Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14348 E. , 2024/7370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/423 Esas, 2018/174 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,19.07.2018 tarihli ve 2018/
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14348 E. , 2024/7370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/423 Esas, 2018/174 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,19.07.2018 tarihli ve 2018/423 Esas, 2018/174 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/15028 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/15028 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “... Somut olayda, adı geçen şüphelinin 12/10/2016 tarihli eylemi sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/10/2016 tarihli ve 2016/17127 soruşturma, 2016/351 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 08/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, Diğer taraftan kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün olduğu hususunun da kararda belirtilmediği, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığının anlaşıldığı, Anılan kararda usulüne uygun bir kanun yolu bildirilmemesi ve usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı ve dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında 11.01.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2018 tarihli, 2018/1065 Soruşturma, 2018/1126 Esas, 2018/836 sayılı iddianamesi ile hakkında daha önceden gerçekleştirdiği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının ihlal edilip dava açılması sebebiyle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.07.2018 tarihli ve 2018/423 Esas, 2018/174 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. C. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvuru süreleri yanıltmaya sebep olmayacak şekilde itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu kararın ihlali mümkün olmadığından daha sonraki eylemler nedeniyle de 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca da doğrudan kamu davası açılamayacağı, somut olayda şüpheli hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.10.2016 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın ihlali nedeniyle yapılan yargılama sonunda , ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/676 Esas, 2019/820 Karar sayılı kararı mahkumiyet hükmünün İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 19.10.2021 tarihli ve 2020/211 Esas, 2021/2458 Karar sayılı kararı ve ''... Sanık hakkında verilen Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince öncelikle sanığın bilinen son adresine tebligat çıkarılması, tebligat yapılamaması ya da bu adresin tebligata elverişli olmaması nedeniyle çıkartılan davetiyenin tebliğ edilememesi durumunda Tebligat Kanunun 21/2. maddesine göre işlem yapılabileceği, bu nedenle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi kararının tebliğinin usulsüz olduğu,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır" hükmüne yer verildiği, somut olayda, sanık adına çıkartılan KDAEK kararının Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olması nedeniyle kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeni ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine karar verilmesi..., '' gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada ise ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2021 tarihli ve 2021/1010 Esas, 2021/1272 Karar sayılı kararı ile dava şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için ... Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilip kararın da 04.01.2022 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, sanık kanun yararına bozma istemine konu dava dosyasındaki suç tarihi olan 11.01.2018 tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasına dayanak olacak şekilde önceden verilmiş ve usulüne uygun biçimde kesinleşmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmaması sebebiyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, kamu davasının durmasına ve gereği için ... Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2018 tarihli ve 2018/423 Esas, 2018/174 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.