Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/16518 E. , 2023/1424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/16518 E. , 2023/1424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarı gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.11.2019 tarihli ve 2019/76 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, mağdure ...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 3 üncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mağdure ...'e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 01.07.2020 tarihli ve 2020/430 Esas, 2020/994 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince mağdure ...'ya karşı eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, mağdure ...'e karşı kurulan hükümler yönünden ise 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümlerin kaldırılmasına karar vererek, çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 06.04.2022 tarihli ve 2021/16257 Esas, 2022/3246 Karar sayılı kararı ile katılan Bakanlık vekilinin mağdurelerden ...’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve ...’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçlarından verilen kararlarla ilgili kanun yoluna başvurmadığı belirtilerek "...Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Mağdurelerden ...’ya yönelik müsnet suçlardan kurulan hükümler açısından yapılan değerlendirmede, sanık hakkında atılı suçlardan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi gereğince temel cezalar belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki kanuni düzenleme nazara alınmak suretiyle ilk derece mahkemesince maddede yer alan alt ve üst sınırlara göre temel cezalar belirlenirken dosya içeriğine göre alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir neden bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde teşditli uygulama yapılması karşısında, söz konusu hükümlere yönelik istinaf talebinin kabulü yerine esastan reddedilmesi, Mağdurelerden ...’e yönelik müsnet suçlardan kurulan hükümler açısından yapılan değerlendirmede, mağdurenin intikale konu son olaydan önceki dönemde gerçekleştiğini iddia ettiği alıkoyma ve istismar eylemlerine ilişkin aşamalardaki çelişkili ifadeleri, daha önceki olayları anlattığını belirttiği annesi müşteki ...’ın, duruşma ifadesinde bu hususu doğrulamaması, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın sübuta eren son eylemi dışında adı geçen mağdureyi değişik tarihlerde götürdüğü yerlerde alıkoyarak istismarda bulunduğuna dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden müsnet suçlardan belirlenen temel cezaların zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi ile artırılması, Her iki mağdureye yönelik atılı suçlardan kurulan hükümlerle ilgili yapılan değerlendirmede ise, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararların da gerekçeli olmasının zorunlu olduğu gözetilmeden ilk derece mahkemesince mağdurelerden ...’ya ve Bölge Adliye Mahkemesince ...’e yönelik suçlardan kurulan hükümlerde anılan kanun maddesinde yer alan bazı tabirlerin tekrarlanması şeklindeki yetersiz ve dosya kapsamıyla uyuşmayan yazılı gerekçelerle söz konusu maddenin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi,..." gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma Kararı üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/1167 Esas, 2022/1184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükümler 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılarak; mağdure ...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mağdure ...'e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümlerle Sınırlı Olarak Temyiz İstemi Sanık lehine hükümler kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, üst sınırdan ve indirim hükümleri uygulanmadan karar verilmesi gerektiğine, Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın duruşmada bizzat hazır edilmeyip Segbis sistemi ile dinlenilmesinin Yüzyüzelik ve Dorudanlık ilkesine aykırılık oluşturduğuna ve savunmanın kısıtlandığına, her iki mağdureye karşı alıkoyma suçunun sabit olmadığına ve aksinin kabulü halinde zincirleme suç hükümleri dikkate alınıp tek hüküm kurulmadan mağdure sayısında hüküm kurulduğuna, ilk derece mahkemesinin mağdure ...'e karşı zincirleme suç hükümlerini uygulamayarak mağdurenin iddialarının inandırıcı olmadığına, çelişkili olduğunu kabul ettiği ancak yine de sanığın her iki suçtan da cezalandırılmasına karar vererek çelişki yarattığına, görüntü içeriği, görüntünün mağdurenin telefonuyla çekilmiş ve silmemiş olması gibi hususların da mağdurenin tehdit altında olmadığını gösterdiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinin uygulanmadığına ve tartışılmadığına, iddianamadeki sevk maddelerinin ve istinaf taleplerinin karşılanmadığına, suç vasfına yönelik itirazların değerlendirilmediğine, teşdiden hükümler kurulmasına yönelik değerlendirmelerin yasal ve hukuki olması gerekirken, kanuni tabiriyle yetinildiğine, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, görüntü kayıtlarının hukuki niteliğinin tartışmalı olduğuna, yargılamada izlenmediğine, dökümünün usule uygun yapılmadığına, ... isimli kişinin tanık olarak dinlenilmesi taleplerinin karşılanmadığına, görüntülerin varsayıma ve yoruma göre değerlendirildiğine, sanığın her iki mağdureden sadece ...'ya yönelik eylemin sübutunun kabulü halinde sarkıntılık veya teşebbüs aşamasında kaldığı hatta sarkıntılık düzeyinde temas da içermediği şeklinde değerlendirilmesi gerektiğine, alıkoyma suçunun unsurları oluşmadığına, mağdure ... yönünden de zincirleme suç hükümleri uygulanmaması gerektiğine, sanığın mağdurelerden ...'e yönelik herhangi bir eyleminin de olmadığına, mağdurelerin beyanlarında çelişkiler olduğuna, mahkeme gerekçesinin yetersiz olduğuna, görüntülerin mağdure ...'in tarafından çekildiğine, sanığa şantaj yapıldığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyiz kapsamına göre; Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Sanığın katılan mağdure ...'in aile dostu olduğu ve bu nedenle tanıştıkları, olay tarihi olan 14.04.2019 gününden bir gün önce katılan mağdure ...'in, mağdure ...'nın evinde kaldığı, olay günü katılan mağdure ...'in sanığı arayarak kendisini ve mağdure ...'yı evden almasını istediği, sanığın aracı ile mağdureleri alarak, mağdurelerin de isteği ve rızası ile kendi evine götürdüğü, sanığın evinde sanık ile mağdure ...'nın alkollü içki aldıkları, mağdure ...'nın sarhoş olduğu ve dans edip üzerini çıkarmaya başladığı, üzerinde iç çamaşırları dışında kıyafet kalmayan mağdure ...'nın daha sonra duşa girdiği, bu sırada sanığın da duşa girerek mağdure ...'yı kucağına alıp yatak odasına götürüp yatağa yatırdığı, mağdure ... üzerinde sadece iç çamaşırları ile yatakta yatarken sanığın yatağın içerisinde yatmakta olan mağdure ...'ya yaklaşarak boynundan göğüslerine doğru öpmeye başladığı, cinsel organını ellediği, göğüslerine ve özel bölgesine eliyle dokunup okşadığı, cinsel organını mağdure ...'nın cinsel organına sürttüğü, yatağa girerek mağdure ...'ya sürtünmeye çalıştığı, üzerine abanarak eliyle göğüslerini sıktığı, 2. Daha sonra mağdure ...’in yatağa girerek mağdure ...’nın üstünü açtığı, sanığı yanına çağırıp eliyle mağdure ...’ya temas ettirdiği, sanığın yatağın yanında eşofmanın dışından eliyle mastürbasyon yaptığı, daha sonra yatağa girerek eşofmanını aşağı sıyırdığı, mağdure ...’e arkadan sarılarak ileri geri sürtündüğü, 3. Katılan mağdure ...'in telefonunda mevcut kamera kayıtlarının tanık .... tarafından görülmesi sonrası olayın ortaya çıktığı anlaşılmıştır. 4. Sanığın her iki mağdureye yönelik eylemlerinin ani ve kesik olmadığı, süreklilik arzettiği ve dolayısı ile 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci inci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen basit cinsel istismar niteliğinde olduğu, mağdurelerin suç tarihi itibariyle on iki yaşını doldurdukları ancak on beş yaşını bitirmedikleri bu haliyle rızalarının hukuken geçersiz olduğu anlaşılmıştır. 5. Sanığın 14.04.2019 günü henüz on beş yaşını tamamlamadığı için hukuken rızası geçersiz olan mağdureleri aracı ile evinden alarak kendi evine götürdüğü ve burada mağdurelere yönelik cinsel istismarda bulunduğu ve her iki mağdureye yönelik üzerine atılı cinsel amaçlı olarak çocuğun hürriyetinden yoksun kılınması suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır. 6. Katılan mağdure ...'in, sanığın kendisine "söylediklerimi yapacaksın, içeride bana destek olacaksın, yoksa benimle bira içtiğini ailene söyleyeceğim diyerek kendisini tehdit ettiğini, sanığın zorlaması ile olayı telefonu ile kameraya çektiğini, sanığın daha önce de sürekli evlerine gelip gittiğini, bazen boynundan öptüğünü, bacaklarına ve göğüslerine dokunduğunu, bunun 10 defadan fazla olduğunu, bazen okul çıkışı arabası ile aldığını, insanların olmadığı yerlere arabayı çektiğini, cinsel organını cinsel organına sürttüğünü" beyan etmiş ise de; 14.04.2019 tarihinde sanığın evinde gerçekleşen olayın kamera görüntülerinde mağdurenin görüntülerdeki davranışları ve rahat hali, kamera görüntülerinin mağdurenin telefonu ile çekilmiş olması ve görüntülerin sanıkta değil de hep mağdurede kalması ve hatta görüntüleri telefonundan hiç silmemiş olması gibi hususlar dikkate alındığında mağdurenin tehdide maruz kaldığı yönündeki beyanın inandırıcı olmadığı ve 14.04.2019 tarihinden önce maruz kaldığını iddia ettiği cinsel eylemler ile ilgili daha önce bundan hiç kimseye bahsetmemiş olması, her seferinde kendi isteği ile sanıkla buluşmaya ve yalnız kalmaya devam etmesi, elindeki kamera görüntülerinin kuzeni tarafından görülmesi ve olay yetkili makamlara intikal edene kadar kimseye göstermeyip telefonundan silmeden bekletmesi hususları dikkate alındığında 14.04.2019 tarihinden önce katılan mağdure ...'e yönelik gerçekleştiği iddia edilen eylemlerin sabit olup olmadığı konusunda şüphe oluştuğu, sabit olmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak sanık hakkında katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı ve cinsel amaçlı olarak çocuğun hürriyetinden yoksun kılınması suçlarında, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesince uygulama yapılmamıştır. 7. Sanık hakkında, katılan mağdure ...'e ve mağdure ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi ile aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına dair hükümler kurulduğu belirtilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanık hakkında mağdure ...'e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükmün ceza miktarını artıran Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay denetiminden geçip bozulmasıyla İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının ortadan kalkması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yeni bir hüküm niteliğinde olup Yargıtay denetimine tabi olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kesin kararlardan olmadığı nazara alındığında tebliğnamede temyiz ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu, ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığıyla savunma alınmasının yüz yüzelik ilkesine aykırılık oluşturmadığı, sanığın yargılama sırasında SEGBİS sistemi ile savunmasının alınmasına itiraz etmediği, bu yöntemle savunma alınmasının silahların eşitliği ve yargılama ilkesi çerçevesinde sanığın savunmasında zaafiyet yaratmadığı ve tüm dosya kapsamından sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığının belirlendiği, dosya kapsamındaki görüntülerin yasak delil mahiyetinde olmadığı, sanığın istimar eylemiyle mağdurelerin cinsel dokunulmazlığını ihlal ederek zarar verdiği anlaşıldığından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması ve 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmayıp Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olduğundan, kararda hukuka aykırılık bulunmamış, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/1167 Esas, 2022/1184 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2023 tarihinde karar verildi.