İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2026/597 Karar: 2026/7387 Tarih: 2026

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2026/597 K.2026/7387

7. Ceza Dairesi 2026/597 E. , 2026/7387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/314 E., 2025/288 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2026/597 E. , 2026/7387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/314 E., 2025/288 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2026/597 E. , 2026/7387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/314 E., 2025/288 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Mudi ...'e İlişkin 06.10.2004, 16.12.2004, 25.01.2005 Tarihli, Mudi ...'ya İlişkin 24.10.2002 Tarihli, Mudi ...'e İlişkin 19.06.2001, 30.01.2002, 12.07.2002 Tarihli, Mudi ...'e İlişkin 28.07.2003, 08.10.2003 Tarihli İşlemler Yönünden Mudi imzası bulunmayan tediye fişleri ve hisse virman talimatları yönüyle sanığın basit zimmet suçuna konu olduğu anlaşılan eylemlerinin suç tarihi itibarıyla 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesinin 1. cümlesi kapsamında olacağı, bu madde kapsamında belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre suç tarihinde yürürlükte olan ve aleyhe düzenleme içermeyen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/1. maddesinin (3) numaralı bendi gereği 10 yıllık olağan zamanaşımı, aynı Kanun'un 104/3. maddesi uyarınca ise 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden itibaren hüküm tarihine kadar 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla; anılan eylemler yönüyle zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle katılan banka vekilinin ve sanık müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki anılan eylemler yönüyle kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜŞMESİNE, II.Mudi ...'e İlişkin 06.10.2004, 16.12.2004, 25.01.2005 Tarihli, Mudi ...'ya İlişkin 24.10.2002 Tarihli, Mudi ...'e İlişkin 19.06.2001, 30.01.2002, 12.07.2002 Tarihli, Mudi ...'e İlişkin 28.07.2003, 08.10.2003 Tarihli İşlemler Dışında Kalan Dava Konusu Tüm İşlemler Yönünden Dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1-Dava dosyasının 29.04.2008 tarihli ana iddianame ve birleşen dosyada 29.07.2008 tarihli iddianameye konu eylemlerden oluştuğu, ana iddianamenin başlık kısmında mağdur olarak 25 mudi isminin yer aldığı, birleşen dosya iddianamesinin ise mudi ...'a yönelik işlemlere ilişkin olduğu, ana iddianame başlığında 25 mudi ismi yer almakta ise de, ana iddianame ve birleşen iddianamenin anlatım kısımlarındaki eylemlerin, 28.01.2008 tarihli banka kanuni soruşturma raporunun 1 ve 2 numaralı sayfalarında bulunan tabloda yer alan 17 mudiye ilişkin toplam 2.031.976 TL tutarında zimmet eylemlerine ilişkin olduğu gözetilmeden, dava konusu olmayan mudilere yönelik inceleme ve araştırma yapılması suretiyle yargılama yapılması, 2-Dairemizin 10.10.2018 tarihli bozma kararından sonra, bir kısım mudilere yönelik imza incelemesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasından sonra, 15.10.20 15... .07.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında mudi eli ürünü olup olmadığı tespit edilemeyen veya eli ürünü olmadığı tespit edilen dekontlar yönüyle, celse arasında 14.01.2025 tarihli adlî emanet inceleme tutanağı ile bir kısım mudilere ilişkin dekontlara yönelik inceleme ile zimmetin niteliğine ilişkin değerlendirme yapılmış ise de; mudiler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönüyle inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, mudiler ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... yönüyle yalnızca Adli Tıp Kurumu raporuna konu dekontlar için inceleme yapıldığı, bu mudilere yönelik dava konusu diğer işlemler ile dava konusu mudilere ilişkin hisse virman talimatlarına yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmakla, Dairemizin 18.03.20 18... .10.2018 tarihli bozma ilâmlarında belirtildiği şekilde her bir işlem yönünden sanığın eyleminin basit veya nitelikli zimmet olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden ve bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği halde bozma ilâmının gereği yerine getirilmeden hüküm tesisi, 3-5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2-1. cümlesine göre nitelikli zimmet suçunda ödenmeyen banka zararının üç katı adlî para cezası verileceğinin düzenlendiği, nitelikli zimmet miktarının somut olarak belirlenmesinden sonra, sanık lehine yorumla yapılan iadenin nitelikli zimmet miktarına hasredilmesi gerektiği de gözetilerek, sonucuna göre sanık hakkında yalnızca gün adlî para cezasına ya da ödenmeyen banka zararının üç katı adlî para cezasına hükmedileceği gözetilmeden, nitelikli zimmet miktarı tespit edilmeden doğrudan ödeme harici kalan banka zararının üç katı tutarı adlî para cezasına hükmolunması, 4-Dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporlarında mudiler ..., ... ve ...'in eli ürünü olduğu, mudi ...'in ise kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğu tespit edilen dekontlardaki imzalara ilişkin olarak, mudi ...'e ilişkin tediye fişi ile mevduat hesap sözleşmesi aslı üzerinde yapılan incelemede, imzanın mudinin kartonetteki imzasıyla örtüşmesi de gözetilerek, anılan mudiler ve sanık bu hususta yeniden dinlenilerek, mudilerin daha önce rızayla imzalayıp teslim ettikleri ya da sanık tarafından kandırılarak alınmış boş tediye fişi olup olmadığı tespit edilerek, mudiler tarafından rıza ile imzalanmış ve mudinin rızası ile kullanılmış olması halinde sanığın eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu, hileli davranışlarla kandırılarak boş tediye fişi alınması durumunda sanığın eyleminin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi, 5-Mudiler ..., ..., ... ve ... yönüyle imza kartonetleri ve dekont asıllarının, mudiler ..., ..., ..., ..., ... ... ve ...'in imza kartonetleri asıllarının dosyada bulunmadığı, mudiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... yönüyle Adli Tıp Kurumu raporuna konu dekontlar dışında kalan dekont asıllarının bulunmadığı, fotokopilerinin olduğu, mudi ...' ait 28.09.20 04... .790 TL tutarlı dekont ile 11.09.20 07... TL tutarlı dekontun fotokopisinin de bulunmadığı, mudi ...'ya ait 09.03.2007 tarihli dekont ile 09.05.2006 tarihli talimat fotokopisinin okunaklı olmadığı, dava konusu mudilere yönelik tüm hisse virmanı talimatlarına ilişkin evrakların aslının bulunmadığı anlaşılmakla, anılan kartonet, dekont ve talimat asıllarının celp edilerek inceleme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 6-Sanık hakkında hükmedilen temel cezada zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım yapılırken 24... ay hapsi 3500 gün adlî para cezası ve takdiri indirim sonucunda da neticeten 20... ay hapis ve 2916 gün adlî para cezası ile cezalandırılması yerine yazılı şekilde eksik cezaya hükmolunması, 7-Zimmet nedeniyle oluşan zarar miktarı belirlenirken Euro ve USD para birimi açısından paranın mudilerin hesabından çekildiği her bir işlem tarihindeki ...efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası değerinin hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesi, 8-Gerekçeli karar başlığında suç tarihi olarak dava konusu son işlem tarihi olan 09.11.2007 tarihinin yazılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan banka vekilinin ve sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 23.06.2026 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, I.no’lu bozma sebebinde yer verilen sanığın zincirleme suça dahil olan ve basit banka zimmeti suçu kapsamında kalan mudi ...'e ilişkin 06.10.2004, 16.12.2004, 25.01.2005 tarihli, mudi ...'ya ilişkin 24.10.2002 tarihli, mudi ...'e ilişkin 19.06.2001, 30.01.2002,12.07.2002 tarihli, mudi ...'e ilişkin 28.07.2003, 08.10.2003 tarihli eylemlerinin suç tarihi itibarıyla 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesinin 1. cümlesi kapsamında olacağından bahisle anılan bu eylemler yönüyle zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Şöyle ki; Somut olayda,katılan Bankanın Keşan şubesinde görev yapan sanığın 19.06.2001-09.11.2007 tarihleri arasında işlediği basit bankacılık zimmeti ile nitelikli bankacılık zimmeti suçları kapsamında kabul edilen işlemlere ilişkin eylemlerinin tamamının Yerel Mahkemece zincirleme suç kapsamında kabul edildiği ve sanık hakkında zincirleme şekilde gerçekleştirdiği bankacılık zimmeti suçları bakımından verilecek cezanın belirlenmesi sırasında teselsül eden eylemler nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca cezanın arttırılmasına karar verilmek suretiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 160/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 43,62, 52/2,53. maddeleri uyarınca 17... ay hapis ve 2.730.303,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Temel cezanın teselsül eden eylemler arasından en ağır olan nitelikli zimmet eylemine göre belirlenerek diğer eylemler nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 43.maddesi uyarınca cezada artırım yapılması karşısında; Zincirleme suç kapsamında teselsül eden eylemler arasında daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bankacılık zimmeti suçlarının varlığı ve bu suçların karşılığı olarak Kanun'da öngörülen cezanın miktarları da gözetildiğinde, teselsülün bittiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi başlayacak ve zamanaşımı süresinin belirlenmesi bakımından nitelikli bankacılık zimmeti suçu için öngörülen ceza miktarının esas alınması gerekecektir. Teselsülün bittiği tarihe ve nitelikli bankacılık zimmeti suçu için öngörülen ceza miktarına göre, 01.06.2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 15 yıllık olağan ve 22... aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu açıktır. 765 sayılı TCK'nun 80. maddesi ile aynı Kanun'un 103. maddesindeki açık düzenleme gerekse 5237 sayılı TCK'nun 66/6. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; zincirleme suça dahil edilen her bir eylemin zamanaşımı süresinin ayrı ayrı hesaplanması Kanun'un açık düzenlemesine aykırı olup, zincirleme suçlarda zamanaşımı süresi teselsülün sona erdiği tarihten itibaren başlayacaktır.Teselsülün bittiği tarih dikkate alınmaksızın ve basit bankacılık zimmeti suçu için öngörülen ceza miktarına göre zamanaşımı süresinin zincirleme suça dahil kabul edilen her bir eylem için ayrı ayrı hesaplanması durumunda zincire dâhil olan nitelikli bankacılık zimmeti suçları daha ağır nitelikte olmalarına rağmen dikkate alınmamış olacaktır ki, bu yorum kanun koyucunun amacına aykırıdır.Nitekim Ceza Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 241-74 sayılı kararında da aynı sonuca işaret edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; 5237 sayılı Kanun'un 66/6. maddesi uyarınca zincirleme suçlarda zamanaşımı hesabının son suçun işlendiği güne göre yapılması gerektiği, somut olayda zincirleme suçu oluşturan son suç tarihine göre 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 66.maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67. maddesinin dördüncü fıkrasına göre 15 yıllık olağan ve 22... aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu ve bu sürelerin henüz gerçekleşmediği anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığından sayın çoğunluğun anılan eylemler yönüyle zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkin I nolu bozma sebebine katılmıyoruz.23.06.2026

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla