Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/20493 E. , 2025/6601 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/708 E., 2023/1809 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/20493 E. , 2025/6601 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/708 E., 2023/1809 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bakırköy 22.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2023 tarihli ve 2023/708 Esas, 2023/1809 Karar sayılı kararı ile nitelikli yağma suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149, 168/3-2, 62 maddeleri uyarınca 6 yıl 11 ay hapis cezası; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanunun 149, 168/3-2, 62 maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 02.06.2023 tarihli ve 2023/708 Esas, 2023/1809 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın mahkumiyetine yeter delil bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırılığına, kamera görüntülerinin tespite elverişli olmadığını belirten bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırılığına ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın mahkumiyetine yeter delil bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırılığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadı- ğından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Silahla birden fazla kişi ile birlikte ve gece vakti nitelikli yağma suçu işlediği anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, oluş, dosya içeriği ve sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre, sanıklar ... ve ...'in mağdurun yanına gelerek arama yapmak için telefonunu istedikleri, mağdurun telefonunu sanıklara verdiği, mağdurun telefonunun kapanması üzerine "gel şarja takalım" diyerek mağduru boş bir arsaya götürdükleri, mağdurun şüphelenerek telefonunu geri istediği, akabinde sanık ...'in mağdura taş ile vurduğu, mağdurun yere düştüğü, sanık ...'in vurmaya devam ettiği ve mağdurun cebinde bulunan parayı aldığı, sanık ...'ın vurma diyerek sanık ...'in mağdurun üzerinden çektiği, bu sırada mağdurun olay yerinden kaçarak uzaklaştığı şeklinde kabul edilen olayda, katılandan cep telefonunun alındığı sırada cebir ve tehdit kullanılmadığı, akabinde katılanın araziye götürüldüğü, bu sırada sanık ...'in katılanın cebinde bulunan parayı katılanı silahtan sayılan taş ile yaralamak suretiyle aldığı, sanık ...'ın ise paranın cebirle alınması sırasında sanık ...'e engel olmaya çalıştığı, bu nedenle aralarında tartıştıkları ve sanıkların birbiriyle tartışmasını fırsat bilen katılanın olay yerinden kaçarak uzaklaştığı yönündeki beyanları da dikkate alındığında; Sanık ...'ın diğer sanık ...'in nitelikli yağma eylemine iştirak ettiğine dair hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği hususu tüm dosya kapsamı ile hep birlikte değerlendirildiğinde, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın atılı silahla birden fazla kişi ile birlikte nitelikli yağma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Sanık ... Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289/1. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, 2.Sanık ... Yönünden Gerekçe bölümünün 2 nolu bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2023/708 Esas, 2023/1809 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,23.06.2025 tarihinde karar verildi.