İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/3236 Karar: 2026/3191 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/3236 K.2026/3191

6. Ceza Dairesi 2024/3236 E. , 2026/3191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3314 E., 2024/659 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/3236 E. , 2026/3191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3314 E., 2024/659 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/3236 E. , 2026/3191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3314 E., 2024/659 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.06.2022 tarihli ve 2022/84 Esas, 2022/255 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 27.02.2024 tarihli ve 2022/3314 Esas, 2024/659 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, suça konu telefonun mülkiyetinin sanığa ait olduğuna, faydalanma kastı olmadığına, hukuki nitelemenin yanlış yapıldığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Tüm dosya kapsamından, sanığın katılanın eski eşi olduğu, olay tarihinden yaklaşık iki hafta kadar önce boşandıkları, olay günü bir kafede buluşmak için sözleştikleri, katılanın uhdesinde bulunan ve sanığa ait olan yüzük ve kredi kartlarını sanığa verdiği, bu sırada telefonu çalan katılanın çantasına yöneldiği esnada sanığın katılanın bileğini bükerek telefonu alıp cebine koyduğu, sanıkla katılanın bir süre daha oturup konuşmaya devam ettikleri, akabinde katılanın kardeşinin olay yerine gelmesi üzerine sanığın olay yerinden cebinde suça konu telefonla ayrıldığı olayda, sanığın tüm aşamalarda söz konusu telefonu sürekli çaldığı ve konuşmalarını böldüğü için alıp cebine koyduğunu belirttiği, yağma kastının olmadığını beyan ettiği, olaydan iki gün sonra telefonun hasarlı şekilde katılana teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158/4577 Esas ve Karar sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810/501 Esas ve Karar sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617/271 Esas ve Karar sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678/98 Esas ve Karar sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548/346 esas ve karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Neticeten, yağma suçunun oluşabilmesi için sanığın faydalanma kastı hareket etmesi gerekir. Diğer bir deyişle, cebir ve tehdit marifetiyle malı alan fail, malik gibi tasarruf etme kastıyla hareket etmelidir. Somut olayda, sanığın faydalanma kastı ile hareket ettiğini gösterir her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, Sanığın ikrarı ile de sabit olduğu üzere, suça konu telefonun sürekli çalması ve katılanın açıp konuşmasını engellemek maksadı ile aldığı sabit olmakla, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 124. maddesinde yer alan "Haberleşmenin Engellenmesi"; üzerinde telefonla olay yerinden ayrıldığında sinirle telefonu kırdığını kabul ettiği ve bu suretle 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesine uyan "Mala Zarar Verme"; 30.10.2021 tarihli katılan beyanıyla uyumlu genel adli muayene raporuna göre ise sanığın katılanın bileğini bükerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı sabit olmakla eyleminin ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a maddelerine uyan "(boşandığı) Eşe Karşı Kasten Yaralama" suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla