Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/4518 E. , 2025/7732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1461 E., 2025/1283 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzelterek onama 1. İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kişiyi hür
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/4518 E. , 2025/7732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1461 E., 2025/1283 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzelterek onama 1. İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. 2. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, 3. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.04.2025 tarih, 2025/146 Esas, 2025/216 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a.c.d.h, 168/3-2, 62, 53, 58 maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 12.06.2025 tarihli ve 2025/1461 Esas ve 2025/1283 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri Müvekkilini suçlamak için önceden husumeti olan ve olay nedeniyle maddi menfaat içerisinde olan müştekinin beyanına itibar edilemeyeceği, katılan lehine tanıklık da bulunan iki tanığın hem birbiri içerisindeki çelişkili hem de müşteki anlatımları ile çelişkili beyanları olduğu, kamera kayıtlarında müştekinin suça maruz kaldığının anlaşılmadığı, doktor raporu ile müşteki beyanlarının çelişkili olduğu, müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri Suçun sabit olmadığı, çelişkilerin bulunduğu, haksız tahrik indirimi yapılmadığı, teşditin fazla uygulandığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği, şikayetçinin doktor raporu alırken başına boru anahtarı ile vurulduğu ve saçının kesildiği iddiasının bulunmadığı, rapor ile iddiasının çeliştiği, görüntülerden bıçak tutularak araca bindirilmediğinin sabit olduğu, tanık Fatma ve şikayetçinin çelişkili beyanlarda bulunduğu, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2024 tarihli ve 2024/174 Esas ve 2024/415 Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, bu kararın sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 05.02.2025 tarihli, 2025/14 Esas ve 2025/312 Karar sayılı kararında özetle ".. katılanın bu hırsızlık eylemine karıştığı yönünde delil bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanıkların eyleminin TCK 150/1 maddesinde düzenlenen alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmadığı hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, yine incelenecek dosya sonucuna göre sanık ...'nin üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden TCK 29. Maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışmasız bırakılması," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 24.04.2025 tarihli kararı ile; sanıkların nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verildiği, sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 12.06.2025 tarihli ve 2025/1461 Esas ve 2025/1283 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2024 tarihli ve 2024/174 Esas ve 2024/415 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 05.02.2025 tarihli, 2025/14 Esas ve 2025/312 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanıkların temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 05.02.2025 tarihli, 2025/14 Esas ve 2025/312 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.04.2025 tarih, 2025/146 Esas, 2025/216 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde; Ön inceleme bölümünün ilk paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçu Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.09.2025 tarihinde karar verildi.