İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2024/11949 Karar: 2026/2176 Tarih: 2026

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2024/11949 K.2026/2176

5. Ceza Dairesi 2024/11949 E. , 2026/2176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2763 Esas, 2024/2602 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : On

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2024/11949 E. , 2026/2176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2763 Esas, 2024/2602 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : On

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2024/11949 E. , 2026/2176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2763 Esas, 2024/2602 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen Kararın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararıyla zimmet suçundan açılan kamu davasında, İlk Derece Mahkemesince sanığın, eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulü ile beş ay hapis cezasına hükmolunarak cezasının ertelenmesine karar verildiği bahse konu hükme yönelik istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "Sanığın TCK'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkilerden birini kötüye kullanması sebebiyle hapis cezasına mahkum edilmiş olması nedeniyle, cezasının infazından sonra başlamak üzere verilen 2 ay 15 gün süreyle TCK'nın 53/5. maddesi uyarınca 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına" bendi eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-d maddesinde yer verilen "... ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alınarak sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ayrı ayrı REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararıyla zimmet suçundan kamu davası açıldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1. maddesinde zimmet suçu için öngörülen cezanın üst sınırının 12 yıl olduğu, İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulü ile 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca 2 ay 15 gün süreyle hak yoksunluğu ilave edilerek hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.02.2024 tarihli ve 2023/9-422 Esas, 2024/91 sayılı Kararında açıklandığı gibi sanık hakkında istinaf incelemesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin ek bir yaptırım olarak ilk kez hükme ilave edilmesi durumunda hükmün temyizi kabil hale geleceği, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığının belirlenmesi sırasında mahkemenin kurduğu hükümde kabul ettiği suç vasfının değil dava açan belgedeki sevkte gösterilen suçun esas alınması gerektiği, Daire çoğunluğunca mahkemenin görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurmuş olması nedeniyle bu suç esas alınarak kanunda suç için öngörülen cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla olmaması gerekçesiyle hükmün kesin nitelikte olduğunun kabul edildiği oysa dava açan belge olan görevsizlik kararında suçun zimmet olarak nitelendirildiği ve sevk maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinin gösterildiği, zimmet suçu için öngörülen cezanın üst sınırının 12 yıl olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince üst sınırı 12 yıl olan bir suçtan verilen 5 ay hapis cezasına ek yaptırım olarak ilk kez 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca 2 ay 15 gün süreyle hak yoksunluğunu ekleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilebilir olduğu, mevcut durumda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesinin uygulama alanı bulamayacağı, Keza 5271 sayılı Kanun'nun 286. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan bentlerin hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğüne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalmaları hem de istisnai norm olma özelliği taşımaları, ilk derece mahkemesince kurulan bir mahkûmiyet hükmüne yalnızca güvenlik tedbiri niteliğindeki 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin ilk kez istinaf incelemesinde yaptırım olarak eklenmesi hâli 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasında istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmemiş olduğundan, bu şekilde verilen bir kararın temyiz yoluna tabi olup olmadığı belirlenirken 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi içerisinde kabul edilmesinin istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle de bağdaşmayacak olması hususları ile Anayasa'nın 90/5. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan milletlerarası antlaşmaların iç hukuk hâline gelmesi ve öncelikle uygulanması gerekliliği karşısında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek (7) numaralı Protokolü’nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı ikinci maddesinin birinci fıkrası ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin on dördüncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hakkında hükmolunan cezayı herkesin yüksek bir mahkeme veya yargı organınca incelenmesini sağlama hakkına sahip olduğuna dair hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında kurulan hükmün esasının temyizen incelenerek bir karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan temyiz isteminin reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla