İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2026/205 Karar: 2026/1108 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2026/205 K.2026/1108)

6. Ceza Dairesi 2026/205 E. , 2026/1108 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2032 E., 2025/2356 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenm

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2026/205 E. , 2026/1108 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2032 E., 2025/2356 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenm

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2026/205 E. , 2026/1108 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2032 E., 2025/2356 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A.1 İlk Derece Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/525 Esas, 2024/409 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B.1 İstinaf Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/588 Karar sayılı ilamı ile; "Yol kesmek suretiyle yağma suçunun yasal unsurları bulunmadığı, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 149/1-e maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususunda katılanın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığının araştırılmadığı, olayın tek görgü tanığının dinlenmediği, suçun işlenişindeki ağırlığa değinilmeden, yetersiz gerekçeyle değer azlığı hükümleri yönünden uygulama yapılmış olması" gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. A.2 İlk Derece Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.09.2025 tarihli ve 2025/170 Esas, 2025/377 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149/1-d, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B.2 İstinaf Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 12.11.2025 tarihli ve 2025/2032 Esas, 2025/2356 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ..., sanık ... ve müdafiinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... ve müdafiinin Temyiz İstemleri Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, duruşma gözlemine dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 149/1-e. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna, İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararına uymasına karşın aynı gerekçelerle aynı kararı vermiş olduğuna, değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiğine, öncelikle beraatine aksi takdirde lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi İddianame anlatımında bulunmamasına ve katılanın suç tarihinde beden veya ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olup olmadığı yönünde uzman raporu alınmaksızın sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-e. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/525 Esas, 2024/409 Karar sayılı dosyasında verilen nitelikli yağma hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/588 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar haklarında nitelikli hırsızlık suçundan verilen hükümler yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıkların temyiz haklarını etkilememiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması....... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli ve 2025/517 Esas, 2025/588 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.09.2025 tarihli ve 2025/170 Esas, 2025/377 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen;“İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Karar Yönünden İse Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla