Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2025/11181 E. , 2026/5098 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1415 Esas, 2025/731 Karar SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜMLER : Sanıklardan ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre rüşvet almaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükümleri düzeltilerek istinaf başvurularının
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2025/11181 E. , 2026/5098 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1415 Esas, 2025/731 Karar SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜMLER : Sanıklardan ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre rüşvet almaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükümleri düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi, ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme taleplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren ayrı ayrı reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanıklardan ... ile ...'na yüklenen suçlardan mahkumiyetlerine, ...'ın yüklenen suçtan beraatine dair Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2024 tarihli ve 2024/27 Esas, 2024/478 sayılı Kararının sanıklar ... ve ... müdafiileri ile katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.01.2025 tarihli ve 2024/2819 Esas, 2025/6 sayılı Kararı ile "... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, mevcut delil durumuna ve olayın oluş şekline göre sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Yasa'nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışı bulunmadığından cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu itibarla sübut bulan fiilinin görevinin ifasıyla ilgili olarak yapması gerekli bir işi yapmak için menfaat sağlamak suretiyle rüşvet alma niteliğinde olduğu, ancak taraflar arasında gerçek iradeye dayalı bir rüşvet anlaşması gerçekleşmediğinden (katılanın amacının rüşvet vermek olmayıp olayın ortaya çıkmasını sağlamak ve sanıkları yakalatmak olduğu) sanıkların eyleminin rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturacağı gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile cebri irtikap suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi ... Yargıtayın yerleşik uygulaması kapsamında; "...tüm hükümler yönünden değerlendirme yapılması yerine dosyanın tefrik edilerek bir kısmının ilk derece mahkemesine bozulmak suretiyle gönderilmesine, bir kısmının ise temyize konu hükümler olup olmamasına bakılmaksızın kesin olmasına rağmen suç vasfı nedeniyle temyizinin mümkün olduğu için farklı uygulamaların önüne geçilmesi bakımından bağlantı nedeniyle deliller hep birlikte değerlendirilip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi..." şeklinde gerekçe gösterilerek esas incelemesi yapılmaksızın bozma kararları verilmekte olup, Bu itibarla, istinaf başvuruları doğrultusunda dosyanın niteliği, suç ve taraf sayısı, usul ve dava ekonomisi ilkeleri birlikte gözetilerek, Dairemizin yukarıda değinilen 1 nolu bozma kararı ile bağlantı bulunması nedeniyle..." gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanun 280/1-e ve 289/1. maddeleri uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 26.02.2025 tarihli ve 2025/70 Esas, 2025/105 sayılı Karar ile sanıklardan ... ve ...'nun rüşvet almaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252/2-1, 252/4 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında aynı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına, Sıddık Ayrıl'ın ise beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.04.2025 tarihli ve 2025/1415 Esas, 2025/731 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik O yer Cumhuriyet savcısı ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğunun uygulanması yönünden düzeltilerek sanıklar ... ve ... müdafiileri ile katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanıkların üzerlerine atılı icbar suretiyle irtikap suçunun tüm unsurları ile sübut bulduğuna, mahkeme aksi kanaatte ise üst sınırdan cezalandırılmaları gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. Sanıklar Müdafiilerinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkındaki hükümlerin eksik incelemeyle ve sübuta yeterli delil bulunmadan kurulduğuna, teşdit uygulamasının yerinde olmadığına, usul ve esasa aykırı olan kararların bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 25.10.2024 tarihli hükümlere yönelik istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 08.01.2025 tarihli bozma kararları, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 26.02.2025 tarihli hükümler ve bu hükümlere yönelik istinaf incelemesine ilişkin 18.04.2025 tarihli kararlar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... vekili ile sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararlarının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 25.10.2024 tarihli hükümler yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.03.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi iki kamu görevlisi sanığı icbar suretiyle irtikaptan mahkûm etmiş, bir sanığı beraat ettirmiş; Diyarbakır BAM 6. Ceza Dairesi 08.01.2025 tarihinde duruşma açmadan, icbar boyutuna varan davranış bulunmadığı ve katılanın amacı rüşvet vermek değil sanıkları yakalatmak olduğundan gerçek bir rüşvet anlaşması oluşmadığı gerekçesiyle eylemi rüşvet almaya teşebbüs olarak nitelendirip hükümleri bozmuştur. İlk derece mahkemesi bozmaya uyarak sanıkları TCK 252/2-1, 252/4 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapisle cezalandırmış, istinaf başvuruları da esastan reddedilince taraflar temyize gelmiştir.
Hukuki İlke: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli, 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararı uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin CMK 280/1'in (e) ve (f) bentleri dışında kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozmaya istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararlar, görevsiz mahkemece verilmiş sayıldıklarından hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olup hükümsüzdür; suç vasfının değiştirilmesi gibi delil değerlendirmesi gerektiren hâllerde BAM'ın 280/1-g uyarınca duruşma açıp ikinci fıkraya göre kendisi hüküm kurması gerekir, ilk derece mahkemesinin de CMK 284 gereği direnme yetkisi yoktur.
Uygulama Sonucu: Daire, duruşmasız verilen 08.01.2025 tarihli bozma kararlarını, buna uyularak kurulan 26.02.2025 tarihli hükümleri ve bunlara ilişkin istinaf kararlarını hukuka aykırı bularak kararları sair yönleri incelenmeksizin CMK 302/2 uyarınca bozmuş; dosyayı ilk hükümler yönünden 280/1-g uyarınca duruşmalı istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı BAM dairesine göndermiştir.
Dava Strateji Notu: İrtikap-rüşvet vasıf tartışmasının döndüğü dosyalarda BAM'ın vasfı dosya üzerinden değiştirip bozması, CGK'nın hükümsüzlük içtihadı karşısında zincirleme geçersizlik doğurur; müdafi bu usul aykırılığını temyizde ilk sıraya koymalıdır. Esas yönünden ise katılanın amacının yakalatmak olduğu senaryolarda gerçek rüşvet anlaşması kurulamayacağından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı savunması, tamamlanmış suça göre önemli ceza avantajı sağlar.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.