İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/14079 Karar: 2025/4875 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/14079 K.2025/4875

6. Ceza Dairesi 2023/14079 E. , 2025/4875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/626 E., 2022/83 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkis

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/14079 E. , 2025/4875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/626 E., 2022/83 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkis

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/14079 E. , 2025/4875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/626 E., 2022/83 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın savunmalarında üzerine atılı tehdit suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, HTS kayıtlarına göre olay günü ve saatinde olay yerinde olduğu anlaşılan kovuşturma aşamasında dinlenen tanık....'nin beyanında, "sanığın, koyu renkli bir arabaya eğilmiş vaziyette konuştuğunu gördüğünü, ancak iddia edildiği gibi sanığın katılana yönelik elini boğazına götürerek arabada bulunan şahsa karşı herhangi bir hareket yaptığına şahit olmadığı" şeklindeki beyanı ile sanığın savunmasının desteklendiği, olayın diğer tanığı ...' nin katılanın eşi olması nedeniyle tarafsızlığı noktasında şüphe bulunması hususları dikkate alındığında; sanığın olay günü katılanı ölümle tehdit ettiğine ilişkin katılanın soyut beyanı dışında, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın tehdit suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabule göre de; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde yapılan araştırmaya göre, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı ve mahsup edildiği belirtilen Fethiye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/466 Esas ve 2016/55 karar sayılı dosyası ile aynı sanığın aynı katılana karşı 30.06.2015 tarihinde işlediği iddia edilen tehdit eylemi nedeniyle yargılama yürütüldüğü, bu ilama konu iddianamenin 06.08.2015, inceleme konusu dava dosyasının iddianame tarihinin 06.11.2015 olduğunun anlaşılması, bu kapsamda diğer dava dosyasındaki suçun, hukuki kesinti gerçekleşmeden önce işlendiğinin iddia edilmesi karşısında, ilgili dava dosyası getirtilerek bu dava ile birleştirilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi, anılan ilam kesinleşti ise belirtilen dava dosyasının bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine konulması sağlanarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleştiğinin tespiti halinde bu madde uyarınca artırım uygulanıp, kesinleşen dosya yönünden de mahsup işleminin yapılması gerektiğinin gözetilmeden, anılan 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerine konu Fethiye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/466 Esas ve 2016/55 karar sayılı dosyasının kesinleştiğine ilişkin bilgi, belge ve kesinleşme şerhi dosya içerisine alınmadan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve mahsup yapılması hukuka aykırı görülmüştür. Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla