Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/1239 E. , 2023/11735 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/223 E., 2021/200 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol PiyasasınınDüzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek o
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/1239 E. , 2023/11735 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/223 E., 2021/200 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol PiyasasınınDüzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Suçtan zarar gören ve bozma ilamı öncesinde katılma talebi reddedilen, bozma ilamı sonrasında ise katılma talebi hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmeyen ...'nın (kapatılan TAPDK) katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü, hükmü temyize hakkının bulunduğu anlaşılmakla; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2014 tarihli ve 2013/20 Esas, 2014/618 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay erteli hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2. Anılan kararın Gümrük İdaresi vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 02.06.2020 tarihli ve 2017/2219 Esas, 2020/6996 Karar sayılı ilamıyla; Gümrük İdaresi vekilinin temyizi yönünden; temyiz hakkı bulunmadığından reddine, Sanık temyizi yönünden; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 61 inci ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 5 inci maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olması, nedeniyle sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 3. Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/223 Esas, 2021/200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay erteli hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... vekilinin temyiz nedenleri; katılma talebinde bulunulduğu halde karar verilmediğine, vekalet ücretine hükmedilmediğine ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. 25.11.2012 tarihinde hızla seyreden 34 ZJ 7882 plakalı araç şüphe üzerine yapılan takip sonucunda durdurulmuş, sanığın sevk ve idaresindeki araçta arama kararı uyarınca yapılan aramada 1.020 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. 2. Sanık bozma ilamı öncesinde alınan savunmalarında, aracın kiralık olduğunu, suça konu sigaraları satmak amacıyla aldığını ikrar etmiştir, bozma ilamı sonrasında ise beyanı alınmadan hüküm kurulmuştur. 3. Sanığa soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratı yapılmadığı, bozma ilamı sonrası yargılamada ise sanığa çıkarılan tebligatta gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını duruşma gününe kadar ödemesi halinde cezasında 1/3 oranında indirim yapılacağının, gümrük vergisi tutarını ödemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanabileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Tebligat fiziken dosyada yer almamakla birlikte dosyada yer alan PTT sorgu evrakına göre göndericisine teslim edildiği görülmüştür. 4. Malen sorumlu talimat mercii tarafından alınan beyanında, aracın kendisine ait olduğunu, kiralanması için bir firmaya bıraktığını, kaçakçılık olayından haberdar olmadığını, davaya katılmak istediğini, aracının iadesini talep etmiştir. 5. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik uygulamaları doğrultusunda normal değerde kabul edildiği tespit edilmiştir. 6. Mahkemece Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı kısımda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilamına uyularak gereklerinin kısmen yerine getirildiği saptanmıştır. IV. GEREKÇE Tebliğnamede belirtilen görüş yönünden; şikayetçi ... vekili temyiz dilekçesinde katılma talebinde bulunulduğu halde karar verilmediğine, vekalet ücretine hükmedilmediğine ve hükmün re'sen dikkate alınacak nedenlerle bozulmasına ilişkin de talepte bulunduğundan, temyiz talebinin tüm hükme yönelik olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. A. Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden Dosya kapsamında toplanan delillerin incelenmesinde suçta kullanılan nakil aracının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı cihetle, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına dair Mahkemenin kabul ve gerekçesinde isabetsizlik görülmemiştir. B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Kararı Yönünden Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, şikayetçi ... vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; 1. Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı bu suçtan zarar görenin de ... olduğu, bozma ilamı öncesinde katılmasına karar verildikten sonra katılma talebi reddedilen Tarım ve Orman Bakanlığının (kapatılan TAPDK) bozma ilamı sonrasında da davaya katılma talebinde bulunduğu halde mahkemece katılma talebi hakkında herhangi bir karar verilmemesi, 2. 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa hüküm verilinceye kadar gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemesi halinde cezasında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, duruşma gününe kadar ödemesi halinde cezasında 1/3 indirim oranı bildirilerek sanığın yanıltılması ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, Kabule göre de, 1. Dava konusu kaçak eşyanın miktarına göre sanık hakkında temel cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken alt sınırdan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini, 2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Mahkum olunan uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak yoksunluklarının yalnızca kendi altsoyu bakımından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalan kişiler bakımından hükmolunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3. Hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın "kısmen veya tamamen" infaz kurumunda çektirileceğinin belirtilmesi gerektiği halde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde karar verilmesi ve hapis cezasının ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağına dair ihtaratın yapılmaması, 4. Suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, 5. Usulüne uygun katılma talebinde bulunan ... lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği gözetilmeden suçtan zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin katılan olarak kabul edilip lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi,Nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR A. Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/223 Esas, 2021/200 Karar sayılı kararında nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükmün nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Kararı Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/223 Esas, 2021/200 Karar sayılı kararına yönelik şikâyetçi Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün şikayetçi ... vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 18.02.2021 tarih ve 2021/200 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 27.12.2023