İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/12141 Karar: 2026/1737 Tarih: 2026

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/12141 K.2026/1737

8. Ceza Dairesi 2025/12141 E. , 2026/1737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/340 E. 2020/621 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEB

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/12141 E. , 2026/1737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/340 E. 2020/621 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEB

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/12141 E. , 2026/1737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/340 E. 2020/621 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2018 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2020 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 08.09.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.10.2025 tarihli ve 2025/12914 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2025 tarihli ve KYB-2025/126312 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararında itiraz süresinin gösterilmediği, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 14.03.20 18... .11.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 05.04.2018 tarihli ve 2018/6763 Soruşturma, 2018/305 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin gösterilmediği, B. Şüphelinin 13.07.2018 tarihli eylemi ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 07.08.2018 tarihli ve 2018/6763 Soruşturma, 2018/5624 Esas, ... numaralı iddianamesi ile Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Sanığın 29.04.2018 tarihli eylemine ilişkin Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/915 Esas, 2018/980 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının aynı Mahkemenin 2018/847 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2018/847 Esas, 2018/1149 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1, ve 62/1 .maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 24.12.2018 tarihinde kesinleştiği, E. Sanığın 12.04.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2019/857 Esas, 2019/1548 Karar sayılı kararının ihbarı ile hüküm açıklanarak Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2020 tarihli ve 2020/340 Esas, 2020/621 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 08.09.2020 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında .. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.03.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, başvuru şekli ve itiraz kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararın kesinleşeceğinin açıkça gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, kararın tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2020 tarihli ve 2020/340 Esas, 2020/621 Karar sayılı sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Aydın'da 2017-2018 tarihli eylemler nedeniyle verilen erteleme kararında itiraz kanun yoluna başvuru süresi gösterilmemiştir. 13.07.2018 tarihli eylemin ihlal sayılması üzerine açılan dava, sanığın 29.04.2018 tarihli eylemine ilişkin başka bir davayla birleştirilmiş ve 2018'de HAGB kararı verilmiştir; 12.04.2019 tarihli yeni eylemin ihbarıyla hüküm açıklanarak Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2020'de 1 yıl 8 ay hapis ve hak yoksunluklarına hükmetmiştir. Kesinleşen karar kanun yararına bozma incelemesinden geçmiştir.

Hukuki İlke: Erteleme kararında itiraz süresinin, süre başlangıcının, başvuru şeklinin ve başvurulmaması halinde kesinleşme sonucunun açıkça gösterilmemesi ve kararın tebliğ edilmemesi, kararın kesinleşmesine engel olur; kesinleşmeyen erteleme kararı karşısında yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceğinden, birleştirilerek yürütülen davada dahi kovuşturma şartı gerçekleşmez ve durma kararı verilmesi gerekir.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin kabulü ile açıklanan hükme dair mahkumiyet kararı oy birliğiyle kanun yararına bozulmuştur; süre bildirimi bulunmayan ve tebliğ edilmeyen erteleme kararına dayanan yargılamada durma kararı verilmemesi kanuna aykırı görülmüştür.

Dava Strateji Notu: Birleştirilen dosyalarda her eylemin ayrı hukuki zemini gözden kaçabilir; müdafi, birleştirme kararlarının gerisindeki her soruşturmanın erteleme kararını ayrı ayrı isteyip bildirim ve tebliğ eksikliklerini dosya bazında tespit etmeli, tek bir sakat halka bulunması halinde tüm sonuç hükmüne karşı kanun yararına bozma yolunu işletmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla