İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/7149 Karar: 2026/821 Tarih: 2026

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/7149 K.2026/821

8. Ceza Dairesi 2025/7149 E. , 2026/821 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/458 E. 2020/43 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet Hükümlü hakkında Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/458 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile kullanma

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/7149 E. , 2026/821 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/458 E. 2020/43 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet Hükümlü hakkında Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/458 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile kullanma

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/7149 E. , 2026/821 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/458 E. 2020/43 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet Hükümlü hakkında Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/458 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.05.2025 tarihli ve 2024/25550 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve KYB-2025/71298 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığa yüklenen uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçu nedeniyle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.07.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraza ilişkin kanun yolu süresinin gösterilmediği anlaşılmakla; Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca da, bu karara karşı başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği, hatta Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.09.2021 tarihli ve 2019/8201 esas ve 2021/8593 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen kişilere bu karara 15 gün içinde itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin bildirimi içermeyen tebliğin geçersiz olduğu, bu bağlamda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesi uyarınca "kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğunun" gösterilmemesi suretiyle sanığın yanıltıldığı, böylece erteleme kararı kesinleşmediğinden usulüne uygun yapılmış tedavi ve denetim faaliyetinden söz edilemeyeceği gibi ihlâl oluşturan eylemden de bahsedilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 04.07.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2016 tarihli ve 2016/8367 Soruşturma, 2016/237 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği ve kesin olarak verildiği, B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararının kaldırıldığı, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2017 tarihli ve 2016/8367 Soruşturma, 2017/635 Esas, 2017/438 sayılı iddianamesi ile Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli ve 2017/295 Esas, 2019/314 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 191/10, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, D. Kararın istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 06.05.2019 tarihli ve 2019/927 Esas, 2019/2084 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/10. maddesinin uygulanması için keşif yapılması gerektiği belirtilerek bozma kararı verildiği, E. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/458 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 191/10, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına verildiği, kararın 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.07.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/458 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Düzce'de 04.07.2016 tarihli kullanım amaçlı uyuşturucu bulundurma olayında savcılığın erteleme kararı itiraz yolu gösterilmeksizin ve kesin olarak verilmişti. Yükümlülük ihlali iddiasıyla açılan davada verilen ilk hüküm, TCK 191/10 uygulaması için keşif gerektiği gerekçesiyle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince bozulmuş; bozma sonrası Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi 191/10 artırımıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiş ve karar kesinleşmişti. 8. Ceza Dairesi dosyayı kanun yararına bozma kapsamında inceledi.

Hukuki İlke: Erteleme kararının itiraz yolu gösterilmeden ve 'kesin' olarak verilmesi, ilgiliye tanınması zorunlu itiraz hakkını tümüyle ortadan kaldırdığından karar kesinleşmez; istinaftan geçip bozma sonrası yeniden kurulmuş ve artırım uygulanmış bir hüküm dahi, kök erteleme kararındaki bu sakatlık nedeniyle kovuşturma şartı yokluğuyla malûldür.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma istemi kabul edilerek 2 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet oy birliğiyle bozuldu; mahkemece durma kararı verilip erteleme kararının usulüne uygun tebliği ve kesinleştirilmesi sonrası infaz sonucunun beklenmesi gerektiği ifade edildi.

Dava Strateji Notu: Erteleme kararının 'kesin olarak' verildiği ibaresi tek başına ağır bir sakatlıktır; istinaf incelemesinden geçmiş ve okul/hastane yakınlığı gibi artırımlarla ağırlaşmış cezalarda bile bu sakatlık KYB ile sonucu değiştirdiğinden, ağır sonuçlu eski kullanım dosyaları bu gözle mutlaka taranmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla