İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/4274 Karar: 2024/503 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/4274 K.2024/503

6. Ceza Dairesi 2022/4274 E. , 2024/503 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/662 E., 2020/1104 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf in

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/4274 E. , 2024/503 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/662 E., 2020/1104 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf in

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/4274 E. , 2024/503 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/662 E., 2020/1104 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2017/749 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/662 Esas, 2020/1104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği 1. Sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince beraatine, aksi halde lehine hükümlerin uygulanmasına, 2. 5271 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mağdurun kolluk beyanlarının, mahkemede alınan ifadesi sırasında doğrulanmadığından hükme esas alınamayacağına, 3. İletişim tespiti (HTS) kayıtlarında suça konu telefonun olay gününden itibaren kullanılmadığı belirlenmişse de bu hususun, telefonun sanık tarafından yağmalandığının kanıtı olamayacağına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Olay günü, mağdur ...'ın ... isimli açık kimliği tespit edilemeyen arkadaşı ile gezerken şeytan Ahmet lakabı ile bildiği sanık ... ile karşılaştıkları, sanığın bu adreste arkadaşımı görüp çıkacağım demesi üzerine sanığı eve aldıkları, yaklaşık bir saat kadar evde kaldıktan sonra sanığın evden ayrıldığı, bu sırada mağdurun, kendisine ait casper marka telefonunun olmadığını fark ederek, "Telefonumu kim aldıysa versin." dediği, sanık, mağdur ve yanında bulunan açık kimlikleri tespit edilemeyen şahısların birlikte araca bindikleri sırada mağdurun, sanığın belinde kendisine ait olan telefonu gördüğü, "Telefonumu almışsın geri ver." demesi üzerine sanığın, aracın içerisinden bir bıçak çıkararak kendisine doğru salladığı ve olay yerinden telefon ile ayrıldığının, kabul edildiği anlaşılmıştır. 2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan gelen yazı cevabında, mağdura ait telefonda takılı bulunan gsm hattının suç tarihi ve saatinden itibaren kullanılmadığının tespit edildiği görülmüştür. 3. Sanık savunmasında özetle; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, olay günü mağdurla sokakta karşılaşmış olabileceğini, mağdurun kaldığı aparta birkaç kez gittiğini, aparttayken mağdurun cep telefonunun kaybolduğunu söylediğini, orada bulunan herkesi telefonunu almakla suçladığını, mağduru eroin kullanması nedeniyle darp ettiğini ancak telefonunu almadığını beyan ettiği görülmüştür. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Olay ve Olgular başlığı altında yer alan (A) bendinde belirtildiği şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda; 1. Dosya içerisinde mevcut iletişim tespiti (HTS) kaydına göre, mağdurun olay tarihinde kullanmakta olduğu telefon hattının kayıtlarının getirtildiği, bu kayıtlarda mağdurun yağmalandığı iddia edilen suça konu telefonun imei numarasının da belirlendiği gözetildiğinde, suça konu telefonun imei numarasından, suç tarihinden önce 12.04.2017 tarihi ile suç tarihi sonrasını kapsayacak şekilde telefona hangi hatların takıldığı, arayan ve aranan kişi ve saat kayıtları ile mesaj ve baz istasyonu bilgilerini içerecek şekilde ayrıntılı görüşme dökümlerinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan celp edilip, tespit edilmesi halinde hat sahiplerinin beyanları alınarak suça konu cep telefonu ile yapılan görüşmelerin sanık ile bir irtibatı olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur. 2. Olayın tek görgü tanığı T. T.'nin usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hükümde, hukuka aykırılık bulunmuştur. 3. Kabule göre de; Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit, bir kimseyi, malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu, malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Tehdit ve cebrin malı, mağdurun hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir. Sonra gerçekleşen cebir ve tehdit, eylemi yağmaya dönüştürmez. Cebir ve tehdit, malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ve ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; suça konu telefonun, evin içerisindeyken mağdurun haberi olmaksızın çalınmasından sonra sanığın evden ayrılıp daha sonra birlikte araca bindikleri sırada mağdurun, telefonunu sanığın belinde görüp geri istemesi üzerine sanığın bıçak çekip telefon ile birlikte olay yerinden ayrıldığı, şeklinde kabul edilen olayda, aradan geçen zaman dilimi ve malın mağdurun hakimiyet alanından çıktıktan sonra tehdit eyleminin gerçekleştiği gözetildiğinde, hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra sanığın, bıçakla mağduru tehdit etmesi nedeniyle, hırsızlık ve silahla tehdit suçlarının sübut bulduğu düşünülmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/662 Esas, 2020/1104 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla