Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/17336 E. , 2024/980 K. "İçtihat Metni" Hakaret, tehdit ve basit yaralama suçlarından şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.07.2022 tarihli ve 2022/43092 soruşturma, 2022/21996 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kar
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/17336 E. , 2024/980 K. "İçtihat Metni" Hakaret, tehdit ve basit yaralama suçlarından şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.07.2022 tarihli ve 2022/43092 soruşturma, 2022/21996 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kayseri 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15.09.2022 tarihli ve 2022/4062 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 12.05.023 gün ve 94660652-105-38-29043-2022-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.06.2023 gün ve 2023/58614 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği, MEZKUR İHBARNAMEDE; 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, şüphelilerden ...'ın müşteki ile evli olduğu ve müştekiyi evden kovduğu, o gece arkadaşında kalan müştekinin ertesi gün evine gittiğinde, şüphelilerin orada bulunduğu ve şüpheliye hakaret ettikleri, kolundan çekiştirerek darp etmeye çalıştıkları şeklindeki şikayet üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, müştekinin olayın altı gün önce olduğunu beyan ettiği, rapor ve beyanların uyuşmadığı, her iki tarafın farklı beyanlarda bulunduğu, müştekinin iddialarını doğrular nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin net bir delil elde edilmediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müşteki vekilinin, şüpheli ... ile müşteki arasında geçen ve soruşturmaya konu suçların ikrarı niteliğinde ses kayıtlarının yer aldığı USB belleğin itiraz dilekçesi ile birlikte dosyaya sunulduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/2. maddesindeki, "Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir." hükmüne nazaran, müşteki tarafından teslim edilen USB belleğin bilirkişiye tevdiinin yapılarak ayrıntılı bir çözümleme tutanağı düzenlettirilmesi yönünde soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. İncelenen dosyada, şüpheli ...'ın ile şikayetçinin olay tarihinde evli olduğu ve şikayetçiyi evden kovduğu, o gece arkadaşında kalan şikayetçinin ertesi gün evine gittiğinde, eşi, kayınvalidesi ve görümcesinin bulunduğu ve şüpheliye hakaret ettikleri, kolundan çekiştirerek darp etmeye çalıştıkları iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şikayetçi vekilinin itiraz ettiği 02.09.2022 tarihli dilekçesinde tartışma anına ilişkin ikrar içeren ses kayıtlarının bulunduğunu belirtmesi ve USB belleği sunması karşısında, anılan bellekteki kayıtların çözümünün yaptırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden bu şekilde etkin bir soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Kayseri 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15.09.2022 tarihli ve 2022/4062 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.