İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/12615 Karar: 2024/10588 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/12615 K.2024/10588

6. Ceza Dairesi 2022/12615 E. , 2024/10588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2230 E., 2021/1570 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM LER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yo

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/12615 E. , 2024/10588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2230 E., 2021/1570 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM LER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yo

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/12615 E. , 2024/10588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2230 E., 2021/1570 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM LER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen 13.09.2019 tarihli beraat kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince beraat hükmünün mahkûmiyet veya mahkûmiyet hükmünün beraat olması gerektiği yönünde bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların İlk Derece Mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında; mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan yeni mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenmiştir. 1.Sanık Hakkında Basit Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Verilen Mahkûmiyet Hükümlere Yönelik Sanık Müdafii ve Katılan ... ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Talebine Yönelik İncelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Yasa'nın 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi gereğince davaya katılma ... olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaya katılması nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, katılan ... ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen aykırı olarak 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 303/1-h maddesi gereğince hüküm fıkrasına "Katılan ... ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca takdir edilen 8.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan Bakanlığa verilmesine" cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2.Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz Talebine Yönelik İncelemede; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Dosya içerisinde bulunana "Yer Gösterme Tutanağı" ve "Teslim Tesellüm Tutanağı" içeriğine göre, sanığın nitelikli yağma suçunun konusu olan eşyaların bir kısmının soruşturma aşamasında yer göstermek suretiyle mağdura teslimini sağladığı, mağdurun geri kalan 300,00 TL zararını ise kovuşturma aşamasında giderdiği, mağdur duruşmada kısmi iadeye muvafakat vermemesine rağmen mahkemeye sunduğu 05.09.2016 tarihli şikâyetten vazgeçme dilekçesinde bu beyanından dönerek kısmi iadeyi kabul ettiğini belirttiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168 inci maddesinin üçüncü ve birinci fıkraları uyarınca sanığın cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Sanığın katılanın hareket halinde olduğu yol üzerinde geçişini engelleyecek şekilde önceden engeller koyarak ve tertibat alarak yolunu kesmek biçiminde bir hareketinin bulunmadığı ve bu bağlamda “yol kesme”den söz edilemeyeceğinden sanığın eyleminin "yol kesmek" olarak kabul edilmesi ve şartları bulunmamasına rağmen sanığın 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca da cezalandırılmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla