Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13726 E. , 2024/9225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1336 E., 2021/479 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mah
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13726 E. , 2024/9225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1336 E., 2021/479 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2019 tarihli İddianamesi ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2.Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 3.Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2019 tarihli kararı hakkında sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, duruşma açılmadan verilen, 16.03.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan düşme kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın evinde yapılan aramanın usulsüz olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay, 13.01.2019 tarihinde sanığın içerisinde olduğu araç seyir halindeyken kolluk görevlileri tarafından şüphe üzerine durdurulduğu, sonrasında sanığın üzerinde bulunan suça konu uyuşturucu maddeyi kendiliğinden kolluk görevlilerine teslim ettiği, bu şekilde sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2.Sanık hakkında başka bir eylemi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın bu kararı ihlal etmesi nedeniyle hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği gerekçesiyle sanığın temyiz inceleme konusu eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan dava açıldığı anlaşılmıştır. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet kararı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılarak, "Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2017 tarihinde kesinleşmiş olan 2017/365 Esas 2017/327 Karar sayılı kararına göre sanığın 14.09.2017 tarihinde gerçekleştirdiği ... nedeniyle uyuşturucu madde ticareti suçundan açılan davada eylemin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçu kapsamında kabul edilerek TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, inceleme konusu eylemin ise müstakil suç vasfını taşımadığı, bir üst paragrafta belirtilen ve TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca verilmiş olan özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu ve buna bağlı olarak kovuşturma şartının gerçekleşme olanağının da bulunmadığı" gerekçesiyle sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan düşme kararı verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Sanık hakkında atılı suçtan 5237 sayılı Kanun'un 191 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan dava açıldığı, ancak Bölge Adliye Mahkemesince sanığın temyiz incelemesine konu 13.01.2019 tarihli eyleminin, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2017/365 Esas, 2017/327 Karar sayılı dava dosyasında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen zorunlu hükmün açıklanması geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğunun tespitiyle düşme kararı verildiği belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB), kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı, dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi kapsamında ... cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Bu açıklamalar ışığında somut dava dosyası incelendiğinde; sanık hakkında doğrudan dava açılmasına esas alınan eylemine ilişkin yargılamanın yapıldığı Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/80 Esas, 2018/412 Karar sayılı dava dosyasının ve sanığın temyiz incelemeye konu eyleminin ihlali kabul edildiği Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/365 Esas, 2017/327 Karar sayılı dava dosyasının temyiz inceleme konusu dava dosyası arasına alınarak, sanığın incelemeye konu 13.01.2019 tarihli eyleminin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmesinden önce işlenip işlenmediği ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının mı yoksa 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mı ihlali niteliğinde olduğu, zincirleme suça mı konu olduğu veya ayrı bir suç mu oluşturduğu yönünde değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde düşme kararı verilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Olayın intikali, sanığın aşamalardaki savunmaları, kolluk tutanağı, sanığın kan ve idrar örneklerine ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu, suça konu uyuşturucu madde ile ilgili ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz talebi yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2020/1336 Esas, 2021/479 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebebi ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.