Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2024/11070 E. , 2026/3162 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/429 Esas, 2024/1662 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebili
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2024/11070 E. , 2026/3162 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/429 Esas, 2024/1662 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanığın dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli ve 2022/43 Esas, 2022/580 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62, 50/1-a maddeleri gereği 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 14.05.2024 tarihli ve 2023/429 Esas, 2024/1662 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmaması aleyhe istinaf talebi bulunmadığından, sanığın duruşmalara katılmamasına ilişkin isnadın sübut bulmadığının gözetilmemesi ise sonuca etkili görülmediğinden eleştiri konusu yapılarak sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Katılan ile aralarında irade birliği bulunmadığından vekalet ilişkisi kurulduğundan söz edilemeyeceğine, tarafına ödenmiş bir vekalet ücretinin bulunmadığına, suça dayanak İcra Mahkemesi dosyasında katılanın iki ayrı vekilinin aktif olarak görev yaptığına, bu avukatların belirtilen dosyada vekillik görevlerinin devam ettiğine ve mahkemece bu avukatların 19.02.2019 tarihli celsede sundukları mazeret taleplerinin kabul edilmediğine, katılanın gönderdiği mesajlarda yurt dışında olması nedeniyle tek duruşma için mazeret bildiriminde bulunmasını istediğine, İcra Ceza Mahkemesince gerekçeli kararın vekil olarak tarafına tebliğinin usulsüz olduğuna, kararın UYAP kaydı bulunan diğer vekillerine yapılması gerektiğine, mahkemenin delil araştırması yapmaksızın eksik inceleme ile hakkaniyete aykırı verdiği kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme gereğince hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olacağı, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak son soruşturmanın açılması kararında gösterilmesi gerektiği cihetle; dava açan belge olan son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararda sanık hakkında son soruşturma açılması talebinin kabulüne karar verilmiş ise de gerekçede iddia olarak anlatılan fiil ve failin iddianame ile soruşturma ve kovuşturma izinlerinde yer verilenden farklı olduğu, yargılama konusu olaya ilişkin yüklenen suçu oluşturan fiiller mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadan, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan son soruşturmanın açılması için yeterli delil bulunduğu ve delillerin takdirinin mahkemesine ait olduğu belirtilerek ve 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin sevk maddesi olarak gösterildiği, bu suretle usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı nazara alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.