İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/40 Karar: 2024/10799 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/40 K.2024/10799

6. Ceza Dairesi 2023/40 E. , 2024/10799 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/400 E., 2021/2427 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi K

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/40 E. , 2024/10799 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/400 E., 2021/2427 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi K

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/40 E. , 2024/10799 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/400 E., 2021/2427 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiince ileri sürülen temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı ... veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Dairemiz uygulamalarında ise "faydalanma kastının" aranması gerektiğinin çok açık olarak gösterildiği, ayrıca birçok kararlarında bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. (Faydalanma kastının varlığının zorunluluğuna ilişkin örnek kararlar için bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2013 gün 2012/6-1290E. 2013/35K. Yargıtay 6.C.D. 2005/10644E. 2005/9164K. Yargıtay 6.C.D. 2015/8292E. 2017/4019 K. sayılı ilamları) Bu bakımdan somut olayımızın incelenmesine gelince; Sanığın mağdurdan konut içerisinde cep telefonunu yağmaladığı iddia olunmuş ise de tarafların evvelce nişanlı olarak birlikteliklerinin bulunduğuna dair kabulleri, sanığın mağdurun birbaşkası ile ilişkisi olduğuna yönelik şüphe üzerine mağdurdan rızası ile bahsedilen cep telefonu aldığına sonrasında ise cep telefonunu kırdığına dair savunması, işlendiği iddia olunan yağma eyleminde suç konusunun sadece cep telefonu olması, mağdura ait adli muayene raporu, mağdurun konut kapısını olay günü açık bıraktığına dair anlatımı ve nihayet soruşturma aşamasında bahsedilen telefonun parçalanmış halde sanık tarafından kolluk görevlilerine teslim edildiğine dair görgü tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mağdura ait cep telefonunu faydalanma kastı ile aldığı ve mağdurun rızası hilafına konut dokunulmazlığını ihlal ettiği her türlü şüpheden uzak kesin delille ispatlanamamış olması karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında inceleme dışı mala zarar verme suçundan kesinleşmiş beraat kararı verilmiş olması da dikkate alındığında sabit görülebilen tek eylemin mağdura yönelik kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Antalya 4.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla