İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/18700 Karar: 2025/4229 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/18700 K.2025/4229

6. Ceza Dairesi 2023/18700 E. , 2025/4229 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2351 E., 2022/3287 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ..., ... ve müdafiileri, katı

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/18700 E. , 2025/4229 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2351 E., 2022/3287 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ..., ... ve müdafiileri, katı

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/18700 E. , 2025/4229 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2351 E., 2022/3287 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ..., ... ve müdafiileri, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar ..., ... ve müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; 1.Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Sanık ...'ın, isnat olunan suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.11.2022 tarihli ve 2022/2351 Esas, 2022/3287 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2.Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların her aşamada suçlamaları ısrarla kabul etmemeleri, savunmalarının tutarlı ve çelişkisiz olması, hem katılanın beyanı hem de sanıkların savunmalarından anlaşılacağı üzere katılan ve sanık ... arasında sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın sanığa rücu edilmesi sebebiyle bir husumet yaşandığı anlaşılmakla, katılanın soyut beyanları dışında sanıkların hükümlülüğüne yeterli, hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanıkların nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ... ve müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.11.2022 tarihli ve 2022/2351 Esas, 2022/3287 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bergama Ağır Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla