İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2025/1821 Karar: 2026/6608 Tarih: 2026

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2025/1821 K.2026/6608

7. Ceza Dairesi 2025/1821 E. , 2026/6608 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1085 E., 2024/2801 K. SUÇ : 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2025/1821 E. , 2026/6608 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1085 E., 2024/2801 K. SUÇ : 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2025/1821 E. , 2026/6608 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1085 E., 2024/2801 K. SUÇ : 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli kararı ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na muhalefet suçundan açılan davada sanıklar hakkında beraat kararları verilmiştir. B. İstinaf Kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin kararı ile sanıklar hakkındaki beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi 05.05.2022 tarihli ve 3 sayılı mevzuata uyum denetimi raporuda yer verilen tespitler uyarınca, şirket varlıklarının sanıklar tarafından zimmetlerine geçirilmesine dair muvazaalı işlemler yapıldığının tespit edildiğine, şirketin, sermaye açığının kapatılması için kurumlarınca defaten uyarıldığına, 2020 yılı Nisan ayı sonuna kadar sermaye artırımı yapılmaması durumunda ruhsatlarının iptal edileceğinin bildirildiğine, pandemi nedeni ile bu sürenin bir müddet daha uzatıldığına, sanıkların sermaye ödemelerinin 01.07.2020 tarihli olduğuna, buna göre sanıkların, kurumca yakından takip edilen sermaye yükümlülüklerini yerine getirmek için şirket aktifinde yer alan parayı dolaylı şekilde kullandıklarına, şirketin satılmasından kaynaklanan taksit ödemelerinin de yine sanıklar tarafından yapılmış olunmasının, alım - satım işlemlerinin muvazaalı olduğu hususunu ortaya koyduğuna, sanıklarca zimmet suçunun işlendiğinin açık olduğuna, şirketten çıkartılıp sonra tekrar şirkete aktarılan tutar, sanıkların şahsi sermayelerinden aktarılması gereken tutar iken, bu sermaye taahhüdünü, dolaylı olarak şirketin varlıklarıyla gerçekleştirdiklerine, aktifi azaltıcı işlem yasağı çerçevesinde değerlendirildiğine, şirketten çıkartılan paradan sonra, tahsili mümkün olmayan bir alacak tutarının bilançoya yansıtıldığına, alacağın tahsil edilememesi nedeniyle aktifin net bir şekilde azaldığına, sanıkların taksitlerin ödenemeyeceğinden emin olduklarından, ilk iki taksiti muvazaalı olarak acente aracılığı ile kendilerinin ödediğine, bu ödemeler nedeniyle aktifin arttığı yönündeki bilirkişi mütalaasının gerçeklikten uzak olduğuna, sanıkların şirkete sermaye koyma imkanı varken neden araya başkalarını koyarak kendisini saklayarak para aktarmış olmasının sorgulanması gerektiğine, farklı gerçek ve tüzel kişiler üzerinden yapılan işlemlerin dahi satışın muvazaalı olduğunu ortaya koymaya yeterli olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için Mahkemece sanıkların zimmet suçunu işlemedikleri ya da aktifinde azalmaya neden olmadıkları düşünülecek olsa dahi, Kanun'da şirket kaynaklarının dolaylı ya da dolaysız olarak kullanılmasının da suç olarak tanımlandığından sanıkların eylemlerinin bu yönden suç teşkil ettiği değerlendirilerek mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, dosya içerisindeki belgeler ve raporlar ile suçun sabit olduğuna, hatalı olarak beraat kararı verildiğine, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının objektiflikten uzak ve hatalı olduğuna, raporlarda incelenmesi gereken hususların incelenmediğine, değerleme raporlarının dayanak olarak alındığına, değerleme raporunu hazırlayan kurumun 12.02.2024 tebliğ tarihli açıklamasında, raporun şirket yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü tarafından sunulan verilere istinaden özel amaçlı kullanım için hazırlandığı, sermaye piyasası kurulu değerleme standartları kapsamında değerlendirilemeyeceği, iş planlarının gerçekleşebilirliği ve güvenilirliğinin taraflarınca ayrıca test edilmediğinin belirtildiğine, yine satın alınan şirketin geçmiş dönem finansal tabloları ve diğer finansal bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde ayrıca denetime tabi tutulmadığı ve ayrıca bir finansal inceleme veya durum tespit çalışması gerçekleştirilmediğinin belirtiliğine, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve değerlendirme raporunun taraf beyanlarına göre hazırlanan ve esasen Sermaye Piyasası Kurumu standartlarında değerlendirilebilir bir rapor olmadığından hükme esas alınamayacağına, yine dolaylı ya da doğrudan bir şekilde kullanmak için şirket varlığının şirket dışına çıkarılmasının, aktif azaltıcı işlem yasağının ihlali olduğuna, şirket dışına çıkarılan tutarın tekrar şirkete sermaye olarak konulması, gerçekleştirilmiş aktif azaltıcı işlemi ve zimmet suçu niteliğini ortadan kaldırmadığına, 03.02.2023 tarihli raporun alanında uzman bilirkişilerce hazırlanmadığına, 04.10.2023 tarihli raporda da temyiz nedeni olarak belirtilen hususlar dışında hukuki değerlendirme içeriğine, hükme esas alınamayacağına, alanında uzman sigortacılar tarafından hazırlanan kurum raporu ile sunulan deliller uyarınca sanıkların cezalandırılmalarının gerektiğine, sanıklarca, şirket varlıklarının dolaylı ya doğrudan kullandıkları, varlıkları zimmetlerine geçirdikleri, bu eylemler ile şirket aktiflerinin azalmasına sebebiyet veriklerinin yapılan denetim ile ortaya konduğuna, suçun unsurlarının oluşması nedeniyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanıkların, yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı oldukları şirketin sermayesinin 15.06.2020 tarihli ve ... numaralı yönetim kurulu kararı ile 38.000.000 TL'den 125.000.000 TL'ye çıkartılmasına karar verildiği, bunun akabinde, sanıklardan ...'ın 2017 yılında gerçekleşen boşanma davası kapsamında, eski eşine bırakmış olduğu şirket hisseleri, sermaye artırımı kararı alan şirket tarafından, 01.07.2020 tarihinde 87.405.009 TL karşılığında satın alındığı, aynı gün, şirket tarafından sözleşme bedeli olan 87.405.009 TL'nin sanık ...'ın eski eşinin hesabına gönderildiği, bu kişi tarafından yine aynı gün bu paranın 76.012.637 TL'sinin sanık ...'ın şahsi hesabına, 10.217.306 TL'nin ise ...Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi hesabına gönderdiği, sanık ... tarafından da, kendisine gönderilen 76.012.637 TL'nin 38.175.269 TL'sinin sanık ...'e, 21.496.441 TL'sinin ise kendisi adına sermaye artışında rüçhan hakkı ödemesi olarak yönetim kurulu başkanı olduğu şirkete, yine 16.340.927 TL'sini ise ... Grup Holding Anonim Şirketi'ne gönderdiği, bu şirketin, sanıkların eşit paya sahip olarak 11.01.2018 tarihinde kurdukları ve halihazırda kendilerine ait olan bir şirket olduğunun belirtildiği, sanık ... tarafından, sanık ...'ın kendisine göndermiş olduğu 38.175.269 TL'nin 21.834.343 TL'sinin kendisi adına sermaye artışında rüçhan hakkı ödemesi olarak yönetim kurulu başkan vekili olduğu şirkete, 16.340.927 TL'sinin ise ... Grup Holding Anonim Şirketi'ne gönderildiği; 01.07.2020 tarihinde satın alınan şirketin ise 09.12.2020 tarihinde yapılan sözleşme ile 10 taksitte ödenmek ve taksitleri 2021 yılı Kasım ayında başlamak üzere 92.500.000 TL karşılığında başka bir şirkete satıldığı, bu satış işlemi kapsamında ise sadece iki taksitin ödendiği ve bu ödemelerin de sanıklar tarafından gönderilen paralar ile sanıkların yetkilisi oldukları şirketin acentası tarafından yapıldığı, alıcı şirket tarafından ise taahhütlerin yerine getirilememesi nedeniyle sözleşmenin 05.08.2022 tarihinde feshedildiği anlaşılan somut olayda; Her ne kadar şirket alımı için ödenen miktarın, alınan şirketin mevcut durumuna ilişkin 07.04.2020 tarihli değerleme raporundaki ortalama değer dikkate alındığında sanıkların yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı oldukları şirketin zararına olacak bir sonuç doğurmadığı görülmekte ise de, gerek değerleme raporlarını hazırlayan kurumun 09.02.2024 tebliğ tarihli yazılı beyanında, raporun özel amaçlı kullanım için hazırlandığı, Sermaye Piyasası Kurulu değerleme standartları kapsamında değerlendirilemeyeceği, iş planlarının gerçekleşebilirliği ve güvenilirliğinin taraflarınca test edilmediği, alınan şirketin geçmiş dönem finansal tabloları ve diğer finansal bilgilerin bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde ayrıca denetime tabi tutulmadığı ve ayrıca bir finansal inceleme veya durum tespit çalışması gerçekleştirilmediğinin belirtiliğinin anlaşılması, gerek 01.07.2020 tarihinde satın alınan şirketin 09.12.2020 tarihinde yapılan sözleşme ile 10 taksitte ödenmek ve taksitleri 2021 yılı Kasım ayında başlamak üzere 92.500.000 TL karşılığında başka bir şirkete satılmasına karşın, bu satış işlemi kapsamında sadece iki taksitin ödenmesi ve bu ödemelerin de sanıklar tarafından gönderilen paralar ile sanıkların yetkilisi oldukları şirketin acentası tarafından yapılması, gerekse 14.06.2021 tarihli denetim raporunda satış bedeli her ne kadar nominal tutar olarak alış bedelinden yüksek olsa da, satış bedelinin vadeli olarak tahsil edilmesi nedeniyle, net değerinin daha düşük olduğu, alış tutarını satış tarihine kadar vadeli mevduatta tutsa 3.143.300 TL gelir elde edecek olduğu, yatırımın şirket lehine sonuç vermediği yönündeki tespit ve değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar tarafından yapılan işlemlerin şirket kaynaklarının dolaylı ya da dolaysız kullanımı, iyiniyet kurallarına aykırı olarak aktifin değerini düşüren işlemlerde bulunulması veya örtülü kazanç aktarımı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ile sanıklara görevleri dolayısıyla tevdi olunan veya muhafazaları, denetimleri ve sorumlulukları altında bulunan kuruluşa ait parayı zimmetlerine geçirip geçirmedikleri ile kuruluşu aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak hileli faaliyette bulunulup bulunulmadığının kesin olarak tespiti bakımından; 01.07.2020 tarihinde alınıp, 10 taksitte ödenmek ve taksitleri 2021 yılı Kasım ayında başlamak üzere 09.12.2020 tarihinde satıldığı anlaşılan şirketin suç tarihindeki somut durumu ve değeri, iddianame konusu işlemler içerisinde gerçek bir alım-satım ile gerçek para hareketine dayanmayan fiktif işlem bulunup bulunmadığı ile sanıkların yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin, iddianame konusu satın alma işlemi nedeniyle değerinde azalma meydana gelip gelmediği hususlarında; sigorta murakıbı, emekli Sayıştay denetçisi ve banka-sigorta hukuku alanında uzman üniversite öğretim üyesinden oluşan heyet tarafından yapılacak inceleme sonucunda düzenlenecek bilirkişi raporuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 01.07.2020 yerine 2022 olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla