Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/10977 E. , 2022/10542 K. "İçtihat Metni" Talep Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talepte Bulunulan İlgili Daire Kararı : Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06/06/2022 tarihli ve 2022/5788 Esas, 2022/5522 Karar Taleple İlgili Mahkeme Kararı : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 06/11/
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/10977 E. , 2022/10542 K. "İçtihat Metni" Talep Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talepte Bulunulan İlgili Daire Kararı : Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06/06/2022 tarihli ve 2022/5788 Esas, 2022/5522 Karar Taleple İlgili Mahkeme Kararı : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 06/11/2020 tarih ve 2019/1811 Esas, 2020/1431 Karar Taleple İlgili Hüküm : CMK'nın 286/2-g maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle Temyiz İsteminin Reddi Talebe Konu Suç : Çocuğun cinsel istismarı Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda; Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2019 tarih ve 2018/321 Esas, 2019/305 karar sayılı beraat hükmüne yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 06/11/2020 tarih ve 2019/1811 Esas, 2020/1431 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin esastan reddine dair verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 06/06/2022 tarihli ve 2022/5788 Esas, 2022/5522 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddi yönündeki kararına karşı Yargıtay C.Başsavcılığının 18/07/2022 tarihli ve 9 - 2021/8568 sayılı yazısı ile " İtirazın konusu, cezayı artıran nitelikli hallerinin ceza üst sınırının belirlenmesinde göz önüne alınıp alınmayacağı ve böylece hükmün temyiz kabiliyeti kazanıp kazanamayacağına dairdir. 2- Anayasanın 13. maddesinin; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir." hükmünü, Anayasanın 36. maddesinin; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü, TCK'nın çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen 103. maddesinin; "((1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Yeniden düzenlenen cümleler: 24/11/2016-6763 S.K./13. md) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763 S.K./13. md) Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. 3)Suçun; a) ... b)... c) ... d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) ... işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. hükümlerini, CMK'nın temyizi düzenleyen 286. maddesinin; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; ... g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, ... temyiz edilemez" hükümlerini içerdikleri anlaşılmaktadır. Cezayı artıran nitelikli hallerin temyiz kesinlik sınırını etkileyip etkilemeyeceği konusunda Yargıtay Ceza Dairelerinin farklı uygulamaları mevcuttur. İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen beraat kararları yönünden benzer bir düzenleme içeren CMK'nın 286/2-g maddesinin uygulamasında da; Yargıtay 9. Ceza Dairesi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararlarının temyiz kesinlik sınırı olan 10 yıllık hapis cezasının cezayı arttıran nedenlerin göz ardı edilerek belirlenmesi gerektiği görüşünde iken aynı suç yönünden Yargıtay 8. Ceza Dairesinin işin esasına girerek inceleme yaptığı anlaşılmaktadır. Nitekim iddianamedeki sevk maddeleri TCK.nın 109/1, 109/3-f, 109/5 olan eylem nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair karara yönelik temyiz istemi hakkında Yargıtay 9. Ceza Dairesinin verdiği 01/03/2022 tarih ve 2021/13432 Esas, 2022/1734 Karar sayılı kararında, "5271 sayılı CMK'nın 286/2-g. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından ağırlaştırıcı haller nazara alınmaksızın üst sınırı on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, kasten yaralama ve müstehcenlik suçlarıyla ilgili verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin anılan hükme ilişkin temyiz istemlerinin aynı Kanunun 298. maddesi gereğince REDDİNE," şeklinde temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 23/02/2022 tarih ve 2021/11471 Esas, 2022/3269 Karar sayılı kararında aynı sevk maddeleri ile açılmış kamu davasında verilen beraat kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair karara karşı temyiz isteminin kabul ederek işin esasına girilmiş ve "Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurenin, akrabası olan sanıklar... tarafından, kuzeni olan... ile gayri resmi olarak evlendirildiği ve bu şekilde... ile birlikte aynı evde yaşamasına yardım edildiği anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2015 tarihli 2014/14-198 Esas 2015/428 Karar, 17.02.2015 tarihli 2014/14-307 Esas 2015/8 sayılı Kararları nazara alındığında, onbeş yaşını tamamlamamış olan mağdurenin kendi özgür iradesi ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hak olmadığından, bu hakkının ihlaline yönelik olarak sanıklar tarafından gerçekleştirilen eylemle ilgili gösterdiği rıza hukuken geçerli sayılmadığından, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nın 109/1,3-f,5, 39. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararları kaldırılarak mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine; katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması" gerekçesi beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Suçun sübutu halinde, sabit bulunan eylemi düzenleyen yasa hükmüne göre temel ceza belirlendikten sonra bu cezayı artıran nitelikli hal nedeniyle yapılacak ceza artırımının temel cezanın üst sınırını da arttıracağı, bu şekilde yapılan artırımla temel cezanın yasada belirlenen üst sınırının 10 yıl hapis cezasının geçmesi halinde hükmün CMK'nın 286/2-g maddesinde belirlenen temyizde kesinlik sınırı kapsamına girmeyeceği ve ilk derece mahkemesinin bu gibi durumlarda verdiği beraat hükümlerine yönelik istinaf istemlerinin esastan reddi kararlarının temyizi kabil hale geleceği kanaatine varılmıştır. Aksinin kabulü halinde, daraltıcı yorumla mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı, bu durumun Anayasanın 13 ve 36. maddesi kapsamında bir ihlale yol açacağı kanaatine varılmıştır. 3- Somut olayda sanık hakkında TCK'nın 103/1-2.cümle ve 103/3-d maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, TCK'nın 103/1-2.cümlede yazılı suça öngörülen temel cezanın 8 yıl hapis cezası olduğu, ancak cezayı artıran nitelikli hal olarak suçun "vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler" tarafından işlenmesi halini düzenleyen TCK'nın 103/3-d maddesi gereğince cezanın yarı oranında artırılması ile temel ceza üst sınırının 10 yıl hapis cezasının geçtiği ve böylece temyiz kesinlik sınırının aşıldığı düşüncesine varıldığından Yüksek Dairenin temyiz isteminin reddine dair kararına itiraz etmek gerekmiştir. " itiraz isteminde bulunulmuştur. Dosya incelenerek gereği düşünüldü: UYAP kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... hakkında, Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığının 28/06/2018 tarih ve 2018/1148 Esas sayılı iddianamesi ile katılan ...'a yönelik TCK'nın 103/1-2., 103/3-d maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçundan yargılanması talebiyle açılan kamu davası sonucunda, Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2019 tarih ve 2018/321 Esas, 2019/305 Karar sayılı kararında "sanığın katılanın öğretmeni olduğu, katılanla olay öncesinde öğretmen öğrenci ilişkisi çerçevesinde konuştukları, sanığın katılan ve diğer öğrencileri ile yakın ilişki içerisinde olduğu, ve bu tavırları nedeniyle okul içi soruşturma geçirdiği ancak bu soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığı, olay günü sanığın katılanın bacağına değdiğini ancak bunu cinsel saikle yapmadığını beyan ettiği, duruşmada dinlenen tanıkların da öğretmen sanık ile katılanın yan yana oturduğunu gördükleri, sınıf ortamı içinde tarafların yan yana oturduğu sıranın büyüklüğü göz önüne alınırsa sanık ile katılanın bacaklarının değmiş olabileceğinin anlaşılır olduğu, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında atılı suçu işlediği yönünde her türlü şüpheden ari delile ulaşılamamakla sanık hakkında beraat hükmü kurulması yönünde tam bir vicdani kanaat hasıl olup" gerekçesiyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçtan beraat kararı verildiği, Hükmün katılan vekili ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 06/11/2020 tarih ve 2019/1811 E., 2020/1431 K. sayılı kararında "Sanık hakkında "Çocuğa Karşı Cinsel Taciz" suçundan kurulan Beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusu ile ilgili yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, değerlendirmenin yerinde olduğu," gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, İstinaf ilamının, Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda " İlk derece mahkemesince gerçekleştirilen yargılama sonucunda sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar temyiz edilmiş ise de, bu suçu düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 103/1-c. 2. maddesinde yer alan hapis cezasının ağırlaştırıcı haller nazara alınmaksızın üst sınırının on yıldan az olması ve 5271 sayılı CMK'nın 286/2-g. maddesine göre üst sınırı on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümlerin kesin olup temyiz edilemediği " gerekçesi ile onama istekli tebliğnameye aykırı olarak temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine oy birliği ile karar verildiği, 5271 sayılı CMK'nın, temyiz edilemeyecek kararları düzenleyen 286/2 maddesindeki g bendinin, On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlarının temyiz edilemeyeceğinin belirtildiği, sanığa isnat edilen eylemin kanuni düzenlemesindeki ceza miktarı itibariyle temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmeyerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR; Dairemizce verilen temyiz isteminin reddi kararı usul ve kanuna uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile değişik CMK’nin 308/3. maddesi uyarınca İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİNE 28.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.