İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2023/15642 Karar: 2023/11224 Tarih: 2023

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/15642 K.2023/11224

7. Ceza Dairesi 2023/15642 E. , 2023/11224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 29.05.2023 tarih ve 2021/17848 Esas, 2023/5282 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2023 tarihli ve 19 - 2016/367941 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme netic

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2023/15642 E. , 2023/11224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 29.05.2023 tarih ve 2021/17848 Esas, 2023/5282 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2023 tarihli ve 19 - 2016/367941 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme netic

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2023/15642 E. , 2023/11224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 29.05.2023 tarih ve 2021/17848 Esas, 2023/5282 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2023 tarihli ve 19 - 2016/367941 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (CMUK) 423 üncü maddesinde adlî tatil düzenlenmiş olup maddenin ikinci fıkrasında "... hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağı HSYK'nca belirlenir.", üçüncü fıkrasında ise "tatil zamanına tesadüf eden mühletler işlemez, bu mühletler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzamış sayılır." hükümleri yer almaktadır. 5271 sayılı Kanun'un "adlî tatil" başlıklı 331 inci maddesinde; "Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar. Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bahsedilen düzenlemeler birbirine paralel olup, tutuklu ve acele işlerin adlî tatil süresi içinde görülebilmesi ve buna ilişkin esasların Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirleneceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinde tutuklu ve acele işlerin adlî tatil süresi içinde yerine getirileceği belirlenmekle birlikte, adlî tatil içinde görülebilecek işlerin belirlenmesinin ardından devam eden fıkrada tutuklu ve acele işler bakımından bir ayrım yapılmaksızın adlî tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere madde metninde tutuklu ve acele işlerle ilgili adlî tatilde sürelerin işleyeceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un "sürelerin hesaplanması" başlıklı 39 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında ise "son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi gün biter" hükmü getirilmiştir. 5271 sayılı Kanun'da tutuklu ve acele işler ile ilgili olarak adlî tatilde sürelerin işleyeceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almadığından, bu noktada 5237 sayılı Kanun ve 5271 sayılı Kanun'da kıyas yasağına değinmek gerekecektir. Ceza Muhakemesinde kıyas mümkün olmakla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.01.2023 tarihli ve 2019/18-444 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararında ifade edildiği üzere "Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir." Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 2019/5-600 Esas, 2020/436 Karar sayılı kararında bu husus "Diğer taraftan ceza hukukunda kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak yasaklanan ve kanunda açıkça suç olarak gösterilmemiş olan bir fiilin, kanunda yer alan ve söz konusu fiile en çok benzeyen suça ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle cezalandırılması şeklinde tezahür edebilecek kıyas metodu, ceza hukukunun aksine ceza muhakemesi hukukunda kural olarak serbesttir. Ancak, ceza muhakemesi hukukunda da kıyasa başvurulmasının sınırları vardır. İstisnai ve sınırlayıcı hükümler kıyas yasağı kapsamındadır." şeklinde ifade edilmiştir. Öte yandan Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “..., işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” düzenlemesi yer almaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin, ikinci fıkrası ise “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” hükmünü içermektedir. Bu düzenlemeler uyarınca, kanunda açıkça yazılı olmayan ve yorum yoluyla tespit edilmiş olan acele işlerde adlî tatil içinde sürelerin işleyeceği hususu kararda açıkça gösterilmelidir. Aksi durum mahkemenin kanun yolları ve başvuru süresi hususunda taraflar aydınlatma yükümlülüğünün ihlali anlamına gelecektir. Ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ivedi işler bakımından adlî tatilde sürelerin işleyeceği şeklinde yorumlanması Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerinin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesine de aykırılık teşkil edecektir. Anayasa Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli, Şükrü Esat Erkuş, başvuru No: 2014/14577 sayılı kararında "Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (... Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).... .... Kanun yoluna başvuru kapsamında yargısal sistem açısından olaya bakıldığında, başvurucunun Dairenin onama kararında kendisine tanınan on beş günlük süreye güvenerek hareket ettiği, kararda belirtilen bu sürenin başvurucuyu yanılttığı ve hukuki belirsizlik yarattığı sabittir. Kanun yolunu ve süresini taraflara ... gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında karar düzeltme süresinin on gün olduğunu kabul ederek karar düzeltme istemini süre yönünden reddine karar veren Yargıtay Dairesinin değerlendirmesinin mevzuat hükümleri çerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, aşırı şekilci (katı) yapılan yorum ile başvurucunun karar düzeltme hakkını kullanmasının engellediği anlaşılmaktadır. Yaratılan belirsizliğin sonuçlarına başvurucunun katlanması ölçülü olmadığından karar düzeltme talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını zedelemiştir." gerekçesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 6831 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde "Orman suçlarına ait davalar mahkemelerce acele mevaddan sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. 5721 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ikinci fıkrasında da ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceğine ilişkin düzenlemenin Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirleneceğine yer verilmiş olmakla, madde metninde adlî tatil içinde sürelerin işlemeyeceği kuralına açık bir istisna getirilmiş değildir. Orman suçlarına ilişkin davaların acele mevaddan sayılmasına ilişkin düzenleme, adlî tatil süresi içinde bu suçlara ilişkin yargılama yapılıp karar verilebilmesine imkan sağlayan bir düzenlemedir. Görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'da adlî tatil olarak kabul edilen süre içinde davaların görülemeyeceği ve sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren uzayacağı genel kural olarak benimsenmiştir. Soruşturma ve tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların adlî tatil süresi içinde yerine getirilebileceği kabul edilmiş, bu işlerin ne şekilde yerine getirileceğinin ise Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirleneceği hükme bağlamıştır. Adlî tatil süresince yalnızca tutuklu ve acele işlerin soruşturma ve kovuşturmasının yapılabileceği istisnasının dışında herhangi bir istisna hükmüne yer verilmemiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulunun buradaki önemi ise mahkemelerin işleyişine ilişkin idari tasarruflardır. Adlî tatil olarak kabul edilen bu süre içinde davaların görülemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinde “genel kural” olarak kabul edilmesine, bu kuralın istisnası olarak ise soruşturma ve tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların adlî tatil süresi içinde yerine getirilebileceğinin kabul edilmesine ve bu istisna dışında herhangi bir istisnaya hükmüne yer verilmemesine göre, istisnai hâlin de açıkça düzenlendiği bir durumda, orman suçlarına ilişkin davaların acele mevaddan sayılmasına ilişkin düzenleme, 5271 sayılı Kanun'un getirdiği adlî tatil içinde sürelerin işlemeyeceğine dair genel düzenlemeye bir istisna niteliğinde değildir. Hak arama hürriyetinin kısıtlanmaması gerektiğinden, adlî tatilde sürelerin işlemeyeceği genel kuralına ilişkin tutuklu veya ivedi işler yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığından ve temyiz incelemesine konu kararda adlî tatil süresi içinde sürelerin işlemeye devam edeceğine dair taraflara açık bir ihtarda bulunulmadığından, adlî tatil süresi içinde sürelerin işlemeye devam ettiği gerekçesiyle katılan vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi" kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE 1.Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/527 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) 91 inci maddesine aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 29.05.2023 tarihli ve 2021/17848 Esas, 2023/5282 Karar sayılı ilâmı ile 6831 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından açılan davaların adlî tatil içinde görüleceği, dolayısıyla da temyiz sürelerinin işlemeye devam edeceği gerekçesiyle temyiz isteminin süre bakımından reddine karar verilmiştir. 3.Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/527 Karar sayılı kararının 04.08.2016 tarihinde katılan vekiline tebliğ edildiği, katılan vekili tarafından 16.08.2016 tarihinde temyiz dilekçesi sunulduğu, Yargıtay Ceza Kurulunun 27.12.2022 tarihli ve 2021/6-319 Esas, 2022/846 Karar sayılı kararında "CMK'nın 331/4. maddesinde yer alan düzenleme adlî tatilde sürelerin işlemeyeceğine yer vermiştir. Madde metninde kuralın açık bir istisnası yoktur." şeklinde ifade edildiği üzere katılan vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. 4.Orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde motorlu testere ile kesilmiş emval bulunduğu, çevrede yapılan araştırmada kimin tarafından kesildiğinin tespit edilemediği anlaşılmıştır. 5.Sanık savunmalarında suçlamayı kabul etmemiştir. 6.Tanık ..., tanık ...'e sanığın ağaç kestiğine dair bir beyanda bulunmadığını ifade etmiştir. Tanık ... de tanık Ömer'in kendisine sanığın ağaç kestiğine dair bir ifade kullanmadığını beyan etmiştir. 7.Sanık savunması, tanık beyanları, suç tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında beraat hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 29.05.2023 tarih ve 2021/17848 Esas, 2023/5282 Karar sayılı temyiz isteminin süre yönünden reddine dair ilâmının KALDIRILMASINA, 3.Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/527 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görülmediğinden hükmün, itiraza uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla