Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/2330 E. , 2024/9877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2266 E., 2023/3211 K. SUÇLAR : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarından kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/2330 E. , 2024/9877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2266 E., 2023/3211 K. SUÇLAR : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarından kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi EK KARAR : Resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin temyiz isteminin kararın temyizi kabil olmadığından reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması 1.Katılan ... A. Ş. vekilinin sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükme ilişkin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince resmî belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara ilişkin olarak katılan ... A. Ş. vekilinin temyiz talebinin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 10.01.2024 tarihli ve 2023/2266 Esas, 2023/3211 Karar sayılı ek kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2.Katılan ... A. Ş. vekilinin sanık hakkında zimmet suçundan kurulan istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükme ilişkin temyiz istemi yönünden ise; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... A. Ş. vekilinin temyiz istemi; sanık tarafından zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlendiğinin sabit olduğuna, yargılamaya konu fiilde sahte evrak kullanıldığına, bilirkişi raporlarında imzaların müştekiye ait olmadığına ilişkin tespitlerin bulunduğuna, banka zararının giderilmediğine, sanığın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiğine ve resmi belgede sahtecilik suçu yönünden verilen hükmün kesin nitelikte olduğuna dair ek kararın hukuka aykırı olmasına ilişkindir. II. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, katılan ... A. Ş. vekilinin temyiz isteminin reddine dair kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Zimmet Suçu Yönünden Dosya kapsamına göre; sanığın suç tarihinde katılan bankanın Zeytinburnu .... Şubesinde müdür olarak görev yaptığı, bu görevi sırasında 20.06.2011 tarihinde kardeşinin eşi olan ... adına sahte belgeler düzenlemek suretiyle kredi çektiği, ...'in adına icra takibi yapıldığını öğrenmesi ile durumdan haberdar olduğu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek sanık hakkında şikâyetçi .olması üzerine resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık ...'nın tüm aşamalarda; bir dönem ... Şubesinde şube müdürlüğü görevini yaptığını, bu görevi sırasında işlemleri daha hızlı tamamlayacağını düşündüğünden kardeşinin eşi olan müşteki ...'in kredi işlemini kendisine yaptırdığını, iddiaya konu krediyi müştekinin bilgilerini kullanarak çekmediğini, krediyi bizzat müştekinin kendisinin çektiğini, kredi ile ilgili hiçbir belge imzalamadığını, kredi formunda doldurulması gereken kısımların kendisi tarafından yazıldığını fakat imzaların müşteki tarafından atıldığını, kredi teklifi genel müdürlükçe uygun görüldükten sonra kredi miktarını kendisine verdiğini, müştekinin 6 ay kadar borcunu kendisi ödediğini fakat daha sonra eşi ile yaşadıkları sorunlar nedeniyle bu krediyi ödeme gayreti kalmadığını, banka tarafından bir süre sonra sağlık sorunları nedeniyle işine son verildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Müşteki ...'in 21.12.2012 tarihli dilekçesi ile sanıktan şikâyetçi olduğu, 03.03.2017 tarihinde talimat mahkemesinde; eşinin dükkan açabilmesi için kendisi adına kredi çekilmesi gerektiğini, bankaya hiç gitmediğini, kimliğini eşine verdiğini, sanık ...'nın eşinin kardeşi olduğunu, kredi miktarının kendisine sonradan 35.000,00 TL olarak söylendiğini, belgeleri imzalayıp imzalamadığını hatırlamadığını fakat kredinin çekildiğini, dükkanın açıldıktan sonra iflasın eşiğine geldiğini, eşi ile boşandıklarını beyan ettiği, 19.11.2021 tarihinde talimat mahkemesinde ise; sanığın eski kayınbiraderi olduğunu, eşi ile nikah yapmadan önce kendisi adına haberi olmadan kredi çektiklerini, kredi çekilen bankada sanığın çalıştığını, hiçbir şekilde bankaya gitmediğini ve parayı almadığını, adına çekilen krediyi sanığın çekip kullandığını, olaydan sonra boşandığını, bu borca ilişkin hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, imza ve yazıların kendisine ait olmadığını beyan ettiği belirlenmiştir. ... A.Ş. tarafından tanzim olunan 12.10.2016 tarihli beyan dilekçesine göre; söz konusu borca ilişkin yapılan herhangi bir ödeme olmadığı, alacağın 24.12.2013 tarihi itibarıyla İstanbul Varlık Yönetim Şirketine devredildiği, bankanın anapara ve masraf zararının toplam 25.155,18 TL olduğu, müştekinin hesabının bulunduğu şubenin kapatılması nedeniyle yapılan araştırmada imza asıllarının bulunduğu evraklara ulaşılamadığı, bankanın 10.10.2016 tarihli dilekçesi ile sanık hakkında zimmet suçu nedeniyle şikayetçi olduğu, yine ... A. Ş. tarafından tanzim olunan 17.05.2019 tarihli cevabi yazıya göre ise; 1-4 numaralı taksitler için kredili mevduat hesabının kullanılarak ödeme yapıldığı, 5 ve 6. taksitler için ise ATM'den para yatırma şeklinde ödeme yapıldığı fakat bu ödemelerin kim tarafından yapıldığının tespit olunamadığı belirlenmiştir. Grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi tarafından tanzim olunan 05.01.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre; 16.06.2011 tarihli bireysel kredi sözleşmesi, aynı tarihli kredi hayat sigortası talep ve beyan formu, kredi ödeme tablosu ve 20.06.2011 tarihli müşteri bilgi formu ile banka sözleşmesi fotokopileri ile ... ve ...'nın huzurda alınan mukayese belgesi üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ... adına atılan tüm imzaların tek bir şahıs eli mahsulü olduğu, ''Kimlik Bilgileriniz'' bölümündeki el yazıları ile ''Müşteri Tarafından Doldurulacaktır'' bölümündeki el yazılarının mevcut mukayese el yazılarına atfen ... eli mahsulü olduğu, ... adına atılan imzaların ... eli mahsulü olduklarını gösterir nitelikte bulgular tespit edilemediği, yine aynı bilirkişi tarafından 28.09.2015 tarihinde tanzim olunan ek rapora göre müşteki adına atılan imzaların ... eli mahsulu olmadıkları kanaati bildirilmiştir. Adli tıp ve belge inceleme uzmanı tarafından 06.06.2017 tarihinde tanzim olunan bilirkişi raporuna göre; belgelerdeki müşteki ...'e atfen atılmış olan imzaların müşteki eli ürünü olmadığı, söz konusu imzalar ile kişiye ait imzalar arasındaki farklılıkların herkes tarafından ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabileceği, iğfal kabiliyetinin olmadığı, müştekinin eli ürünü olmadığı belirlenen imzalar ile karşılaştırma belgelerindeki sanık ...'ya ait imzalar arasında şekilsel olarak benzerlik bulunmayıp grafolojik tanı unsuları bakımından kısımlara yönelik olarak yapılan analitik incelemede de aralarında söz konusu imzaların sanık ...'nın eli ürünü olduğunu gösterecek derecede bir uygunluk ve benzerlik saptanmadığı görüşü bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın atılı suçu işlediğine dair kuşku boyutunu aşan yeterli ve kesin delil olmaması, sanığın atılı banka zimmeti suçunu işlediğine dair net tespitler belirlenememesi, banka teftiş kurulu raporu ile soyut iddia dışında ve sanık savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delil elde edilememiş olmasından bahisle sanığın banka zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... A. Ş. vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde, resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarından verilen beraat kararında usûl ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Sanık savunması, katılan ...'in ve tanıklar ... ile ...'un beyanları, bilirkişi raporları, ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 30.11.2011 tarihli soruşturma raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmüş, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... A. Ş. vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan ... A. Ş. vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, B. Zimmet Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/2266 Esas, 2023/3211 Karar sayılı kararında katılan ... A. Ş. vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.