Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/1160 E. , 2023/5182 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi ŞİKÂYETÇİ : Gümrük İdaresi SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil araçlarının iad
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/1160 E. , 2023/5182 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi ŞİKÂYETÇİ : Gümrük İdaresi SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil araçlarının iadesi TEMYİZ EDENLER : Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekili, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibariyle eylemin 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı Kanun) muhalefet suçu kapsamında kaldığı, buna göre de Gümrük İdaresi'nin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.1.Kozaklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.03.2013 tarihli ve 2012/63 Esas, 2013/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ... hapis ve 600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın tasfiyesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.Anılan kararın sanık ... tarafından temyizi üzerine; Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 02.07.2019 tarihli ve 2015/11938 Esas, 2019/33543 Karar sayılı ilâmıyla; sanığın eylemi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç teşkil eden eyleminin olduğu ve dosyaların birleştirilerek incelenmesi gerektiğinden sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 3.Kozaklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2019 tarihli ve 2019/251 Esas, 2019/189 Karar sayılı kararı ile, hukuki ve fiili irtibat nedeniyle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2019/466 Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. B.1.Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2013 tarihli ve 2012/580 Esas, 2013/226 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 21.05.2013 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 20.08.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine, Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2015 tarihli ve 2015/942 Esas, 2015/1190 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün aynen açıklanmasına, sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3.Anılan kararın sanık ... Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/31315 Esas, 2019/12389 Karar sayılı ilâmıyla; Gümrük idaresi vekilinin temyize hakkı olmadığından reddi, sanık yönünden ise, sanığın işbu dosyadaki eylemi ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç teşkil eden eyleminin olduğu ve dosyaların birleştirilerek incelenmesi gerektiğinden sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 4.Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2019/634 Esas, 2019/652 Karar sayılı kararı ile hukuki ve fiili irtibat nedeniyle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2019/466 Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. C.1.Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2013 tarihli ve 2012/583 Esas, 2013/227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 21.05.2013 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 20.08.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine, Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2015 tarihli ve 2015/944 Esas, 2015/1191 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün aynen açıklanmasına, sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3.Anılan kararın sanık ... Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2019/1723 Esas, 2019/33516 Karar sayılı ilâmıyla; Gümrük İdaresi vekilinin temyize hakkı olmadığından reddi, sanık temyizi yönünden ise, sanığın işbu dosyadaki eylemi ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç teşkil eden eyleminin olduğu ve dosyaların birleştirilerek incelenmesi gerektiğinden sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 4.Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli ve 2019/466 Esas, 2022/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanarak neticeten 2 yıl 1 ... hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz nedenleri; olayda kusurunun olmadığı, dava zamanaşımının dolduğu ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Birleşen 2019/251 Esas sayılı dosya bakımından; 1.29.05.2012 tarihinde Altınsu mahallesinde belediye işhanının arkasında kaçak sigara satıldığının ihbar edilmesi üzerine, görevlilerce bahse konu yere intikal edildiğinde sanığın tütün, elektronik terazi ve boş sigara filtresi ile yakalandığı, kaçak sigara sattığını söyleyerek 31 KG 888 plakalı aracı açmak suretiyle 154 paket gümrük kaçağı sigarayı kolluk görevlilerine rızaen teslim ettiği anlaşılmıştır. İddianame kapsamının yalnızca gümrük kaçağı sigaralar yönünden olduğu görülmektedir. 2.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında , temyiz inceleme dışı olan ... ile birlikte kaçak sigaraları satmak amacıyla bulundurduğunu ikrar etmiştir. Bozma ilamı sonrasında sanığa 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında ek savunma hakkı tanınmıştır. 3.Suçta kullanılan nakil aracının kira sözleşmesinin mevcut olduğu, malen sorumlunun kovuşturma aşamasında aracın kendisine ait olduğunu ifade ettiği görülmektedir. 2019/466 Esas sayılı dosya ile Birleşen 2019/634 Esas sayılı dosya bakımından; 1.12.06.2012 tarihinde 12.30 sıralarında Kilis ili Güneşli köyünde sınır hattından Suriye'den Türkiye'ye illegal yollardan geçirilen kaçak malzemelerin 06 VA 693 plakalı araca yüklendiği, aracın Kilis - İslahiye karayolunda seyir halinde olduğu bilgisi üzerine, kolluk görevlilerince araç durdurulmuş, nöbetçi Cumhuriyet savcılığından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararı uyarınca yapılan aramada, temyiz inceleme dışı ... ile sanık ... 903 karton gümrük kaçağı sigara ile yakalanmıştır. 2.İşlemler yapılarak sanıkların salıverilmesinden sonra aynı tarihte 12.06.2012 tarihinde saat 19.30 sıralarında İslahiye yolu üzerinden Kilis ili istikametine seyir halinde olan 06 VA 693 plakalı aracın camlarının filmli olması ve tamponunun yere yakın olması nedeniyle şüphe üzerine görevlilerce durdurulmuş, nöbetçi Cumhuriyet savcısından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararı uyarınca yapılan aramada, aynı şahıslar 1012 karton gümrük kaçağı sigara yakalanmıştır. 3.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında kaçak sigaraları naklettiğini ikrar etmiştir. Her iki yakalama sonrasında sanık hakkında ayrı iddianameler düzenlendiği, sevk maddesi olarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterildiği ve sanığa kovuşturma aşamalarında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında ek savunma hakkı tanındığı görülmüştür. 4.Suçta kullanılan araca ilişkin kira sözleşmesinin dosyada yer aldığı ancak kira sözleşmesi bitiş tarihinin ve kira bedelinin sözleşme içeriğinde yer almadığı, malen sorumlunun da dinlenmediği anlaşılmıştır. 5.Yargıtay bozma ilamları sonrasında üç dosyanın da birleştirildiği, 12.06.2012 tarihinde iki yakalamada eylemin tek suç kapsamında kaldığı, 29.05.2012 tarihli eylemin ise 12.06.2012 tarihli eylem ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. 6.Dosyaların birleşmesi sonrasında sanık alınan savunmasında önceki beyanlarını tekrarla, gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödeyecek durumunun olmadığını beyan etmiştir. 7.Sanığa soruşturma aşamalarında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratları yapılmadığı, bozma ilamı sonrası yargılamada ise etkin pişmanlık kapsamında ödeme yapması halinde cezasında 1/3 oranında indirim yapılacağının ihtar edildiği anlaşılmıştır. 8.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik uygulamaları doğrultusunda fahiş değerde kabul edildiği tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır. B.Suçta kullanılan 31 KG 888 Plakalı Nakil Aracına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. C.Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Kararına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanakları, sanık savunması, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; 1.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamalarında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, 1/3 olarak bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması ve hakkında ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, 2.Dava konusu kaçak eşyanın miktarına göre sanık hakkında temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken alt sınırdan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini, 3.12.06.2012 tarihinde iki yakalamada toplamda 1915 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği 06 VA 693 plakalı nakil aracının müsaderesi için gereken şartların gerçekleştiği ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müsaderenin hakkaniyete uygun olduğu cihetle; malen sorumlunun usulüne uygun tebligat ile duruşmadan haberdar edilip, dinlenmesinin ardından davaya katılma hakkı tanınarak iyiniyetli 3. kişi durumunda oIup olmadığının tespit edilmesinden sonra aracın müsadere edilip edilmeyeceğine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Suçta Kullanılan 31 KG 888 Plakalı Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli ve 2019/466 Esas, 2022/214 Karar sayılı kararında 31 KG 888 plakalı nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün 31 KG 888 plakalı nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, C. Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Kararı Yönünden; Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli ve 2019/466 Esas, 2022/214 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.05.2023 tarihinde karar verildi. (KKD) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün yakınıcı İdare vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 26.01.2022 tarih ve 2022/214 K sayılı kararıyla sanığın 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 24.05.2023