İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2023/13099 Karar: 2024/1785 Tarih: 2024

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/13099 K.2024/1785

7. Ceza Dairesi 2023/13099 E. , 2024/1785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/317 E., 2023/ 52 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü tem

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2023/13099 E. , 2024/1785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/317 E., 2023/ 52 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü tem

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2023/13099 E. , 2024/1785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/317 E., 2023/ 52 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, eylemin basit zimmet suçunu oluşturduğuna, ............, hakkında bozma sonrası hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında fazla ceza tayin edildiğine, sanığın bankacı olmaması nedeniyle cezasında indirim yapılarak, hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 39 ncu maddesinin uygulanmasının gerektiğine ve re'sen de gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanık ...' nın suç tarihinde Eurobank Tekfen A.Ş. Çorlu Şubesinde şube müdürü olarak görev yaptığı, müşteki ...'in şirketinin ekonomik sıkıntı yaşaması nedeniyle, şirketlere finansal danışmanlık yaptığını söyleyerek kendisini tanıtan sanık ... aracılığıyla banka müdürü sanık ... ile tanışarak müştekinin yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti. adına kredi başvurusunda bulunduğu, genel kredi sözleşmesinin müşteki tarafından imzalanarak bankada bırakıldığı, müşteki kredi sonucunu öğrenmek amacıyla sanık ...’yı aradığında ise, sanığın kredisi onaylandığı halde müştekiye kredisinin çıkmadığını söyleyerek ... Ltd. Şti. lehine 9490-00220700-351 sayılı kredili mevduat hesabına aktarılan 50.000,00 TL tutarındaki krediyi sahte imzalı dekont ile ... Ltd. Şti. yetkililerinin bilgisi dışında sanık ...'e ödendiği, söz konusu eylemin ortaya çıkmaması amacıyla kredinin dönem faizlerinin bir bölümünün sanık ... tarafından tahsis edilen kredi ile tahsil edildiği ancak kredinin ödenmemesi üzerine takip hesaplarına aktarılmasının ardından mudinin olaydan haberdar olduğu anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160 ncı maddesinin birinci fıkrası, sanık ... hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 39 ncu maddesi gereği cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... aşamalardaki savunmalarında, ... isimli şirketle, finans danışmanlığı ve kredi başvuru işlemlerinde aracılık yapmak amacıyla anlaştığını, şirket ile aralarındaki irtibatı sağlayan kişinin tanık A.A. olduğunu, kredi başvuru belgelerini müdür ...'ya götürdüğünü, şirket adına bankadan para çekmeye yetkisi olmadığını, şirketin krediyi hangi tarihte çektiğini bilmediğini, kredi çekilirken bankada olmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık ... aşamalardaki savunmalarında, ...'ün ...'in finansal danışmanlığını yapmakta olduğunu, kredi sözleşmesini ...'in imzaladığını, krediyi sisteme tanımladığını, kredili mevduat hesabının açıldığını, kredinin kime ve hangi tarihte ödendiğini bilmediğini, müştekiye kredisinin çıkmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. Mağdur ... aşamalarda, bankaya ... isimli şahsın aracılığıyla gittiğini, kredi başvurusunda bulunduktan bir hafta sonra bankayı aradığında kredinin çıkmadığını öğrendiğini, kendisi adına açılan kredili mevduat hesabından haberdar olmadığını, parayı kesinlikle kendisinin almadığını, ... isimli şahsa böyle bir yetki vermediğini beyan etmiştir. Banka görevlisi tanık N.K. ifadesinde, olay tarihinde bankada gişe yetkilisi uzman yardımcısı olduğunu, ...'ün kendisini firmanın finansal danışmanı olarak tanıttığını, 50.000,00 TL'nin ...'e ödendiğini, ödemeden müdür ...'nın da haberdar olduğunu beyan etmiştir. Tanık A.A. ifadesinde, kredi başvurusundan bir hafta sonra ...'in kendisini arayarak kredi başvurusunun reddedildiğini söylediğini ancak üç ... sonra ...'in tekrar arayarak bankadan ödeme talimatı geldiğini ve kendisi adına kredi çekildiğini söylediğini, ...'ü arayarak ......., 'ın haberi olmadan nasıl kredi kullandıklarını sorduğunda ise kendisine "hata bizim, bu hatayı düzelteceğim" dediğini, olay ortaya çıktıktan on beş gün kadar sonra ... ve ...'ün yanına geldiklerini ve davacı olmamalarını istediklerini, sonrasında ise sanıklara ulaşamadıklarını ifade etmiştir. Dosyada bulunan 27.10.2010 tarihli ekspertiz raporuna göre 16.10.2008 tarihli ve 8412 sıra numaralı 50.000,00 TL'lik ödeme dekontu üzerinde bulunan imzanın ..., ... ve hakkındaki beraat kararı onanmakla kesinleşen...isimli şahsa ait olmadığı tespit edilmiştir. Katılan bankanın 11.05.2009 tarihli şikayet dilekçesi ve 04.05.2009 tarihli 2009/1 rapor numaralı Kanuni Soruşturma Raporu dosyada bulunmaktadır. Sanık ...'nın görev tanımını içerir banka cevabi yazısı dosyaya eklenmiştir. Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, müşteki ...'in yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti. adına kredi başvurusunda bulunduğu ve genel kredi sözleşmesini imzaladığı, müşteki kredi sonucunu öğrenmek amacıyla sanık ...’yı aradığında ise, sanığın kredisi onaylandığı halde müştekiye kredisinin çıkmadığını söyleyerek ... Ltd. Şti. lehine 9490-00220700-351 sayılı kredili mevduat hesabına aktarılan 50.000,00 TL tutarındaki krediyi sahte imzalı dekont ile ... Ltd. Şti. yetkililerinin bilgisi dışında sanık ...'e ödendiği anlaşılmakla, müşteki ...'in kredi başvurusu sırasında kredi çıkarılacağı izlenimi oluşturularak imzaları alınmak suretiyle kredi sözleşmesini imzalatarak kredi tahsisinin yapılması ve sonrasında şirketin kredili mevduat hesabına aktarılan paranın sahte imzalı dekont ile çekilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin iştirak halinde nitelikli zimmet suçunu oluşturduğuna dair mahkeme kabulünün yerinde olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşılmakla, inceleme konusu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; Sanıklar hakkında kazanılmış hakka ilişkin uygulama yapılırken, uygulama maddesinin "1412 sayılı Kanun'un 326 ıncı maddesinin son fıkrası" olarak gösterilmesi yerine hatalı olarak uygulama yeri olmayan "5271 sayılı Kanun'un 307 inci maddesinin dördüncü fıkrası" olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümde kazanılmış hakka ilişkin fıkralardan "CMK'nın 307/4." ibareleri çıkartılarak yerlerine "1412 sayılı Kanunu'un 326 ncı maddesinin son fıkrası" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, tazmine hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.415,50 TL nispi temyiz onama harcının sanıklardan eşit olarak tazminine, 22.02.2024 tarihinde karar verildi. (K.D.) KARŞI OY Tüm dosya kapsamının incelenmesinde sanık ...'nın suç tarihinde Eurobank Tekfen A.Ş. Çorlu Şubesinde şube müdürü olarak görev yaptığı, müşteki ...'in yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti'nin 50.000,00 TL'lik kredi başvurusunda bulunduğu, müştekinin yetkilisi olduğu şirket adına Eurobank Tekfen Çorlu Şubesinde 9490-00220700-351 nolu kredili mevduat hesabının açıldığı ve kredi onaylandığı halde sanık ...'nın müşteki ...'e kendisine kredi çıkmadığını söyleyerek, ... Ltd. Şti. adına çıkan krediyi sahte imzalı dekontla ... Ltd. Şti. yetkililerinin bilgisi dışında sanık ...'e aktardığı şeklindeki olayda sayın çoğunluk ile uyuşmazlığımız sanıkların eyleminin basit banka zimmeti veya nitelikli banka zimmeti olup olmadığı hususundadır. Bankacılık zimmeti suçunun nitelikli hali Bankacılık Kanunu'nun 160/2. maddesinde yer almaktadır. Söz konusu fıkraya göre, suçun zimmet fiilinin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde sanığın cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanun koyucu, fiilin suçun açığa çıkmasını önlemek amacıyla hile kullanılarak işlenmesi halini cezayı ağırlaştıran bir durum olarak kabul etmiştir. Gerçekten suç işleyen bir kişinin fiilin zaten kınanan ve toplum tarafından kabul edilemez bir davranış iken, bir de kişinin bu fiilini saklamaya yönelik hileler yapması, yaptığı fiilin daha ağır bir cezayla cezalandırılmasını gerektirmektedir. Bu nitelikli halin tespiti için her şeyden önce somut olayda "hileli bir davranışın bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bunun ardından ise bu hileli davranışın suçun açığa çıkarılmasını engellemek amacıyla kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekir. Somut olayda bu iki durumun varlığı ve hilenin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya elverişli olması halinde, zimmet suçu daha ağır bir ceza ile cezalandırılacaktır. Arapça asıllı bir kelime olan hile; "aldatacak tarz, tertip ve oyun" anlamına gelmektedir. Hukuki anlamda hile, kişinin aldatılarak iradesinin sakatlanmasıdır. Doktrinde ise, hile gerçekte mevcut olmayan bir hususu mevcut göstermek veya gerçekleşmiş bir vakıayı olduğundan başka türlü ya da hiç vaki olmamış gibi göstermek suretiyle bir insanın yanılgıya sevk edilmesidir. Hilenin her somut olaya göre ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir. Bir olayda hilenin bulunması tek başına nitelikli hali oluşturmaz. Bunun yanında yapılan hileli davranışın suçun ortaya çıkmasını engellemek bakımından elverişli olması gerekir. Şayet hileli davranışta bulunulmuş olmakla birlikte bu davranışın aldatıcı bir niteliği bulunmuyor, suç ilk bakışta edilebiliyorsa o takdirde nitelikli zimmet halinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Zimmet suçunun nitelikli hali için istenen hileli davranış suçun işlenme aşaması ile ilgili değildir. Burada hile, sadece zimmet olgusunun sonradan anlaşılmamasının önüne geçilmek amacıyla gerçekleştirilmektedir. Burada hilelinin mağduru bankadır. Banka kendi iç işleyişinde basit bir inceleme ile bu hususu doğrulayabiliyorsa temel banka zimmeti suçu oluşacak, ancak banka dışında yapılacak bir inceleme ile hile ortaya çıkarılacaksa nitelikli müştekiye ait kredi başvuru belgeleri ve sözleşme üzerindeki imzalarla, sahte mudi imzası taşıyan fişteki imzalar karşılaştırılıp, mudi yerine atılan imza basit bir inceleme ile anlaşılmadığı takdirde eylem nitelikli zimmet suçu aksi takdirde basit zimmet suçunun oluştuğu kabul edilmektedir. Somut olaya gelince; bankaca mudi imza kartelası kontrol edilmeden mudiye ve sanıklara da ait olmayan ve basit bir inceleme ile ortaya çıkabilecek, iğfal kabiliyetine sahip olmadığı mahkemece tespit edilen imza ile banka parasının zimmete geçirilmesi şeklindeki sanıkların eylemlerinin basit banka zimmeti suçunu oluşturduğu ve mahalli mahkemenin ilk kararının isabetli olduğundan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. ... (Muhalif Üye)

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla