İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/12875 Karar: 2026/1612 Tarih: 2026

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/12875 K.2026/1612

8. Ceza Dairesi 2025/12875 E. , 2026/1612 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/347 E., 2024/403 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereğince hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/12875 E. , 2026/1612 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/347 E., 2024/403 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereğince hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/12875 E. , 2026/1612 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/347 E., 2024/403 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereğince hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararın temyiz edilebileceğinin düzenlenmesi karşısında sanığa gerekçesi ile birlikte kararın 30.11.2025 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı sanık müdafiinin 09.12.2025 tarihinde kanun yoluna başvurduğu anlaşılmakla temyiz isteminin süresinde olması nedeni ile tebliğnamedeki ret içeren görüşe iştirak edilmemişir. Sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanık hakkında yargılama konusu eylem için Kanun maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu olağan dava zamanaşımı süresinin, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıl olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca bozma öncesi zamanaşımı süresini kesen son işlemin, sanığın sorgusunun yapıldığı 26.09.2011 tarihi olduğu ve bozma sonrası verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi ile yeniden işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun tarihine kadar geçen 2 yıl 1 ay durma süresi de eklendiğinde, 26.09.2011 tarihinden, hükmün açıklandığı tarihe kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm açıklanarak mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e, 67/2-d ve CMK.nın 223/8. maddeleri gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan bozma sonrası kurulan mahkumiyet hükmünü sanık müdafii temyiz etmiş; tebliğname süre yönünden ret görüşü bildirmişse de Daire, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık sürede yapılan başvuruyu geçerli saydı. Esas incelemesinde, sanığın sorgusunun yapıldığı 26.09.2011 tarihinden hükmün açıklanmasına kadar geçen sürede zamanaşımının dolduğu ortaya çıktı.

Hukuki İlke: 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesindeki 8 yıllık olağan dava zamanaşımı, 67/2-d uyarınca kesen son işlem olan sorgu tarihinden itibaren işler; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle yeni suç tarihi arasındaki durma süresi eklendikten sonra dahi süre dolmuşsa kamu davasının düşürülmesi gerekir ve buna rağmen mahkumiyet kurulması hukuka aykırıdır.

Uygulama Sonucu: Daire hükmü 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca bozdu ve yeniden yargılama gerektirmediğinden 322. maddenin verdiği yetkiyle davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle karar verdi.

Dava Strateji Notu: Bozma ve HAGB süreçleriyle yıllara yayılan kullanım dosyalarında zamanaşımı hesabı en güçlü savunma araçlarından biridir; müdafi, kesen son işlemi ve HAGB kaynaklı durma dönemini gün gün hesaplayarak süre dolmuşsa düşme talep etmeli, mahkeme gözden kaçırmışsa bu husus temyizde resen sonuç doğurabilmektedir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla