İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/4276 Karar: 2025/7264 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/4276 K.2025/7264

6. Ceza Dairesi 2025/4276 E. , 2025/7264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1711 E., 2025/1377 K. SUÇLAR : Birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Ruhsatsız Ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya b

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/4276 E. , 2025/7264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1711 E., 2025/1377 K. SUÇLAR : Birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Ruhsatsız Ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya b

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/4276 E. , 2025/7264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1711 E., 2025/1377 K. SUÇLAR : Birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Ruhsatsız Ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 30.01.2024 tarihli kararın, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.12.2024 tarihli kararında özetle "sanık ...'ün dosya içerisindeki mevcut delil durumu itibariyle şikâyetçilere ... ve ...'e yönelik, birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarını işlediğinin sabit olduğu" gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanık hakkında daha az cezayı gerektiren bir halin uygulanması nedenleriyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek temyiz kapsamının sanık ... hakkında birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede: sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2025 tarihli ve 2025/54 Esas, 2025/128 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında şikâyetçi ... 'a yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-h,168/3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanık ... hakkında şikâyetçi ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunlukşlarının uygulanmasına, sanık ... hakkında şikâyetçi ... 'a yönelik cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanık ... hakkında şikâyetçi ...'e yönelik cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b, 62 ve 53. maddeleri uyarınca uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanık ... hakkında ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/1, 5237 sayılı Kanun'un 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1711 Esas, 2025/1377 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Bölge adliye mahkemesince gerekçesiz karar verilmek suretiyle gerekçe hakkının ihlal edildiği, müvekkili olan sanığın suçu işlediğini gösterir bir delilin bulunmadığı, karara dayanak olarak mağdur beyanı ve mağdur tarafından yapılan, hatalı, usule ve kanuna aykırı teşhis işlemi olduğu, kesin bir teşhis bulunmadığı gibi polislerin gönlendirmelerinden sonra mağdurların teşhiste bulundukları, müştekilerin kovuşturma aşamasında bu durumu açıkça beyan ettikleri ve eylemi gerçekleştiren kişilerin sanıktan farklı kişiler olduğunu beyan ettikleri, olay yerinden elde edilen delillerden alınan doku örnekleriyle müvekkilinden alınan DNA ve kan örneklerinin örtüşmediği, yine olay yerinden alınan parmak izinin de müvekkili olan sanığın parmak iziyle örtüşmediğinin adli raporlarla sabit olduğu, müştekilerden yağmalanan kredi kartlarından yapılan harcamaların müştekilerin yanında bulunan ve müştekilerin ... ismiyle bildikleri ... 'nın ... uyruklu arkadaşı olan ... tarafından yanında ... olarak bilinen ... bulunduğu halde yapıldığının tespit edildiği, bu olaya ilişkin yargılamanın İstanbul Anadolu 79. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/332 Esas sayılı dosyası ile devam ettiği, bu konuda verilen tefrik kararının hatalı olduğu, yağmalanan kredi kartlarıyla müvekkili olan sanığın bir ilgisinin bulunmadığı, müvekkili olan sanığa ait baz kayıtları, kamera kayıtları ve tanık anlatımlarından olay günü ve saatlerinde müvekkili olan sanığın evinde olduğunun sabit olduğu, müşteki ... 'a ait olan ve yağmalanan cep telefonunun ... tarafından cep telefonu alım satımı yapan tanık ...'a geçtiği sabit olmasına rağmen sanık ... hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen cep telefonuyla hiçbir ilgisi olmayan müvekkili hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu, müvekkili olan sanık hakkında müşteki ... yönünden de zarar giderilmesine rağmen etkin pişmanlık indirimi yapılmamasının hukuka aykırı olduğu, sanığın suçu işlediğini gösterir yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut bir delil bulunmadığı, İlk derece mahkemesi tarafından Müvekkilin "6136 sayılı kanuna muhalefet nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 50 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmiştir. Her ne kadar müştekiler silah zoru ile ormanlık alana götürüldüklerini beyan etmişlerse de dosya kapsamında bu beyanı destekler başkaca somut bir delil bulunmadığı, olayda kullanıldığı iddia edilen silahla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığı, kovanlarda müvekkiline dair parmak izi bulunmadığı, bu suç yönünden müvekkili olan sanığın cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu, tüm suçlar yönünden müvekkili olan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık ... hakkında, nitelikli yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2024 tarihli ve 2023/606 Esas, 2024/67 Karar sayılı kararı ile sanığın anılan suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 23.12.2024 tarihli ve 2024/1146 Esas, 2024/4314 Karar sayılı kararında özetle "Sanık ...'ün dosya içerisindeki mevcut delil durumu itibariyle müştekilere ... ve ...'e yönelik birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma ve cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarını işlediği sabit olduğundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 20.02.2025 tarihli kararı ile; sanığın nitelikli yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, sanık müdafinin istinaf başvurusunun ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1711 Esas, 2025/1377 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık müdafinin sanık hakkında nitelikli yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre,İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2024 tarihli ve 2023/606 Esas, 2024/67 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.12.2024 tarihli ve 2024/1146 Esas, 2024/4314 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, anılan bozma ilamı sanık hakkında ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 23.12.2024 tarihli, 2024/1146 Esas ve 2024/4314 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2025 tarihli ve 2025/54 Esas, 2025/128 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla