Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2024/8657 E. , 2025/13644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/468 Esas, 2016/235 Karar SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örg
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2024/8657 E. , 2025/13644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/468 Esas, 2016/235 Karar SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvete yardım etme, zimmet, suç uydurma, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma, görevi kötüye kullanma, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'a (6197 sayılı Kanun) aykırılık, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'a (298 sayılı Kanun) aykırılık, gizliliğin ihlali HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, müsadereye yer olmadığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, düzeltilerek onama, bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvete yardım etme ve zimmet suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde bu suçlar yönünden müdahil sıfatını kazandığı, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu itibarla rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvete yardım etme ile zimmet suçları dışındaki diğer suçlardan açılan tüm kamu davalarında Hazinenin, Bakanlık aleyhine işlenen döner sermaye payını artırmak amacıyla nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçları ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvete yardım etme, zimmet, suç uydurma, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma, 6197 sayılı Kanun'a aykırılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarında SGK'nın, sahte reçetelerin tahsili suretiyle SGK aleyhine işlenen nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçları ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, rüşvet verme, rüşvete yardım etme, suç uydurma, gizliliğin ihlali, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma, 6197 sayılı Kanun'a aykırılık ve 298 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından açılan kamu davalarında da Bakanlığın 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmedikleri ve katılma haklarının olmadığı, Bakanlık ve SGK yönünden mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, her bir kurum yönünden tek tek anılan bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik Hazine, Bakanlık ve SGK vekillerinin temyiz taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvuruların kapsamına göre incelemenin Hazine vekilinin rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvete yardım etme ve zimmet suçlarından kurulan beraat ve mahkumiyet hükümleri ile sanık ...'e ait 21... plakalı aracın müsaderesine yer olmadığına dair karara, Bakanlık vekilinin zimmet, döner sermaye payını artırmak amacıyla işlenen nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, görevi kötüye kullanma ile rüşvet alma suçlarından kurulan beraat hükümlerine, SGK vekilinin sahte reçetelerin tahsili suretiyle SGK aleyhine işlenen nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan beraat hükümlerine, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile müdafiilerinin bu sanıklar hakkında, sanıklar ... ve ...’ın da haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suça sürüklenen çocuk sıfatıyla ... hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2011 tarihli ve 2010/23839 Soruşturma, 2011/8493 Esas, ... numaralı İddianamesiyle açılan kamu davalarına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı, keza Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2010 tarihli ve 2010/23611 Soruşturma, 2010/8908 Esas, ... numaralı İddianamesiyle ... hakkında kendi ailesine ait yeşil kartlar ile gerçeğe aykırı reçete düzenlenmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan, ... hakkında rüşvet verme suçundan, ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 220/5. maddesi delaletiyle ayrıca 2 kez nitelikli dolandırıcılık ve 1 kez kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, ... ve ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 220/5. maddesi delaletiyle ayrıca nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, ... hakkında tanzim ettiği 01.12.2008 tarihli tutanak nedeniyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, ... hakkında ... ve ...'ya rüşvet verme ile ...'ı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettirme suçlarından, ... ve ... hakkında ...'ya rüşvet verme ile ...'yu kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettirme suçlarından ve ... hakkında ...'ten rüşvet alma suçundan açılan kamu davalarına ilişkin olarak da hüküm kurulmadığı anlaşıldığından bu hususlarda mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Sanıklardan ... hakkında suç uydurma ve görevi kötüye kullanma, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma, ... ve ... görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında görevi kötüye kullanma, ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 220/5. maddesi delaletiyle görevi kötüye kullanma, ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden temin olunan güncel nüfus kayıt örneklerine göre ...'in hükümden sonra 06.04.2025, ...'ın ise 26.09.2020 tarihinde vefat ettikleri anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıkların üzerlerine atılı suç uydurma, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma ile görevi kötüye kullanma suçlarının 5237 sayılı Kanun'un 271, 187/1 ve 257. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, mahkumiyet hükümleri yönünden suç tarihi olan 20 08... yılları ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin, beraat hükümleri yönünden ise zamanaşımını kesen son işlem olan 18.01.2011, 03.03.20 11... .05.2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun 223/8. maddeleri gereğince sanıklar ... ve ... hakkındaki kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, Sanıklardan ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, rüşvet verme ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına yardım etme, ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettirme, rüşvet verme ve nitelikli dolandırıcılık ile ... hakkında iki kez nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleriyle, ... hakkında doğrudan, ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 220/5. maddesi delaletiyle zimmet, ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet, ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine azmettirme ve nitelikli dolandırıcılık, ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık, ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına yardım etme ve nitelikli dolandırıcılık, ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına yardım etme suçlarından kurulan beraat hükümleri ve ...'e ait 21... plakalı aracın müsaderesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği halde sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında temel ve sonuç adli para cezalarının eksik olarak tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, kurulan mahkumiyet hükümleri ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri ve 21... plakalı aracın müsaderesine yer olmadığına dair karar usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar ..., Bakanlık ve ... vekilleri, sanık ... ve ... müdafiileri ve sanıklar ..., ... ile ... ve müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan iki kez ve rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanık hakkında ..., ... ve ...'dan rüşvet aldığı iddialarına ilişkin 3 ayrı sevk maddesi ile rüşvet alma suçundan kamu davası açılmış ise de; yargılama sürecinde 3 ayrı rüşvet anlaşmasının ortaya konmadığı ve eylemlerin tek bir anlaşma kapsamında gerçekleştiği hususuna kararın gerekçesinde yer verilmeksizin 1 kez rüşvet alma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması sonuca etkili görülmediğinden, sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan isabetli şekilde iki defa mahkumiyet hükmü kurulduğu halde 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının bir defa uygulanması ise aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması yerine, aynı Kanun'un 53/1. maddesindeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince, mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek hüküm fıkrasının 4-B bendinin dördüncü paragrafının "Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 1 yıl 8 ay süreyle yasaklanmasına," ibaresiyle, 4-D bendinin beşinci paragrafının da "Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezalarının infazından sonra başlamak üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 2 yıl 1 ay ay süreyle yasaklanmasına," ibaresiyle değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Sanıklardan ... hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına yardım etme, ... hakkında kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma, ... ile ... hakkında kamu görevlisinini resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Sanıklardan ...'ın minibüs şoförü, ..., ... ve ...'ın eczane çalışanı, ...'in ise ilkokul mutemeti olduğu, ...'ın çalıştığı güzergahtaki köylerde yaşayan bir kısım kişilerle reçetelerinin işlemlerini yaptırıp ilaçlarını almak üzere anlaştığını ve buna ilişkin muhtarlar vasıtası ile köylülerden imza aldığını, ...'in görev yaptığı okuldaki öğrencileri ve yakınlarını doktor ...'e götürdüğünü, sağlık karnelerine gerçeğe aykırı reçete yazdırma hususunda bilgisi olmadığını, ..., ... ve ...'ın da eczanede yalnızca çalışan olduklarını, sağlık karnelerine gerçeğe aykırı reçete yazdırma ve tahsil edilmesi sürecine dahil olmadıklarını savunmaları, yine sanıklardan ...'ın isnat edilen SGK aleyhine işlenen dolandırıcılık ve sahtecilik isnadı yönünden iddianamede belirtilen reçete sayıları da dikkate alındığında, yazdığı reçeteleri tıbbi kanaati doğrultusunda tanzim ettiğini, müracaatı olmayan hastalara reçete yazmadığını savunması, suça konu reçetelerin hak sahiplerinin tespit edilip duruşmalarda dinlenmemiş olması ve reçetelerin hak sahiplerinin sahip oldukları hastalıklara ilişkin teşhis ve tedavi ile uyumlu olup olmadıklarının araştırılmaması, sanıklardan ...'e isnat edilen protokol defteri sayfalarını yırtma ve buruşturma şeklindeki resmi belgeyi bozma veya yok etme eylemi bakımından ise, 5237 sayılı Kanun'un 205. maddesindeki suçun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilerek ondan faydalanma olanağının engellenmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesinin gerektiği, somut olayda ...'in evinde bulunan yırtılmış ve buruşturulmuş haldeki protokol defteri sayfalarının duruşmaya getirtilip incelenmemesi ve söz konusu belgelerin tahrip edilmesi neticesinde yararlanması engellenen kişiler olup olmadığının, varsa beyanlarının tespit edilmesi gerekliliğine uyulmaması karşısında, tüm bu hususlarlar ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanık savunmalarının aksine, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın sahtecilik ile dolandırıcılık eylemlerindeki iştiraklerinin ne suretle gerçekleştiğine yönelik ve yine sanık ...'ın sahte reçete tanzim ederek işlediği kabul edilen sahtecilik ile dolandırıcılık eylemlerinde mahkumiyete esas alınan delillerin nelerden ibaret olduğu somut bir şekilde karara yansıtılmadan ... yönünden eksik inceleme ve tüm hükümler bakımından yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması, Sanıklardan ... ve ...'e isnat edilen Bakanlık aleyhine dolandırıcılık ve sahtecilik eylemleri bakımından, sanıkların suça konu girişimsel işlem formlarını bizzat kendilerinin doldurmadıklarını, yardımcı personelin formları iş yoğunluğu sebebiyle tıbbi işlemler yapılır yapılmaz değil zaman içerisinde toplu olarak doldurduğunu savunmaları, tanık olarak dinlenen yardımcı personellerin de benzer beyanda bulunmaları, keza suça konu girişimsel işlemler formlarının iğfal kabileyetinin de tespit edilmemiş olması karşısında, sanık savunmalarının aksine isnat edilen suçları işlediği hususunda, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığı gözetilerek sanıkların atılı suçlardan beraatlerine karar verilmesi gerektiği nazara alınmadan, yanılgılı değerlendirme sonucu mahkumiyetlerine hükmedilmesi, Sanık ...'in kovuşturma aşamasında Bakanlık zararını giderdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 tarihli ve 2013/12-74 Esas, 2014/140 Karar sayılı ilamı ve istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılamasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, sanık ...'ın sorgusu yapılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması suretiyle aynı Kanun'un 1 47... . maddelerine aykırı davranılması, Kamu davasına dayanak teşkil eden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2010 tarihli ve 2010/23611 Soruşturma, 2010/8908 Esas, 2010/661 sayılı iddianamesinde sanık ... hakkında kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçuna ilişkin herhangi bir isnada yer verilmediği gibi bu suçtan sevk maddesi de gösterilmediği, bu itibarla adı geçen sanık hakkında bahsi geçen suçtan kamu davası açılmadığı halde mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri, sanıklar ..., ..., ... ve müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.