İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/4312 Karar: 2025/8282 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/4312 K.2025/8282

6. Ceza Dairesi 2025/4312 E. , 2025/8282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/5715 E., 2025/67 K. SUÇLAR : Yağmaya teşebbüs, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/4312 E. , 2025/8282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/5715 E., 2025/67 K. SUÇLAR : Yağmaya teşebbüs, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/4312 E. , 2025/8282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/5715 E., 2025/67 K. SUÇLAR : Yağmaya teşebbüs, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 20.05.2025 tarihli ve 2025/1861 Esas, 2025/5468 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2025 tarihli ve 6- 2025/38236 itiraz sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları" nın kesin olduğunun belirtilmesi karşısında, Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2024 gün ve 2022/497 Esas, 2024/371 Karar sayılı ilamı ile sanıkların tehdit suçundan eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a-c, 43/2-1, 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 116/1, 119/1-a-c, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi ve bu hükümlerin istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 15/01/2025 gün ve 2024/5715 Esas, 2025/67 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi karşısında; sanıklar hakkındaki konut dokunulmazlığını ihlal etme ve tehdit suçlarına ilişkin hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca kesin olduğu ve temyize tabi olmadığı yüksek Yargıtay Dairesi tarafından hükümlerin bozulmasına karar verilmesi yerinde olmadığından, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.05.2025 gün ve 2025/1861 Esas, 2025/5468 Karar sayılı sanıklar hakkındaki konut dokunulmazlığını ihlal etme ve tehdit suçlarına ilişkin "Bozma" kararının kaldırılması ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 15/01/2025 gün ve 2024/5715 Esas, 2025/67 karar sayılı kararında sanıklar hakkındaki konut dokunulmazlığını ihlal etme ve tehdit suçuna ilişkin temyiz istemleri ile ilgili olarak; "5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiileri ve sanık ...'ın temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca reddine" karar verilmesi, talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Gerçek içtimanın istisnalarından biri olan bileşik suçta; suçun alt bileşenlerinin hatalı bir biçimde ayrı ayrı değerlendirilip bileşen suçlardan herhangi birisi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde, bu karar itirazı kabildir, düşüncesiyle temyiz denetimi dışında bırakılmamalıdır. Nitekim Dairemiz, yağma suçunda tehdit, yaralama ve/veya konut dokunulmazlığını bozma suçları ile hırsızlık suçu birlikte yağma suçunu oluşturduğu hâlde yanlış nitelendirmeyle, hırsızlıktan temyizi kâbil bir mahkûmiyet hükmü kurup, diğer suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırmak suretiyle fiilin bütünü ve bunlarla ilgili olarak verilen bütün hükümleri kapsar biçimde temyiz incelemesi yapmaktadır. (Örn; Y. 13. CD’nin 03.07.2019 günlü, 1381-11817 esas ve sayılı kararında olduğu gibi ...) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.05.1983 günlü ve 65/119 Esas -Karar, 02.05.1994 günlü ve 97-126 Esas-Karar sayılı ve Ceza Genel Kurulu 2011/370 Esas, 2011/302 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirlemek için hüküm tarihindeki yasal düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir. Ceza Genel Kurulu 08.04.2014 tarih ve 2013/15-509 E. 2014/170 K. sayılı ilâmlarında ve yine Ceza Genel Kurulu 27.12.20 11... Esas, 302 Karar ve yine Ceza Genel Kurulu 06.12.20 11... Esas, 249 Karar Sayılı kararları başta olmak üzere pekçok kararında da gösterildiği üzere; miktar itibarıyla kesin nitelikteki hükümlerin, kesinlik sınırını aşar nitelikle yaptırım öngörmesi halinde suç vasfına yönelik temyiz üzerine, temyiz incelemesine konu olabileceklerine işaret edilmiştir. Kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermesi ya da isnat edilen eylemin başka bir suça dönüşmesi olasılığının bulunması halinde temyiz edilebilirlik niteliği kazanacaktır. (Ceza Genel Kurulu 2011/370 E., 2011/302 K.) 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 315. maddesinde, temyiz talebinin kabule değer olup olmadığı ön incelemesinin ilk derece mahkemesince yapılması öngörüldüğü halde, 317. madde ile aynı incelemenin Yargıtay'ca da yapılması hüküm altına alınmıştır. Buna göre temyiz başvurusunda bulunulması halinde hükmü veren mahkemece öncelikle temyiz başvurusunun kabul edilebilir olup olmadığı araştırılacak, bu bağlamda da temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı, kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı ve başvuruda bulunanın hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı incelenecektir. Mahkemece temyiz isteğinin kabul edilebilir bulunması halinde herhangi bir karar verilmeden aynı kanunun 316. maddesi uyarınca tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra dosya temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir. Temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra yapılması ya da kararın temyiz edilebilir nitelikte bulunmaması veya başvuruda bulunanın temyiz etme hak ve yetkisinin olmaması halinde ise ilgili Dairece temyiz talebi 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca reddedilecek, temyiz talebinin reddi nedenlerinin bulunmaması durumunda da esas yönünden temyiz incelemesi yapılacaktır. Dosyanın, hükmü temyiz olunan mahkemece verilen temyiz isteminin reddi kararına karşı yapılan başvuru üzerine yollanması halinde de Yargıtay tarafından; ret kararı usul ve kanuna uygun bulunursa temyizin reddi kararının onanmasına karar verilip dosya mahkemesine geri gönderilecek, ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğu tespit edilirse, bu karar kaldırılıp hüküm esastan incelenecektir. Diğer bir anlatımla, temyiz başvurusunun kabul edilebilirliği belirlendikten sonra Yargıtayca yapılacak inceleme ilk derece mahkemesince verilen hükmün esasına yönelik olacaktır. Dolayısıyla, hükmedilen sonuç adli para cezasının miktarı itibarıyla kesin nitelikte bulunan yerel mahkeme hükmüne karşı suç vasfına yönelik olarak yapılan temyiz talebinin Yargıtay ilgili Dairesince kabul edilerek, hükmün temyizen incelenebilir olduğunun belirlenmesinden sonra, hükmün esası incelenerek bir karar verilecek, temyizen incelenebilir olduğu kabul edildikten sonra artık hükmün kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca reddine karar verilemeyecektir. Bütün bu aşamalar geçildikten sonra ise; Hükmün temyizen incelenmesine geçildikten sonra usul ve kanuna uygun bulunması halinde onanması, hukuka aykırılık belirlenmesi halinde bozulması ya da 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinde yazılı şartların bulunması durumunda ise düzeltilerek onanması, başka bir anlatımla esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekir. Anayasamızın Madde 141. maddesine göre "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." AİHS’in 6. maddesinin 1. fıkrasına göre “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” Cezayı gerektiren bir eylemin, davada belirli bir usul çerçevesinde değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekir. Bunun için davanın başlaması ile sona ermesi arasındaki sürecin makul bir süre içerisinde gerçekleşmesi gerekir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması'nın başka bir yolla ve daha sonra incelenebilir veya başka yollar (itiraz) bitirilmesinden sonra değerlendirilmesi gerekir yönündeki iddialarda mümkün olan en hızlı ve en ucuz şekilde yargılama yapma ilkesine aykırılık oluşturacaktır. Ayrıca zaman kaybına neden olacaktır. Zaman kaybıda hem adil yargılama hemde makul sürede sonlandırma ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 231. Maddesi düzenlemesi incelendiğinde ilk başta Hükmün açıklanmasının geri bırakılması denetimini sadece şekil denetimine tabi tutup Ağır Ceza Mahkemelerine bırakmış iken 2023 tarihinde yapılan değişiklikle usul ve esas denetimi yapılacağı hususunu düzenlemiştir. Daha sonra ise son değişiklik ile Hem olağan kanun yolu denetimi gibi denetim yapılması hemde esas ve usulün birlikte değerlendirilmesi yönünde değişiklik yapılmıştır. Söz konusu 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 12. fıkrası; (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir..." şeklinde düzenleme yapılmış ve doğrudan olağan kanun yolu kapsamına dahil edilmiştir. Tarihsel ve gai yorumlar yoluyla denetlendiğinde Hükmün açıklanmasının geri bırakılması'nın da denetlenebileceği açıktır. Yargıtay Yerleşik Uygulamaları dikkate alındığında bir hüküm kesin bile olsa eğer suçun vasıf ve niteliğiyle temyiz içeriği gerektiriyorsa (kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermesi ya da isnat edilen eylemin başka bir suça dönüşmesi olasılığının bulunması halinde) kesin nitelikteki kararlar kaldırılıp esastan inceleme yapılabileceği duraksamasız kabul edilmektedir. Mahkemeler tarafından zaman zaman bileşik suç olan yağma bileşenlerine bölünmekte hukuken mümkün olmamasına rağmen bileşenlerine ayrılmakta cebir veya tehditten (Türk Ceza Kanunu'nun 149/2. maddesinde belirtilen istisna haricinde) ayrıca ceza verilmekte veya Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması yapılmaktadır. Verilen bu kararların çoğu da kesin nitelikte olmaktadır. Yani tek bir yağma suçu hukuken mümkün olmamasına rağmen hem yağma hem de bileşenleri olan cebir veya tehdit suçundan ayrı ayrı hüküm kurulmasına neden olmaktadır. Bu da sanıkların mağduriyetine neden olmakta aynı suçtan fiilen mükerrer cezalandırılmasına neden olmaktadır. Bu nedenlerle 6. Ceza Dairesi sadece yağma suçundan hüküm kurmak gerekirken yağma suçunun unsuru olan ve yağma suçunun içinde değerlendirilmesi gerekip ayrıca hüküm kurulmaması gereken ancak mahkeme tarafından bölünerek ceza miktarı itibariyle kesin hüküm niteliğinde verilen veya Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanan durumlar getirtilip, sanığın aleyhine durum yaratmaması için her iki kararlar da kaldırılarak birlikte değerlendirme yapma yönündeki kararları isabetlidir. Her ne kadar her birinin kanun yolu farklı olduğu düşünülebilir ise de olağan kanun yolu ile denetleme imkanı varken olağanüstü kanun yollarına başvurulamayacağı o durumun yargılamanın uzaması ve ek masraflara neden olabileceği ve anayasanın ilgili hükümlerine de aykırılık oluşturabileceği düşüncesiyle CGK'nın emsal kararları da baz alınarak birlikte değerlendirme yapılmaktadır. Bu durum hem usul ekonomisine hem mükerrer yargılama ve cezalandırma yapma yasağına uygunluk arz etmektedir. Söz konusu uygulama Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarıyla da uyum içerisindedir. 13. Ceza Dairesi'nin 03.07.2019 günlü, 1381-11817 Esas ve sayılı Kararı; “...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86, 106/1. ve 116/1. maddelerinde düzenlenen müessir fiil, tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları suça sürüklenen çocuğun işlediği sabit görülen yağma suçunun unsuru ve nitelik hali olduğundan, eylemin parçalanmayacağı ve aynı eylemin bir kısmı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması diğer kısmı için mahkumiyet kararı verilemeyeceği görülerek; sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 86, 106. ve 116. maddelerine ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları kaldırılarak yapılan incelemede...” 6. Ceza Dairesi 2022/3894 E., 2023/ 9023 K.;”... Gerçek içtimanın istisnalarından biri olan bileşik suçta; suçun alt bileşenlerinin hatalı bir biçimde ayrı ayrı değerlendirilip bileşen suçlardan herhangi birisi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde, bu karar itirazı kabildir, düşüncesiyle temyiz denetimi dışında bırakılmamalıdır. Nitekim Dairemiz, yağma suçunda tehdit, yaralama ve/veya konut dokunulmazlığını bozma suçları ile hırsızlık suçu birlikte yağma suçunu oluşturduğu hâlde yanlış nitelendirmeyle, hırsızlıktan temyizi kâbil bir mahkûmiyet hükmü kurup, diğer suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırmak suretiyle fiilin bütünü ve bunlarla ilgili olarak verilen bütün hükümleri kapsar biçimde temyiz incelemesi yapmaktadır. ((Örn; Y. 13. CD’nin 03.07.2019 günlü, 1381-11817 esas ve sayılı kararında olduğu gibi ... Aynı yönde 13. CD 2019/9193 E., 2020/629 K.; 13. CD 2019/11827 E., 2020/2726 K.; 6. CD 2021/3635 E., 2022/131 K.; 6. CD 2021/14360 E., 2022/9030 K., 6. CD 2022/3894 E., sayılı ilamları) Somut olaya gelirsek; Mağdur ...'e ulaşamayan sanıkların mağdurun anne ve babasının ikamet ettiği eve silahla gittikleri, mağdurlara "oğlunuzun bize borcu var, arayın gelsin, o gelene kadar evden gitmeyeceğiz" dedikten sonra mağdurun babası ...'in ...'e telefon etmesini sağlayarak telefonda ...'e "buraya geleceksin, yoksa aileni rahat bırakmayız, öldürürüz" diyerek silahın kurma sesini dinlettikleri olayda, eylemin bütün halinde kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a,c,d, 35 maddeleri uyarınca yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu, mağdurlar ... ve ...'a yönelik ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulan tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının yağmaya teşebbüs suçunun unsuru olduğu bahsi geçen suçların yağma suçunun unsuru olduğu görülmekle, mükerrer cezalandırma yasağı da dikkate alınarak, temyiz konusu fiilin bir parçası ile ilgili olarak verilmiş olan hükümlerin incelenmesinde zaruret bulunduğundan ve kül halinde incelenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 20.05.2025 tarihli ve 2025/1861 Esas, 2025/5468 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla