Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/10125 E. , 2024/12357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/326 E., 2016/353 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İstemi Red Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde; “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/10125 E. , 2024/12357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/326 E., 2016/353 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İstemi Red Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde; “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre; “Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder. Aynı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak; “Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan kadın mağdur ...'ın, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılan sıfatıyla kabulüne karar verilmekle yapılan incelemede; Oltu Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2013 tarihli ve 2013/107 sayılı iddianamesi ile, sanık hakkında eşe karşı kasten yaralama ve nitelikli tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının hiçbir aşamada haberdar edilmeksizin yapılan yargılama neticesinde, Oltu Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2015/326 Esas, 2016/353 sayılı kararı ile, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan beraat, eşe karşı kasten yaralama suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Tehdit suçundan kurulan hükmün temyiz edilmeksizin, eşe karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükmün ise itiraz edilmeksizin 30.05.2016 tarihinde kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi nedeniyle kasten yaralama suçu ile ilgili yeniden yapılan yargılama sırasında Bakanlığın haberdar edildiği, tarafların yokluğunda yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 15.10.2019 tarihli ve 2019/361 Esas, 2019/578 Karar sayılı kararı ile, kasten yaralama suçu yönünden 10.05.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, katılma ... bulunan Bakanlığa tebliğ edilmemesi nedeniyle usulüne uygun olarak kesinleşmediği kabul edilerek, "karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın kesinleşme işlemlerinin yapılabilmesi için kararın Bakanlığa tebliğ edilmesine" dair hüküm kurulduğu, İş bu kararın 15.11.2019 tarihinde, 10.05.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın ise 05.12.2019 tarihinde Bakanlığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Katılan Bakanlık vekilinin 09.12.2019 tarihli iki ayrı dilekçe ile usulüne uygun olarak, 10.05.2016 tarihli karara yönelik temyiz ve itiraz başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla, 15.10.2019 tarihli karar içeriğinde tehdit suçundan kurulan hükme dair bir bilginin bulunmadığı, katılan Bakanlık vekilinin sanık hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin 10.05.2016 tarihli karara yönelik temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek, Tebliğname'de red isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.