Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2025/12 E. , 2025/15743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1392 Esas, 2024/1419 Karar SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde;
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2025/12 E. , 2025/15743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1392 Esas, 2024/1419 Karar SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dairemizin 2023/6028 Esasında kayıtlı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2021/569 Esas sayılı dava dosyası ile temyiz incelemesine konu bu dava dosyası arasında sanıklar ve suçlar yönünden fiili ve hukuki bağlantı olduğu gözetilerek her iki dosyanın birlikte yapılan incelemesinde; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanığın zimmet suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyetine, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ise beraatine dair Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2020 tarihli ve 2020/124 Esas, 2020/371 sayılı Kararının sanık ... katılan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 06.06.2022 tarihli ve 2021/569 Esas, 2022/795 sayılı Karar ile "...Mahkemece hükmün gerekçe kısmında, "sanık ...'ın 20.000TL paraya ilişkin herhangi bir evrak ya da makbuz düzenlemediğinin sabit olduğu, katılan kurumun doğrudan zararının oluşmadığı, kurumun kasasına girmesi gereken paraların makbuzlarla belgelenmediği dolayısıyla kurumun kasasına dahil olmuş bir paranın bulunmadığı," belirtilerek, katılan kurumun bir zararının bulunmadığının kabul edilmiş olmasına rağmen, gerekçenin devamında "sanığın da acentelerin limitlerini artırdığı ancak parayı kurumun kasasına koymayıp kendi uhdesinde tutarak kurumun faiz gelirinden yoksun kalmasına sebebiyet vermesiyle görevinin gereklerini yerine getirmeyerek görevini kötüye kullandığının anlaşıldığı," denmek suretiyle, kurumun faiz gelirinden yoksun kalmak suretiyle zararının olduğunun kabul edilmesiyle, gerekçenin kendi içinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması, Kabule göre de; Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 20.01.2022 tarih, 2018/4520 Esas, 2022/672 Karar sayılı ilamında ve pek çok kararında da belirtildiği üzere; dosyanın tüm ekleriyle birlikte .. Emekli Uzman Denetçilerinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi edilerek, iddianamede anlatılan tüm eylemlere ilişkin denetime elverişli şekilde rapor aldırılarak; sanık ...'ın iddianamede anlatılan eylemler nedeniyle, uhdesinde para tutup tutmadığı, kurumun faiz gelir kaybına neden olup olmadığı, hesabına gönderilen paraları ay sonu itibarıyla kuruma iade ettiğinin iddia edilmesi karşısında, bu husus tartışılarak, kullanma zimmeti kabul edilmesi halinde, suçun konusunun paranın "neması" olacağından sanık hakkında değer azlığı uygulanıp uygulanmayacağı, sanığın .. Acentesine ait teminat mektubunu iade edip, buna karşılık aldığı 20.000 TL'yi kurum hesaplarına geçirmemesi eyleminin temellük zimmeti oluşturup oluşturmayacağı hususlarının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 tarih ve 2000/8-151/304 E. K. sayılı kararında açıklandığı üzere, sanık hakkında, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde, bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği dikkate alınarak, somut olayda, sanık ...'ın sabıka kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Hatay 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/158 Esas, 2017/259 Karar sayılı ilamı yerine, daha az cezayı içeren Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 217/252 Esas, 2017/266 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması..." gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1. maddesi uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 09.05.2024 tarihli ve 2022/453 Esas, 2024/149 sayılı Karar ile sanığın zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 247/3, 249/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 204/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1, 2, 3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Sanık müdafii ile katılan ... vekilinin istinaf başvuruları üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 24.09.2024 tarihli ve 2024/1392 Esas, 2024/1419 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmüne katılan ... lehine vekalet ücreti eklenmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin suç işleme kastının bulunmadığına, zimmet suçunun manevi unsurlarının oluşmadığına, sahtecilik suçundan verilen beraat hükmünün onanmış olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte zimmet suçundan mahkumiyet hükmü kurulacak ise değer azlığı durumunun da göz ardı edilmemesi gerektiğine, eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine, kararların bozulması gerektiğine ve sair hususlara yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 06.06.2022 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 09.05.2024 tarihli hükümler ve bu hükümlere yönelik istinaf incelemesine ilişkin 24.09.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 15.12.2020 tarihli hükümler yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.