Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/442 E. , 2026/2839 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1661 E., 2023/1741 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi t
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/442 E. , 2026/2839 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1661 E., 2023/1741 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafilerinin temyiz dilekçelerinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Öğreti ve yargısal kararlarda benimsendiği üzere; malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasının bulunmaması, malın alınması ve faydalanma kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya zilyedinin malın alınmasına rıza göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi nedeniyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan itibaren yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır. Yağma suçu bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişinin hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur. Yağma suçunda fail mağdura karşı cebir veya tehdit kullanarak malı bulunduğu yerden almaktadır. Bu nedenle hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar, zilyetlik hakları iken, yağmada zilyetlik haklarının yanında, aynı zamanda kişi özgürlüğü de korunmaktadır. Hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve mağdurun bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen cebir veya tehdit, hırsızlık suçunun yanında kasten yaralama veya tehdit suçunu da oluşturacaktır. Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir. Cebir veya tehdit, ''yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır. Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601) Ceza Genel Kurulu'nun 2015/709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın mağdurun işlettiği kuyumcu dükkanına yanında kimliği tespit edilemeyen bir şahısla gelerek mağdurdan istediği not kağıdına "1.Motorla 25... .Yengene gönlünü almak için yüzük, kolye bileklik 3.iletide bir tabanca oda namustur" şeklinde notlar yazarak anılan listedeki eşyaları 10 dakika içinde yanında gelen ... isimli şahsın (dosya dışı şahıs) gelip alacağını söylediği, daha sonra da ... ismindeki şahsın dükkana geldiği, "... Abinin emanetleri hazır mı" diyerek eşyaları istediği, mağdurun vermemesi üzerine sanığın "geceleri karanlık olur, neyin nerden geleceği belli olmaz" şeklinde cevap verdiğini iddia edildiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği, mağdurun kız arkadaşı olan ...’ya altın kolye verdiğini öğrendiğini, cezaevinden çıktıktan sonra kuyumcu ...’in yanına gittiğini, ...'in bir cahillik yaptığını hata yaptığını söylediğini, kendisinin de bunun karşılığında maddi olarak kendisine destek olmasını istediğini, ...'in de kendisine altın veya para vereceğini söylediğini, kendisinin kabul etmediğini, daha sonra kendisini ...'in bir iki defa daha çağırdığını ve kendisine bir şeyler vermek istediğini, mahcup olduğunu söylediğini, kendisinin kabul etmediğini, çok ısrar edince bir kağıtla istekte bulunduğunu beyan etmesi ve savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi dikkate alındığında; ilk derece mahkemesince, sanığın hangi eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148/1. fıkrasında sayılan değerlere yönelik cebir veya tehdit unsurunu oluşturduğu, cebir veya tehdidin nasıl gerçekleştiğinin ayrıntılı olarak tartışılmadan; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.10.2023 tarihli kararına yönelik sanık müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.