İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2025/7485 Karar: 2026/4967 Tarih: 2026

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2025/7485 K.2026/4967

5. Ceza Dairesi 2025/7485 E. , 2026/4967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1075 Esas, 2024/2469 Karar SUÇ : Taksirle ölüme neden olma HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince taksirle ölüme neden olma suçundan verilen beraat hükümleri kaldırılarak sanıklardan ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüy

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2025/7485 E. , 2026/4967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1075 Esas, 2024/2469 Karar SUÇ : Taksirle ölüme neden olma HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince taksirle ölüme neden olma suçundan verilen beraat hükümleri kaldırılarak sanıklardan ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüy

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2025/7485 E. , 2026/4967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1075 Esas, 2024/2469 Karar SUÇ : Taksirle ölüme neden olma HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince taksirle ölüme neden olma suçundan verilen beraat hükümleri kaldırılarak sanıklardan ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ... hakkında beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi gereği reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Develi Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.10.2017 tarihli hükümlerinin katılanlar vekili ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler kaldırılarak sanıkların ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine dair kararların katılanlar vekili ve sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.03.2024 tarihli ve 2021/14157 Esas, 2024/2751 Karar sayılı ilamıyla hükümlerin bozulmasına ve dava dosyasının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 17.12.2024 tarihli ve 2024/1075 Esas, 2024/2469 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'nin 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hakkında hak yoksunluğu uygulanmasına dair hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Sanık ...'nin tanık ...'nın beyanında geçtiği üzere ölen bebeğe kulak-burun-boğaz polikliniğinden döndükten sonra tedavi amaçlı bir müdahale bulunmadığına, sanık tarafından konsültasyon işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığına ve acil servis tarafından konsültasyon işleminin takip edilmediğine, doktorların bilgi alışverişinde bulunmadığına, dosyada mevcut raporlarda ölen bebeğin üst merkeze sevk edilmesi sürecinin yönetilmesinde kusur olduğunun tespit edildiğine, ölüm olayının sanıkların yeterli bilgi, beceri ve donanıma sahip olmamaları nedeniyle gerekli muayene ve tetkikleri yapmamaları ile görevlerini yaparken gerekli dikkat ve özeni göstermediklerinden meydana geldiğine, sanıkların taksirle adam öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müteveffanın ölümüne neden fasulye tanesini sabah saatlerinde yuttuğunun tanık ve katılan beyanları ile sabit olduğuna, acil servisten müvekkiline yönlendirilen bebeğin muayenesinin sanık tarafından hastanenin tıbbi imkanları ile sınırlı olarak yapıldığına, çekilen akciğer grafisinde herhangi bir cisim bulunmadığının tespit edildiğine, katılan annenin çelişkili beyanlarda bulunduğuna, bebeğin bronşlarını tamamen ve kısmen kapatan fasulye tanesi çıkarıldığında şişmemiş olduğuna, bu durumun bebeğin ilk hastaneye getirildiğinde yutmamış olduğu anlamına geldiğine, katılanın bebeği hastaneden eve götürdükten sonra çocuk tarafından yutulan yeni bir yabancı cisim olduğuna, bu nedenle sağlık personelinin eylemleri ile ölüm arasında illiyet bağının olmadığına, üç hekim tarafından görülen bebeğin solunum sıkıntısı olmadığının tespit edilmesi üzerine müvekkiline yönlendiren acil servis hekiminin tekrar kulak-burun-boğaz uzmanından bebeğin durumu ile ilgili yapılması gereken bir şey var mı diye sormadığına, bu durumun acil servis hekiminin sorumluluğunda olduğuna, müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeniyle verilen mahkumiyet kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli hükümleri ile bu hükümlerin istinaf incelemesine ilişkin 04.04.2019 tarihli kararların Dairemizin 13.03.2024 tarihli ilamı ile bozularak tamamen ortadan kalktığı gözetilmeden 11.10.2017 tarihli hükümlerin kaldırılmasına karar verilmiş ise de her iki sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 230, 2 31... . maddelerine uygun yeni hükümler kurulmuş olması nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. 1)Sanık ... hakkında verilen beraat hükmü yönünden Bozmaya uyularak, sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen Bölge Adliye Mahkemesinin beliren takdir ve kanaatine göre katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2)Sanık ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden Suç tarihinde Develi Devlet Hastanesinde kulak-burun-boğaz doktoru olarak görev yapan sanığın, ölen hasta...'nın kulak-burun-boğaz polikliniğine konsültasyon sonrasında acil koşullarda ambulans ile bir üst merkeze sevk edilmesi sürecinin yönetilmesinde kusurlu olduğu ve bunun sonucunda daha donanımlı bir hastaneye gönderilmeyen hastanın ölümüne neden olduğu, sanığın eylemi ile ölüm arasında uygun illiyet bağı yok ise de bir doktor olarak görevlerinin gereklerini yerine getirmekte ihmal gösterip ölüme neden olduğunun kabulü ile sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de sanığın, ölen bebeğin acil serviste görevli diğer sanık doktor ... tarafından kulak-burun-boğaz polikliniğine resmi bir konsültasyon isteminde bulunulmadan telefon ile bilgi verilerek gönderildiğini, bebeğin muayenesi sırasında morarma, hırıltılı solunum, aşırı öksürük ve ses kısıklığı olup olmadığını katılan ...'ya sorduğunu, onun da olmadığını söylediğini, yabancı cisim kaçması nedeniyle daha net sonuçların endoskobik görüntüleme ile alınabileceğini, bu aletin hastanede olmaması nedeniyle ... Tıp Fakültesi Hastanesi göğüs hastalıkları servisine gitmeleri yönünde sözlü olarak yönlendirdiğini savunması, İlk Derece Mahkemesince 16.12.2015 tarihli celsede tanık olarak dinlenen sekreter ...'un, "...doktor bey hasta yakınlarına Kayseri'ye götürmelerini söylediğinde hasta yakını diğer çocuğunun rahatsız olduğunu, randevusu olduğunu, birlikte götüreceklerini doktor beye söyledi." şeklindeki beyanı ile katılan ...'nın çocuğu Tıp Fakültesi Hastanesi yerine tekrar acil servise götürmesi hususları nazara alındığında, sanığın görevli olduğu kulak- burun-boğaz polikliniğine resmi olarak konsültasyon isteminde bulunulmadığından sanığın da resmi olarak sevk işlemine kayıt düşmediği, tanık beyanı ve belgelerle uyumlu sanık savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1) Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle hükümde katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2) Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2026 tarihinde karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla