Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/1808 E. , 2025/5995 K. "İçtihat Metni" HÂKİMLİĞİ : İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/6071 Değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na aykırı davranmak eyleminden kabahatli ... hakkında, aynı K
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/1808 E. , 2025/5995 K. "İçtihat Metni" HÂKİMLİĞİ : İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/6071 Değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na aykırı davranmak eyleminden kabahatli ... hakkında, aynı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca 131.007,00 Türk lirası idari para cezası uygulanmasına dair İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2021 tarihli ve 2020/1558 soruşturma, 2021/349 sayılı idari yaptırım kararına karşı yapılan başvurunun reddine ilişkin İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.08.2021 tarihli ve 2021/3483 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/6071 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 06.03.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33330 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33330 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Dosya kapsamına göre; kabahatli şirketin ana sermayesi 250.000,00 Türk lirasını aştığı halde, 01/06/2018 ila 31/07/2020 tarihleri arasında zorunlu olarak sözleşmeli avukat bulundurmadığından bahisle hakkında idari yaptırım kararı verilmiş ise de, anılan idari para cezasının kabahatli şirketin sözleşmeli avukat tayin etmediği her ay için belirlenmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Yalnız avukatların yapabileceği işler" başlıklı 35/3. maddesinde yer alan; "Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir." şeklindeki ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Soruşturma zamanaşımı” kenar başlıklı 20. maddesinin, 5560 sayılı Kanun'un 33. maddesi ve 6111 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile değişik 1, 2 ve 3. maddelerinde yer alan, "(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez. (2) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır. (3) Nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır." şeklindeki hükümler birlikte gözetildiğinde, Nispi idari para cezasını gerektiren kabahate ilişkin soruşturma zamanaşımı süresinin 5326 sayılı Kanun'un 20/3. maddesi uyarınca sekiz yıl olduğu, somut olayda kabahat eylemlerinin 01/07/2018, 01/08/2018 ve 01/09/2018 tarihlerinde gerçekleştirildiği, dolayısıyla merci karar tarihi olan 14/09/2021 tarihi itibarı ile zamanaşımı süresinin dolmadığı düşünülerek yapılan incelemede; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/05/2021 tarihli idari yaptırım kararına karşı kabahatli şirket tarafından ibraz edilen 15/06/2021 tarihli itiraz dilekçesinde kabahatli şirketin anılan tarihlerde sözleşmeli avukatı bulunduğu ve Avukat ... ile aralarında 08/09/2016 tarihli "Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi"nin düzenlendiği belirtilerek anılan sözleşme suretinin dilekçe ekinde sunulmuş olması ve kabahatli şirket vekili Avukat ...'nın Kanun yararına bozma talebine ilişkin 14/03/2022 tarihli dilekçesinde kabahatli şirket ile düzenledikleri söz konusu avukatlık sözleşmesinin halen geçerli olduğuna ve fesih yahut başka suretle sona erdirilmediğine dair beyanda bulunarak kabahate konu döneme rastlayan kabahatli şirkete yönelik tanzim etmiş olduğu 19/09/2019 tarihli serbest meslek makbuzunu sunmuş olması karşısında, anılan sözleşmenin "ÜCRET" başlıklı kısmında yer alan, "İş sahibi tarafından, AVukat'a, yukarıda sözü edilen hukuki danışmanlık hizmeti nedeniyle aylık KDV dahil 1.500.-TL danışmanlık ücreti ödenecektir. Ödemeler, her ayın 15'i ile 20'si arasında Avukatın Vakıfbank Adliye Şubesinde bulunan TR48 0001 5001 5800 7296 4274 45 Iban numaralı hesabına serbest meslek makbuzu karşılığında yapılacaktır." şeklindeki ve aynı sözleşmenin "ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER" başlıklı kısmının 7. maddesinde yer alan, "İş bu sözleşme 02.09.2016 tarihinden itibaren bir yıl için düzenlenmiş olup, taraflar bu süre sona ermeden (30 gün) önce yazılı olarak feshi ihbarda bulunmadıkları taktirde, sözleşme aynı süre için yenilenmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler de dikkate alınarak, kabahatli şirket ile adı geçen avukat arasında tanzim edilen 08/09/2016 tarihli sözleşmenin kabahate konu belirtilen dönemde geçerliliğini sürdürüp sürdürmediğinin tespiti amacıyla, anılan sözleşmede belirtildiği şekilde kabahatli şirket tarafından adı geçen avukata banka üzerinden ödeme yapılıp yapılmadığının, bu süreçte adı geçen avukatın kabahatli şirketin herhangi bir davasını, icra takibini veya hukuki işlemini takip edip etmediğinin ve kabahatli şirket adına serbest meslek makbuzu düzenleyip düzenlemediğinin araştırılıp, bu hususlara ilişkin ilgili belge ve kayıtların temin edilerek, sonucuna göre kabahatli şirketin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kabahatli hakkındaki 01.07.2018, 01.08.2018 ve 01.09.2018 tarihli idarî para cezalarının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2-c maddesi gereğince soruşturma zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda da kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına dair Dairemizin 14.02.2024 tarihli tevdi kararı sonrasındaki kanun yararına bozma talebinde, kabahat fiilinin nispi idarî para cezası gerektirdiğinin kabul edildiğine dair anlatıma yer verildiği görülmüş olup; kanun yararına bozma istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki husus yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE, 2. İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/6071 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesi için, dosyanın Hâkimliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Ana sermayesi belirli sınırı aşan şirketin sözleşmeli avukat bulundurmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca idari para cezası verilmiş, sulh ceza hakimliği başvuru ve itirazı reddetmiştir. Adalet Bakanlığı, cezanın her ay için ayrı belirlenmesi ile zamanaşımı ve sözleşmeli avukatın varlığı yönünden kanun yararına bozma istemiştir.
Hukuki İlke: Nispi idari para cezası gerektiren kabahatlerde soruşturma zamanaşımı sekiz yıldır; ayrıca şirketin sunduğu hukuki danışmanlık sözleşmesi ve serbest meslek makbuzları karşısında, sözleşmenin kabahate konu dönemde geçerliliğini sürdürüp sürdürmediği banka ödemeleri ve avukatın fiili takibi araştırılarak belirlenmelidir.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma; itirazın reddi yerine, sözleşmeli avukat ilişkisinin ilgili dönemde geçerli olup olmadığı araştırılmadan karar verildiğinden hakimlik kararı kanun yararına bozulmuştur.
Dava Strateji Notu: Zorunlu sözleşmeli avukat bulundurmama nedeniyle idari para cezasına karşı, mevcut bir danışmanlık sözleşmesinin banka ödemeleri ve serbest meslek makbuzlarıyla ilgili dönemde fiilen sürdüğü ispatlanarak ceza kaldırılabilir.