Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2025/1956 E. , 2026/4792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2884 Esas, 2024/3529 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü t
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2025/1956 E. , 2026/4792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2884 Esas, 2024/3529 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanığın yüklenen suçtan beraatine dair Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.11.2019 tarihli ve 2017/227 Esas, 2019/569 sayılı Kararın katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 02.03.2022 tarihli ve 2021/1262 Esas, 2022/696 sayılı Kararı ile dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunda sanıkların zimmetlerine para geçirdiklerinin belirtilmesine rağmen bu rapora neden itibar edilmediği açıklanmaksızın, nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet yerine beraat kararı verildiği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde sanığın nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetine ilişkin Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/115 Esas, 2022/331 sayılı Kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 27.02.2024 tarihli ve 2022/3707 Esas, 2024/679 sayılı Kararı ile sanığa çıkarılan davetiyeye 5271 sayılı Kanun'un 307/2. maddesi uyarınca ihtarat yazılmadığı, sanık dinlenmeden hüküm kurulmasına yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 289/1-e-h ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesini müteakip, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 28.05.2024 tarihli ve 2024/94 Esas, 2024/232 sayılı Karar ile sanığın nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/1, 247/2, 43/1, 248/1, 62 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Sanık müdafiinin ve katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.11.2024 tarihli ve 2024/2884 Esas, 2024/3529 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi İstinaf başvurusundaki hususlar yönünden gerekçeli ve denetime elverişli değerlendirme yapılmadığına, bilirkişi raporlarında stok açığına hangi sanığın ne miktarda sebebiyet verdiğinin tespit edilemediğine, sanığın zimmetine para geçirdiğinin ispat edilemediğine, market sistemindeki açığın kurumun işleyişindeki düzensizlikten ve iç denetim eksikliğinden kaynaklandığına, kriminal incelemede sanığın hiçbir faturada taklit imzasına rastlanmadığına, zimmet kastının bulunmadığına, temel cezanın yetersiz gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine, zimmete geçirildiği iddia edilen miktarın suç tarihi itibariyle değerinin az olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 249/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, zararın soruşturma başlamadan önce tamamıyla giderildiğine ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. Katılan Ticaret Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda alt sınırdan ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçtan elde edilen kazancın, gelirin ve eşyaların müsaderesine ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 02.03.2022 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun'un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 22.09.2022 tarihli hüküm, bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 27.02.2024 tarihli ikinci bozma kararı, bu karara uyularak yeniden kurulan 28.05.2024 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 12.11.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 15.11.2019 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.