İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/4431 Karar: 2026/1803 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4431 K.2026/1803

6. Ceza Dairesi 2024/4431 E. , 2026/1803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1358 E., 2024/957 K. SUÇ : Silahla yağma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün te

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/4431 E. , 2026/1803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1358 E., 2024/957 K. SUÇ : Silahla yağma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün te

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/4431 E. , 2026/1803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1358 E., 2024/957 K. SUÇ : Silahla yağma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/89 Esas, 2022/29 Karar sayılı kararı ile sanığın hakaret suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince beraatine, yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 5237 sayılı Kanun'un 148/1, 35. maddeleri gereğince iki kez 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezalarının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.12.2023 tarihli ve 2023/3353 Esas, 2023/3111 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusu neticesinde, mağdur ve katılanın yeniden dinlenilerek sanığın kendilerinden istediği para miktarı ve ineğin aynı olup olmadığı sorulduktan sonra suça konu olayda; sanığın başından beri kastı ve iradesinin kardeş olan mağdur ve katılandan aynı para ve ineği almaya yönelik olduğu, farklı malvarlığına yönelik bir eyleminin belirlenemediği takdirde sanığın özgülediği kastına göre eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a maddesinde anlamını bulan silahla yağma suçunu oluşturacağı gözetilmeden ve tartışılmadan sanığın, mağdurlara yönelik yağma suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi, kardeş olan mağdur ve katılanın aynı araziyi ekip biçtikleri ve aşamalarda alınan ifadelerinde olay günü tarlaya gelen sanığın "sizi vuracağım bana o ineği alacaksınız ve yüz bin TL para vereceksiniz sizi bu tarlada vururum sizi öldürürüm" dediği ve bu sırada belindeki tabancayı da gösterdiğini beyan ettikleri, mağdur ve katılanın olay anında sanığın belindeki silahı gösterdiği yönündeki beyanlarını doğrulayan tanık ifadelerinin olduğu, mağdurların yağmanın unsuru olan tehdit iddialarına itibar edilmesine rağmen sanığın tehditte bulunurken belindeki silahı gösterdiğine ve eylemini silahla gerçekleştirdiğine yönelen beyanlarına itibar edilmeyerek sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a maddesi yerine 5237 sayılı Kanun'un 148/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi ile sanığın tekerrüre esas kabul edilen Kadirli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/315 esas, 2018/259 karar sayılı ilamınındaki suçun 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu, suç tarihinin ise 08.01.2016 olduğu, bu ilamda tekerrüre esas alınan ve kök ilam mahiyetinde olan Kadirli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/584 esas, 2013/58 karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin ise 18.04.2016 olduğu ve asıl ilamda sanığa 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesine göre verilen hükmün uzlaştırmaya tabi olup uyarlama davasına konu olup olmadığını dosya kapsamından anlaşılamadığı gözetildiğinde, sanığın bu ilamlar uyarınca ikinci kez mükerrir sayılmasının mümkün olmadığı ancak sanığın uyaptan alınan adli sicil kaydında yer alan Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/251 esas, 2019/136 karar sayılı ilamının ikinci kez tekerrüre esas olabileceği gözetilerek bu hususta değerlendirme yapılmaması hususları usul ve yasaya aykırı bulunmakla sanık müdafiisinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozma Sonrası İlk Derece Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.12.2023 tarihli bozma kararı neticesinde, Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2024 tarihli ve 2024/7 Esas, 2024/33 Karar sayılı kararıyla, sanığın katılan ve mağdura yönelik eylemlerinin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a, 35/2, 53, 58. maddeleri gereğince 5 yıl 2 ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimime göre çektirilmesine karar verilmiştir. D. Bozma Sonrası İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.03.2024 tarihli ve 2024/1358 Esas, 2024/957 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükme karşı sanık ve müdafiince yapılan istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafinin Temyiz İstemleri Dosya kapsamında sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir herhangi bir somut, kesin, inandırıcı delil bulunmadığına, sanığın atılı suçu işlemediğine, suç işleme kastının bulunmadığına, elinde silah bulunduğunu gösterir bir delil elde edilemediğine. yalnızca mağdur ve katılanın ifadelerine dayanarak hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğuna, sanık hakkında mahkûmiyete yeterli beyan ve kesin, inandırıcı herhangi bir somut delil bulunmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/89 Esas, 2022/29 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.12.2023 tarihli ve 2023/3353 Esas, 2023/3111 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.12.2023 tarihli ve 2023/3353 Esas, 2023/3111 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2024 tarihli ve 2024/7 Esas, 2024/33 Karar sayılı karar ile sonraki istinaf kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına karşı sanık ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında silahla yağma suçundan yürütülen yargılamada, ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi dosya üzerinden inceleme yaparak hükmün bozulmasına karar vermiş, bozma üzerine ilk derece mahkemesi yeniden hüküm kurmuş ve son istinaf kararıyla başvuru esastan reddedilmiştir. Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın verdiği bozma kararının kanuni dayanağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştır.

Hukuki İlke: CMK 280/1-e-f uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın bozma kararı verebileceği hâller sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır; bu hâller dışında bir nedenle bozma yerine, CMK 280/1-g ve 2. fıkra uyarınca duruşma açılıp deliller değerlendirilerek yeniden hüküm kurulması gerekir. Karar, Anayasa Mahkemesinin Ömer Oral (B. No: 2023/33667) kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararına atıfla, kanuni dayanağı bulunmayan bozma ve buna dayalı hükümlerin Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini benimsemiştir.

Uygulama Sonucu: Tebliğnameye aykırı olarak bozma.

Dava Strateji Notu: Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280/1-e-f'de sınırlı sayılan hâller dışında duruşma açmadan verdiği bozma kararı ve buna dayalı sonraki hükümler hukuki değerden yoksun sayıldığından, savunma bu usul aykırılığını temyiz sebebi olarak öne sürerek hükmün ortadan kaldırılmasını ve sözlü yargılama güvencesinin sağlanmasını talep edebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla