İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2024/12326 Karar: 2025/13615 Tarih: 2025

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2024/12326 K.2025/13615

5. Ceza Dairesi 2024/12326 E. , 2025/13615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2383 Esas, 2024/3235 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2024/12326 E. , 2025/13615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2383 Esas, 2024/3235 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2024/12326 E. , 2025/13615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2383 Esas, 2024/3235 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine dair İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2022/67 Esas, 2022/272 sayılı Kararın sanık ve katılan tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 29.11.2023 tarihli ve 2022/2582 Esas, 2023/3472 sayılı Karar ile "..İlk derece mahkemesince sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun sübuta erdiğinin kabul edilmesi ve uygulanan cezada bir isabetsizlik yok ise de; TCK'nın 53/5. maddesi gereğince aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde sanık hakkında aynı yasanın 53/1-e. maddesindeki hakları kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği, sanık hakkında tanzim edilen iddianamede ve son soruşturmanın açılmasına karar verilmesine ilişkin kararda sevk maddeleri arasında TCK'nın 53/5 maddesine yer verilmediği gözetilerek, CMK'nın 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verildikten sonra hakkında anılan maddenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 27.03.2024 tarihli ve 2023/478 Esas, 2024/93 sayılı Karar ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.750 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Sanık ve katılanın istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 16.10.2024 tarihli ve 2024/2383 Esas, 2024/3235 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin paragrafı düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Mahkumiyet kararının varsayıma ve afaki delillere dayandığına, yetersiz inceleme yapıldığına ve lehe hükümlerin uygulanmadığına, katılanın hukuken bir mağduriyet ya da zararının olmadığına, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanamayacağına, atılı suçun ispatlanmadığına ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 29.11.2023 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 27.03.2024 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 16.10.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. ve 307/5. maddeleri uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 26.05.2022 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla