-3, 5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Katılanların esas iş sahibi avukat hakkında şikayetçi olmadıklarına, arabuluculuk yöntemiyle katılanların sorunlarının çözüldüğüne, suçun unsurlarının gerçekleştiğine dair somut ve inandırıcı delil bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararında katılanların tereke tespiti ve ortaklığın giderilmesi davaları açmak üzere sanığı .. ... Noterliğince düzenlenen 06.09.2016 tarihli ve .. yevmiye sayılı vekâletname ile vekil tayin ettikleri, kendisine 25.000,00 TL ödeme yaptıkları buna rağmen sanığın azledildiği 23.02.2028 tarihine kadar bahse konu davayı açmadığı isnadı ile dava açıldığı, katılanları oyalaması şeklinde bir anlatıma yer verilmediği halde iddianın dışına çıkılarak "Davasız yargılama olmaz." ilkesine aykırı olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar, aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, sanığın suç kastındaki yoğunluk ve suça konu miktar, suç konusunun önem ve değeri ile meydana gelen zararın ağırlığı nazara alınarak, ilgili kanun maddesindeki hapis cezasının belirlenmesinde alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması zorunluluğuna uyulmayarak dosya içeriğine uygun olmayan gerekçelerle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın dava konusu edilen eylemin, katılanın mağduriyetine yol açtığı, giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararın belirlenmediği gözetilerek, aynı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "zararın rızaen giderilmemesi" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik aleyhe istinaf yoluna başvurulmadığından, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesine göre "mesleğinin sağladığı hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına" şeklinde sınırlı uygulama yapılması ile yetinilmesi gerekirken aynı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilerek sanığın kazanılmış hakkı ihlal edilerek 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesine aykırı davranılması, Hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla