İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/8319 Karar: 2024/9745 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/8319 K.2024/9745

6. Ceza Dairesi 2022/8319 E. , 2024/9745 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/166 E., 2020/902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İlk Derece Mahkemesinin Beraat Kararları Kaldırılarak Kurulan Mahkumiyet

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/8319 E. , 2024/9745 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/166 E., 2020/902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İlk Derece Mahkemesinin Beraat Kararları Kaldırılarak Kurulan Mahkumiyet

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/8319 E. , 2024/9745 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/166 E., 2020/902 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İlk Derece Mahkemesinin Beraat Kararları Kaldırılarak Kurulan Mahkumiyet Kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmiştir. I. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Sanık ...'nun, isnat olunan cinsel saldırı suçunu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2018/166 Esas, 2020/902 Karar sayılı kararında katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, II. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan, Sanıklar ... ve ... Hakkında Cinsel Saldırı Suçundan ve Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde; 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadığı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Oluş ve dosya içeriğine göre; somut olayda katılan ...'nın olaya ilişkin anlatımlarının mevcut deliller ve olayın oluş sebebi ile çelişki içerisinde olduğu, olaydan yaklaşık bir ay sonra dosyaya sunulan ve olaydan birkaç gün sonra cep telefonu ile çekildiği belirtilen vücutta darp izleri olduğunu gösterir fotoğraflar olduğu belirtilmiş ise de, 04.07.2016 tarihli doktor raporunda katılanda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığının belirtildiği, olay sonrası katılanı ilk gören sivil ve kolluk görevlisi tanıkların katılanda herhangi bir darp izi görmediklerini beyan etmeleri, dosyaya sunulan katılana ait başka bir fotoğrafta dudağında belirgin bir yara bulunmasına rağmen fotoğrafın gösterildiği ve katılanı olaydan hemen sonra gören tanığın mağdurda böyle bir yara izi görmediğini beyan etmesi, katılanı eve getirilirken gören görgü tanığının aydınlatmanın iyi olduğunu ve katılanın normal bir şekilde eve girdiğini, katılanın elleri bağlı olsaydı görebileceğini belirtmesi, olay sonrası mağdurun kendisini ilk gören tanıklara ve kolluk görevlilerine, soru olarak sorulmasına rağmen sanıkların kendisini kaçırmaları dışında başkaca bir eylemleri olmadığını beyan etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, katılanın soyut beyanları haricinde sanıklara isnat olunan nitelikli yağma ve cinsel saldırı suçlarını işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek sanıkların nitelikli yağma ve cinsel saldırı suçlarından beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, 2. (1) numaralı bozma nedeninde belirtilen gerekçeye göre, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulama olanağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, 3. Kabule göre de; Sanık ... hakkında adli sicil kaydında yer alan "Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/593 Esas, 2010/307 Karar sayılı ilamı ile hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" yönelik hüküm gereği mükerrirliğine karar verilmiş ise de, tekerrüre esas alınan 5237 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasına uyan suçun yasa değişikliği ile uzlaşma kapsamına alındığı, uzlaştırma işlemleri yönünden uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanıklar ..., ..., ... müdafiileri ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2018/166 Esas, 2020/902 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/269 Esas, 2017/196 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında cinsel saldırı ve nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçlarından ve sanık ... hakkında yağma suçundan beraatine, sanıklar ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 109/2, 109/3-a-b ve 62. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin duruşma açarak İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını kaldırarak 2018/166 Esas, 2020/902 sayılı kararı ile sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik cinsel saldırı yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, sanıklar ... ve ... ... hakkında cinsel saldırı, ... hakkında yağma ve sanıklar ... Üstün ve ... ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını kaldırarak sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik TCK'nın 109/2, 109/3-a-b, 109/5 ve 62. maddeleri gereğince 5 yıl 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına sanık ... ... hakkında mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, TCK'nın 109/2, 109/3-a-b, 109/5, 62. maddeleri gereğince 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... ... hakkında katılan mağdur ...'a yönelik basit cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1, 102/3-d, 62/1. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından TCK'nın 109/2, 109/3-a-b, 109/5, 58/6. maddeleri gereğince 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik basit cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1, 102/3-b, 58/6. maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma suçundan TCK'nın 149/1-d-h, 58/3. maddeleri gereğince 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ... hakkında TCK'nın 204/1, 158/1, 86/2, 141/1, 125/1, 265/1 hapis cezası ile birden çok HAGB olduğunun anlaşıldığı, kararın dairemize gelmesine üzerine, Sanık ... hakkında ...'a yönelik cinsel saldırı yönünden verilen istinaf hükmünün onanmasına, sanıklar ..., ..., ... haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yine sanıklar ..., ... hakkında cinsel saldırı ve sanık ... hakkında yağma suçundan istinaf mahkemesince verilen cezalar yönünden kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde müşteki ... ve annesi ...'ın şikayet dilekçeleri, sıcağı sıcağına verdikleri ifadeler ve özellikle hazırlıkta dinlenen komşuları tanık ... ve Bilgihan Hul'un açık beyanları ve sanıkların gerek hazırlık gerekse sorgu hakimliğindeki tevilli ikrarları birlikte değerlendirildiğinde olay günü teravih namazından çıkan mağdurun sanık ... tarafından kucaklanıp zorla arabaya bindirildiği daha sonra diğer sanığın da yanında olduğu ve olay günü de Üstün'ün zorla altın bilekliğini aldığı dosya içindeki tüm deliller değerlendirildiğinde her ne kadar sanıkların suçu işlemediğinden bahisle karar bozulmuş ise de sanık ...'nun sorgu hakimliğindeki ifadesinde bile olayı tevilli olarak ikrar ettiğini ...'nın araçta bulunduğunu diğer sanık ... ile konuştuğunu ...'ın kendisine kız ile konuşup razı edeceğini evlenmek isteyeceğini belirttiği kendilerinin de kızın rızası yok demelerine rağmen eve götürdüğünü belirterek 20 yaşında bir kızı zorla alıkoyduğu ve istinaf mahkemesinin duruşma açarak çok güzel şekilde ifade ettiği gibi söz konusu ağır ceza mahkemesinin kararını kaldırarak sanıklar hakkında cezalandırılması şeklinde karar verdiği bu kararın yerinde olduğu, buna göre istinaf kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla