İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/4617 Karar: 2025/8385 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/4617 K.2025/8385

6. Ceza Dairesi 2025/4617 E. , 2025/8385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/749 E., 2025/1425 K. SUÇLAR : Yakarak mala zarar verme, tehdit HÜKÜMLER : Düzeltilmeden esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık hakkında her iki katılana karşı yakarak mala zarar verme, suça sürüklenen çocuk hakkı

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/4617 E. , 2025/8385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/749 E., 2025/1425 K. SUÇLAR : Yakarak mala zarar verme, tehdit HÜKÜMLER : Düzeltilmeden esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık hakkında her iki katılana karşı yakarak mala zarar verme, suça sürüklenen çocuk hakkı

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/4617 E. , 2025/8385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/749 E., 2025/1425 K. SUÇLAR : Yakarak mala zarar verme, tehdit HÜKÜMLER : Düzeltilmeden esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık hakkında her iki katılana karşı yakarak mala zarar verme, suça sürüklenen çocuk hakkında katılan ...'a karşı mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 1. Sanık Hakkında Tehdit, Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında ise Katılan ...'a Karşı Yakarak Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında bulunan temyiz kapsamındaki suçlardan olmadığı dikkate alındığında, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, 2. Sanık Hakkında Her İki Katılana Karşı Yakarak Mala Zarar Verme, Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında ise Katılan ...'a Karşı Yakarak Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyizin İncelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimler kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında, yakarak mala zarar verme, yine sanık hakkında tehdit suçlarından yapılan yargılama sonucunda, Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2024/784 Esas, 2024/893 Karar sayılı kararı ile sanık ve suça sürüklenen çocuğun anılan suçlardan cezalandırılmalarına karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık ile suça sürüklenen çocuk müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 06.12.2024 tarihli ve 2024/2317 Esas, 2024/733 Karar sayılı kararında özetle "Sanık ve suça sürüklenen çocuğun katılan ...'e karşı işlenen suçu hangi tür kasıtla işledikleri, gerçek içtima mı yoksa zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği hususunda değerlendirme yapılması gerektiği sebebiyle bozulmasına karar verilerek ilk derece mahkemesine gönderildiği ilk derece mahkemesinin 20.02.2025 tarihli kararı ile; sanık ve suça sürüklenen çocuğun yakarak mala zarar verme ve sanık hakkında tehdit suçlarından yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, katılanlar vekili ve sanık ile suça sürüklenen çocuk müdafilerinin istinaf başvurusunun ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 23.05.2025 tarihli ve 2025/749 Esas, 2025/1425 Karar sayılı kararı ile kısmen düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi üzerine, katılanlar vekili ile sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşmâ açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2024/784 Esas, 2024/893 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 06.12.2024 tarihli ve 2024/2317 Esas, 2024/733 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıkların temyiz hakkını etkilememiş ise de bazı hallerde bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır değerlendirmesinde bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (ÖmerOral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § ...). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (!) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihlali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 06.12.2024 tarihli ve 2024/2317 Esas, 2024/733 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2025 tarih ve 2024/1417 Esas, 2025/141 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, kararında katılanlar vekili sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden hükümlerin, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 302. maddesi gereğince Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla