İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20455 Karar: 2025/8424 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20455 K.2025/8424

6. Ceza Dairesi 2023/20455 E. , 2025/8424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1649 E., 2023/1823 K. SUÇ : Nitelikli yağma ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20455 E. , 2025/8424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1649 E., 2023/1823 K. SUÇ : Nitelikli yağma ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20455 E. , 2025/8424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1649 E., 2023/1823 K. SUÇ : Nitelikli yağma ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; 1.Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin Temyiz İncelemesinde; Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2022 tarihli ve 2019/439 Esas, 2022/87 Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçtan ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. maddesi delaletiyle, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d-h maddesi uyarınca 10... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanıklar ..., ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, bu kararın sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 05.04.2022 tarihli ve 2022/1023 Esas, 2022/1030 Karar sayılı kararında özetle; "...Yağma suçlarının neticesi hareketi neticesine bitişik suçlardan olduğu, suça konu cep telefonunun alınmasıyla suçun tamamlandığı, suç tamamlandıktan sonra müştekiye bu telefonun sadece telefon olmaksızın sim kartının sanık ... tarafından iade edilmesinin kısmi iade niteliğinde olduğu, bu kısmi iadeye müştekinin TCK'nın 168/4 maddesi uyarınca da açıkça rızası olup olmadığı sorulduktan sonra rıza gösterilmesi durumunda, kısmi iadenin kovuşturma aşamasına geçilmeden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle sanıklar hakkında TCK'nın 168/3-1 madde ve fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmaksızın karar verilmesi, Kabule göre de; 1-Müşteki olayın ilk anı ile polis de vermiş olduğu beyanında; telefonunun alınması sırasında sanıkların TCK'nın 6/1-f-3-4 madde ve fıkralarında silah olarak tanımlanan araçlardan birinin kullanıldığı yönünde herhangi bir beyanının olmadığı, yağma suçlarının neticesi harekete bitişik suçlardan olması nedeniyle cep telefonunun alınmasıyla suçun tamamlanacağı telefonun alınması sırasında silah kullanıldığı yönünde müşteki beyanı olmaması hususu gözetildiğinde mahkemesince ne şekilde silah kullanıldığı kabul edilebilir ve geçerli bir şekilde açıklanmayarak ve tartışılmayarak sanıklar hakkında aynı kanunun 149/1-a madde ve fıkrası uyarınca da değerlendirme yapılması, 2-Sanık ... hakkında ise; TCK 58 uygulanmasında tekerrüre esas alınan Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/132 Esas - 2015/179 Karar sayılı kararında belirtilen suçların TCK 106/1-1, 125/1 maddesinde düzenlenen tehdit ve hakaret suçları olduğu, bu suçların 6763 sayılı kanunun 35. maddesi ile eklenen ek fıkra hükmü uyarınca uzlaştırma kapsamına alındığı, mahkemesince de uzlaştırma işlemleri yaptırıldığı ve 29/05/2018 tarih ve 03/05/2017 tarihli ek kararlarla bu suçlarla ilgili olarak uzlaştırma sonucu ortadan kaldırma ile düşme kararları verildiği, bu nedenle TCK 58 uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı ile sanığın başkaca tekerrüre esas ilamının da olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmesi..." şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 24.02.2023 tarihli kararı ile; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin istinaf başvurusunun ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 02.06.2023 tarihli ve 2023/1649 Esas, 2023/1823 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiinin sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2022 tarihli ve 2019/439 Esas, 2022/87 Karar sayılı dosyasında verilen nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/1023 Esas, 2022/1030 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıkların temyiz hakkını etkilememiş ise de, bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanıkların temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1.İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2.Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/1023 Esas, 2022/1030 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2022/261 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. Açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 2.Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İncelenmesinde; Sanık ...'nin hükümden önce 19.06.2023 tarihinde öldüğünün Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca sanık hakkında düşme kararı verilip verilmeyeceğinin mahallinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması; Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'deki gerekçeye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla