İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/6214 Karar: 2025/7382 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/6214 K.2025/7382

8. Ceza Dairesi 2025/6214 E. , 2025/7382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1492 Esas, 2017/1638 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/6214 E. , 2025/7382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1492 Esas, 2017/1638 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/6214 E. , 2025/7382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1492 Esas, 2017/1638 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 263. maddesine göre sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı temyiz kanun yoluna başvurabileceğinin gösterilmemesi nedeniyle kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında sanıkta yanılgı oluşturulduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, yapılan tebligatın yöntemine uygun olmadığı ve temyiz talebinin öğrenme üzerine süresinde olduğun kabul edildiği, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2017 tarihli ve 2017/50 Esas, 2017/300 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Sanığın 06.06.2017 tarihli istinaf talebi üzerine Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2017 tarihli ve 2017/50 Esas, 2017/300 Ek Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.09.2017 tarihli ve 2017/1492 Esas, 2017/1638 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 276/2. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; ilk derece mahkemesinin kararının sanığa tefhim edilmiş ise de ceza infaz kurumunda bulunan sanığa kanun yoluna başvuru usulüne ilişkin uyarının yapılmadığı, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın sanığa doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, tebligat işleminin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, sanığın içinde bulunduğu araçta ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu iddiasına ilişkin olarak; Sanık hakkında dava konusu bu suçtan ilk olarak doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği için 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesinin olayda uygulanma şartları bulunmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı kanun'un 231. maddesi kapsamında verildiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Suç tarihi olan 19.09.2012 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... Basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit yargılama usulü" yönünden yeniden değerlendirilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.09.2017 tarihli ve 2017/1492 Esas, 2017/1638 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan 10 ay hapisle mahkum sanık; cezaevindeki sanığa kanun yoluna başvuru usulü uyarısı yapılmamış ve basit yargılama usulünün lehe uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmemiştir.

Hukuki İlke: Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası basit yargılama usulü, CMK 251/3'te öngörülen dörtte bir indirim yönünden maddi ceza hukukuna ilişkin ve sanık lehine olduğundan TCK 7 uyarınca değerlendirilmelidir; cezaevindeki sanığa CMK 263 uyarınca kanun yolu başvuru usulü bildirilmelidir.

Uygulama Sonucu: bozma

Dava Strateji Notu: Üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda basit yargılama usulünün CMK 251/3'teki 1/4 indirim yönünden lehe uygulanması istenebilir; cezaevindeki sanığa CMK 263 uyarısının yapılmaması tebligatı usulsüz kılar ve temyiz süresini başlatmaz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla