İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/18236 Karar: 2025/3431 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/18236 K.2025/3431

8. Ceza Dairesi 2024/18236 E. , 2025/3431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/468 Esas, 2018/422 Karar SUÇ :Tehlikeli madelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/18236 E. , 2025/3431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/468 Esas, 2018/422 Karar SUÇ :Tehlikeli madelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/18236 E. , 2025/3431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/468 Esas, 2018/422 Karar SUÇ :Tehlikeli madelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2017/468 Esas, 2018/422 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında tehlikeli madelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174/3, 52 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün istinaf edilmeksizin 20.02.2019 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1.maddesi uyarınca, 13.03.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2024 tarihli ve KYB- 2024/32575 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "....Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın dosyanın diğer sanıklarından olan ... ile birlikte Kültür ve Tabiat varlığı bulmak amacıyla kaçak kazı yapmak ve patlayıcı madde bulundurmak eylemleri nedeniyle haklarında Zile Cumhuriyet Başsavcılığının 19/09/2017 tarihli ve 2016/190 esas sayılı iddianame düzenlendiği halde Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli kararı ile "tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme" suçundan hüküm kurulmadığı, anılan eksikliğin Mahkemesince fark edilmesi üzerine duruşma açılmadan, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda her iki sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verildiği, verilen ek karara karşı sanık ... tarafından İstinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23/12/2020 tarihli ve 2019/4169 esas, 2020/2544 sayılı kararı ile duruşma açılmaksızın sanık hakkında karar verildiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği ve bozma sonrası dosyanın Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/338 numarasına kaydedilip sanık ... yönünden duruşma açılarak yargılama yapıldığı ancak hüküm kısmında sanık ... yönünden de karar verildiği, Zile Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19/10/2021 tarihli ve 2021/338 esas, 2021/1070 sayılı kararın ise bu kez Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 06/09/2022 tarihli ve 2022/767 esas, 2022/1550 sayılı kararı ile hüküm kurulurken, hükümde uygulama maddesi olan 5237 Sayılı Kanun'un 174/1. maddesinin gösterilmediği ve mahkumiyet hükmünde aynı olay nedeniyle mahkumiyet hükmü istinaf edilmeksizin kesinleşen sanık ...'e de yer verilmesi ve karar başlığında gösterilmesi suretiyle hükümde çelişki ve karışıklığa neden olunduğu gerekçesiyle bozulduğu ve dosyanın Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/618 esas numarasında kayden derdest olduğu gözetilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 193/2. maddesinde yer alan, "(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan, "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemeler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/06/2008 tarihli 148-169 sayılı kararında yer alan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulmasına dair alınmış bir karar olmayan sanığın kendiliğinden davayı takip etme olanağı bulunmadığı oturumlarda hazır bulundurulması ve savunma imkanı sağlandıktan sonra hüküm kurulması gerektiği, duruşmanın yüze karşı yapılması kuralının istisnalarının ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 194, 195 ve 196. maddelerinde açıkça gösterildiği, kanunda belirtilen istisnalar dışında sanık veya sanıkların duruşmaya getirtilmelerinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, adı geçen sanık ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan herhangi bir karar verilmediğinin mahkemesince re'sen fark edilmesi üzerine, duruşma açılıp, sanığın usulüne uygun tebligat ile duruşmadan haber edilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir" . Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 193. maddesinde yer alan, “(1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. (2) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda, mahkemece duruşma açılmasını müteakip sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, savunması alındıktan sonra anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapılıp hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmadan dosya üzerinden inceleme yapılarak ek karar ile mahkumiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Zile Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2017/468 Esas, 2018/422 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3.maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla