İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14276 Karar: 2024/4954 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14276 K.2024/4954

8. Ceza Dairesi 2024/14276 E. , 2024/4954 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/274 Esas, 2017/992 Karar SUÇ : Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığ

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14276 E. , 2024/4954 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/274 Esas, 2017/992 Karar SUÇ : Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığ

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14276 E. , 2024/4954 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/274 Esas, 2017/992 Karar SUÇ : Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziantep 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2017 tarihli ve 2017/274 Esas, 2017/992 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 11.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31968 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31968 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1-5320 sayılı Kanun'a 18/06/2014 tarihinde 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinde, "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur" şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, İncelenen dosya kapsamındaki suçun anılan düzenleme sonrasında, 17/10/2015 tarihinde işlendiği ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği, bu halde sanık hakkında yapılan yargılama sonunda 5320 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyeceği cihetle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye dair genel hükümler gereğince yapılması muhtemel uygulamalar saklı kalmak kaydı ile yargılamaya devam edilerek belirtilen gerekçe ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, sanık hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/12/2015 tarihli ve 2015/64115 Soruşturma, 2015/1264 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa tebliğ edilmediği, anılan karar kesinleşmeden Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin yazının 28/12/2015 tarihinde Gaziantep Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, anılan Müdürlüğün sanık adına çıkarttığı çağrı yazılarında hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiğinin açıklanmadığı gibi kararın tebliğine ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, çağrı ve uyarılı çağrı yazılarının tebliğine rağmen sanığın grup çalışmalarına katılmaması üzerine Gaziantep Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşleri Değerlendirme Komisyonunun 28/12/2015 tarihli kararıyla kayıtların kapatılmasına karar verildiği, bu haliyle itiraz hâkkı bulunduğu bildirilmeyen sanık hakkında açılan kamu davasında mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, 3-Avrupa İnsan Hâkları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Sanık hakkında dava konusu olan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına esas alınan 17.10.2015 tarihli eylemde üzerinde herhangi bir madde ele geçmediği, uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilip edilmediği hususunda dosya içinde bir rapor bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta araştırma yapılarak var ise raporun dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin Kanun'a aykırı olduğu, anlaşıldığından; inceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle 10.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla