İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/23640 Karar: 2024/9498 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/23640 K.2024/9498

8. Ceza Dairesi 2024/23640 E. , 2024/9498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/401 E., 2016/596 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık ha

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/23640 E. , 2024/9498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/401 E., 2016/596 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık ha

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/23640 E. , 2024/9498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/401 E., 2016/596 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2010 tarihli iddianame ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. B. İzmir 3 Sulh Ceza Mahkemesinin 23.11.2010 tarih, 2010/1527 Esas, 2010/2345 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir. C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İzmir 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.05.2012 tarih, 2012/328 Esas, 2012/743 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. D. Sanığın 06.11.2015 tarihli "mühür bozma suçu" sebebiyle Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarih, 2016/97 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2016 tarih, 2016/401 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; hakkında hukuka aykırı karar verilerek kesinleşme yapıldığı, kararın yokluğunda verildiği, tutuklu olarak ceza infaz kurumunda olmasına rağmen duruşmada dinlenmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı, karar içeriğinde itiraz hakkının beliritlmediğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın yokluğunda İzmir 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.05.2012 tarih, 2012/328 Esas, 2012/743 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin gerekçeli kararının sanığa, Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 01.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, ancak kararda hükmün yoklukta verildiği ve itiraz süresinin tebliğden itibaren başlayacağı belirtilerek 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesi uyarınca sanığa, hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin bildirimde bulunulmadığı dolayısıyla yasa yoluyla bildiriminin eksik olduğu ve sanığın yanıltıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği, buna bağlı olarak sanık hakkında denetim süresinin de başlamayacağı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına bağlı olarak zamanaşımının da durmayacağı, bu itibarla Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı anlaşıldığından Tebliğnamedeki ret görüşüne iştirak edilmemiş ve sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. Suç tarihinden itibaren temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kesinleştiği 13.12.2010 tarihi ile tedbirin gereklerine uymama nedeniyle Mahkemenin tensip tarihi olan 17.02.2012 tarihleri arasındaki duran süre eklendiğinde de suç tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla