Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2025/8133 E. , 2026/4949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1738 Esas, 2024/1797 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2025/8133 E. , 2026/4949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1738 Esas, 2024/1797 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2024 tarihli ve 2022/256 Esas, 2024/261 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2 ve 62. maddeleri gereği 2 ay 15 gün hapis ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/1738 Esas, 2024/1797 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi İlk Derece Mahkemesinin istinaf talebini kabul ederek dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine gönderdiğine, süre tutum dilekçesinin süresinde olmaması halinde istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine, kullandığı bilgisayar üzerinde inceleme yapılmasına ilişkin talebinin reddedildiğine, belirtilen hükmün şikayetçi tarafından istinaf edildiğine, mahkeme tarafından kararın akibetinin sorulmadığına, herhangi bir ihmalinin bulunmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle kararda sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE KARARIN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.03.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlığın temeli sanığın üzerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden objektif cezalandırma şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Avukat olan sanığın katılan ...’ın yargılandığı davada vekâletname ile müdafiliğini üstlendiği, karar duruşması tarihi olan 25.11.2016 günü başka bir avukatı yetki belgesi ile görevlendirdiği, karar yüzüne karşı tefhim edilen bu avukat tarafından durumun sanık avukata bildirildiği, aralarında süre tutum dilekçesinin gönderilmesi hususunda iletişim kurdukları, istinaf aşamasında istinaf süresinin kaçırılması sebebiyle istinaf başvurusunun reddedildiği, sanık tarafından sistemden süre tutum dilekçesi gönderdiği savunulmasına rağmen fiziki dosya ve UYAP araştırmalarında böyle bir dilekçeye rastlanmadığı, sanığın müvekkilliğini üstlendiği katılan hakkında verilen mahkûmiyet kararına karşı istinaf süresini kaçırarak kararın kesinleşmesine neden olduğu, bu şekliyle katılanın mağduriyetine sebep olduğu kabul edilen ve bu şekilde sübuta eren olayda, sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere sanığın katılan hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünü istinaf etmeyerek kesinleşmesine ve mağduriyetine sebep olduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/ 11... /9 Esas sayılı ilamı ve istikrar kazanan içtihatları ile sanık müdafi tarafından kanun yolu süresinin kaçırılması durumunda kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Dolayısıyla kararın sanığa tebliğ edilmemesi durumunda henüz ilgili karar kesinleşmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, sanığın ceza yargılamasında müdafiiliğini üstlendiği katılanla ilgili verilen mahkûmiyet kararını süresinde istinaf etmeyerek hükmün kesinleşmesine ve bu şekilde mağduriyetine neden olduğu iddia ve kabul olunmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf süresini kaçırması durumunda kararın sanığa tebliği ile istinaf dilekçesi sunması halinde istinaf isteminin incelenmesi gerekmekte olup, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince yerine getirilmemiş olması, hükmün usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlamına gelmeyecektir. Dolayısıyla somut olay bakımından dosyamızın sanığının süresinde istinaf kanun yoluna başvurmama şeklindeki eylemi yönünden ilgili karar henüz kesinleşmemiş olduğundan, bu anlamda sanığın eylemi sonucu kişi mağduriyetinin doğduğu henüz belirli olmadığından objektif cezalandırma şartları oluşmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.