Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/20080 E. , 2024/12069 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1964 E., 2023/1737 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adli
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/20080 E. , 2024/12069 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1964 E., 2023/1737 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; I.Sanık ...'un temyiz isteğinin incelemesinde; 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra sanığın, 02.11.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİNE, II.Sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin incelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince; Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, olay günü mağdurun, İmsan Otobüs Durağında indikten sonra İkitelli Köprü üzerinde ilerlerken ağaçlık alanda 3 şahsın bir şahsı darp ettiğini görünce müdahale ettiği, bu şahıslardan ikisinin kendisini iteklediği ve cüzdanı ile cep telefonunu almaya çalıştıkları, üzerinde kırmızılı montu olan şahsın büyük bir bıçak çıkartarak olayı devam ettirdiği, mağdurun direndiği, 3 şahsın da kendisini bırakıp Arena Park istikametine doğru gittikleri olayda, aynı gün benzer bir olay nedeniyle yakalanan dava dışı sanıklar ... ve ...'in kollukça yapılan mülakatlarında, yanlarında olup da kaçan 3. kişinin sanık ... olduğunu belirttikleri ancak mahkemece, mağdura sanığın fotoğrafları gösterilerek mağdurdan sorulduğunda, "Ben üçüncü şahsın yüzünü hatırlamıyorum, bana fotoğrafını göstermiş olduğunuz şahıs olup olmadığını bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediği, dava dışı sanıklar ... ve ...'in eylemine, sanık ...'in, diğer sanıklarla birlikte iştirak ettiğine dair temyiz dışı sanıklar ... ve ...'in atfı cürüm niteliğindeki anlatımları dışında, dosya içerisinde hiçbir bilgi ve verinin bulunmadığı, sanık ...'in cezalandırılması için yeterli, hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, ''Şüpheden sanık yararlanır.'' ilkesi gereğince, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz isteği bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.