Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/16555 E. , 2023/7019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/799 E., 2022/1044 K. SUÇ : Cinsel taciz HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayıl
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/16555 E. , 2023/7019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/799 E., 2022/1044 K. SUÇ : Cinsel taciz HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Hatay (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 02.06.2011 tarihli ve 2010/536 Esas, 2011/509 Karar sayılı kararıyla sanığın cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, verilen bu hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinin ihbarı üzerine Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli ve 2014/1514 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararıyla hüküm açıklanarak sanığın cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli ve 2021/5023 Esas, 2022/4924 Karar sayılı kararıyla hükmün "...Mahkemece kurulan hükmün Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141 ve 1412 sayılı CMUK'nın 308/7. maddelerine muhalefet edilmesi,..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma üzerine Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli ve 2022/799 Esas, 2022/1044 Karar sayılı kararıyla hüküm açıklanarak sanığın cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Denetim süresi içerisinde işlenen suçun hükmün açıklanmasını sağlamayacağına, sanık lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin Kapsamına Göre Mahkemenin kabulü; 1.Tüm dosya kapsamı ve deliller birarada değerlendirildiğinde; somut olay incelendiğinde olay tarihi olan 08.05.2010 tarihinde katılanın kollukta alınan ifadelerinde yolda yürüdüğü esnada karşıdan gelen sanığın pantolunun fermuarasını açarak cinsel organını çıkardığı, eli ile tutuktan sonra kendisine doğru salladığını fark ettiğini, şahsın kendisinin yanına yaklaşarak "Seni sikeyim mi dediğini" bunun üzerine şahıstan uzaklaşarak 155 Polis hattına ihbarda bulunduğunu beyan etmiş, sanığın olaydan hemen sonra 08.05.2010 tarih saat 11.15'te düzenlenen kolluk yakalama ve üst arama tutanağından da anlaşıldığı üzere katılanın ihbarı üzerine olay yerine yakın şekilde yakalandığı anlaşılmıştır. Yakalama tutanağında ayrıca sanığın kolluk görevlilerine olayı doğrulayarak kendisinin gerçekleştirdiğini ifade ettiği görülmüş, ayrıca sanığın 08.05.2010 tarihli müdafii huzurunda alınan kolluk ifadesinde katılanı görünce cinsel organını çıkartarak gösterdiğini kabul ve ikrar ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık 27.01.2021 tarihli celsedeki savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, kendisine kollukta baskı yapıldığını ifade etmiş ise de; sanığın kolluk beyanının müdafii huzurunda alındığı ve müdafii huzurunda alınan ifadenin hükme esas teşkil edebileceği, ayrıca önceye dayalı tanışıklıkları ve husumetleri bulunmayan sanık ve katılanın durumu değerlendirildiğinde katılanın ortada hiçbir sebep yokken kendi iffetini ortaya koymasının hayatın olağan akışı içerisinde beklenemeyeceği, bu nedenle sanığın duruşmada vermiş olduğu savunmaların suçtan ve cezadan kurtulmaya matuf, itibar edilmesi mümkün olmayan savunmalar olduğu anlaşılmış ve itibar edilmememiştir. Sonuç olarak sanığın müdafii huzurunda alınan ikrar içerikli savunmaları, katılanın aşamalarda değişmeyen, ısrarlı beyanları, yakalama tutanağı hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın katılana karşı cinsel taciz suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır. 2. Yukarıda açıklandığı üzere sanığın sabit olan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Hatay (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.06.2011 tarihli ve 2010/536 Esas, 2011/509 Karar sayılı kararının 29.07.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde 24.12.2013 tarihli eylemi sebebiyle Hatay 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 2014/138 Esas, 2014/215 Karar sayılı ilamıyla hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve kararın 25.11.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış, 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten suç işlediği anlaşılan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası kapsamında önceki hükmün açıklanmasına karar verilmiş, her ne kadar sanığın üzerine atılı suçun basit yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmış ise de; sanık hakkında daha önce duruşma açılarak yargılamaya devam edildiği, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit yargılama usulü uygulanmasının takdire dayalı olduğu ve zorunlu olmadığı, ceza muhakemesine hakim olan yüz yüzelik ilkesi dikkate alınarak takdiren sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanmamış ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği tarihte basit yargılama usulünün kanunda düzenlenmediği, hükmün ise ancak duruşmada açıklanabileceği, bu itibarla Mahkemenin gerekçesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli ve 2022/799 Esas, 2022/1044 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığı, 5271 sayılı Kanun'un 231 maddesi uyarınca Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verildiği hallerde, sanığın denetim süresi içinde işlediği iddia olunan ve kesin hükümle sonuçlanan mahkumiyet hükmü nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilip verilemeyeceği hususundadır. Denetim süresi içinde işlendiği iddia olunan ve kesin hükümle sonuca bağlanan mahkumiyetlerin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen önceki karara ilişkin olarak hükmün açıklanmasını gerektirip gerektirmeyeceği sorununa ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası, Anayasa'nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil Yargılanma Hakkı"nı düzenleyen 6 ncı maddesi, AİHS 7 nolu ek protokolün 2 nci maddesi, 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesi ile birlikte yorumlanması gerekecektir. Anayasa'nın 36 ncı maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.14) "ile adil yargılanma" hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil Yargılanma Hakkı" başlıklı 6 ncı maddesinde ise; herkesin bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde savunma yapma hakkına sahip olduğu vurgulanmış ve bu hakkın neleri kapsadığı açıkça gösterilmiştir. 22.01.1984 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye’nin 14.03.1985 tarihinde imzaladığı 7 nolu protokolün "cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı ikinci maddesinde, hakkında mahkûmiyet kararı verilen sanığın üst yargılama makamına müracaat ederek hakkındaki kararı inceletmek (kanun yoluna başvurma) hakkı temel insan haklarından biri olarak kabul edilmekte, bu hakkın nasıl kullanılacağının düzenlenmesi kanunlara bırakılmaktadır. Bu protokol üç halde kanun yoluna gidilemeyeceğini belirtmiştir. 1. Suç çok hafif ise, 2. Sanık olay mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılanıyorsa, 3. Karar, beraat kararının temyiz edilmesi sonucunda verilmiş bir karar ise, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin üçünü fıkrasınca doğrudan verilen 3.000 TL ve altındaki adli para cezalarının kesin nitelikte olduğu belirtilmiştir. 1412 sayılı Kanun'un Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başlamasından önce verilen hükümler bakımından halen yürürlükte bulunan 305 inci maddesinde ise "Kesin hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağı" hüküm altına alınmıştır. 7242 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümle de kesin nitelikteki adli para cezalarının tekerrüre esas olamayacağı hükmünü getirmiştir. 7242 sayılı Kanun gerekçesinde “...niteliği itibarıyla hafif olması nedeniyle istinaf kanun yolu kapalı olan mahkumiyet hükümlerinin, tekerrüre esas alınmayacağı düzenlenmektedir.” denilerek kanun yolu denetimine kapalı olan kesin nitelikteki mahkumiyet hükümlerinin tekerrüre esas olmasını önlemek için bu hükmün getirildiği belirtilmiştir. Kanun koyucunun buradaki amacı, kesin nitelikteki adli para cezalarının istinaf kanun yolu denetimine kapalı olmasının cezanın hafifliği sebebi ile yalnızca o hüküm bakımından sonuç doğurmasıdır. Başka bir ifade ile kesin nitelikte adli para cezasının başka bir mahkumiyet hükmü için sonuç doğurması istenmemektedir. Gerek 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi, gerekse 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesindeki “kesin nitelikteki adli para cezalarının tekerrüre esas olmayacağı” hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası bakımından kıyasen uygulanması mümkündür. Zira kesin nitelikteki adli para cezasının sonradan işlenen suç için tekerrüre esas alınması cezanın infazını ağırlaştıran bir netice meydana getirmekte iken, kesin adli para cezasının HAGB kararının açıklanmasına dayanak olması durumunda ise hiç infaz edilmeyecek bir hükmün infazına neden olma gibi daha ağır bir sonucu doğurmaktadır. Bu bakımdan hak ve nesafet kuralları gereği tekerrüre esas alınamayan kesin adli para cezasının HAGB kararının açıklanmasına da dayanak olmaması gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasında; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenme" ibaresinden, denetim süresi içinde temyiz ya da istinaf kanun yolu açık olan mahkumiyetlerin anlaşılması gerektiği, aksinin kabulü halinde ise; hakkında daha önceden 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen bir kişinin, denetim süresi içinde işlediği iddia olunan ve suç teşkil etmediği açık bir eylemden dolayı hakkında kamu davası açılması ve hakimin yanılgılı kararı üzerine KESİN nitelikteki bir karar ile mahkumiyetine kararı verilmesi halinde; hakkındaki hükmün açıklanması ile karşı karşıya kalacağı, bu durumun sanık bakmından telafisi imkansız sonuçlar doğuracağı muhakkaktır. Örneğin; 1 yıl 11 ay hapis cezası 5231 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ve 5 yıllık denetim süresi içinde aslında suç teşkil etmeyen bir fiil işleyen, ancak hukuki hata (hakim yanılgısı) nedeniyle fiili suç sayılarak kesin nitelikte adli para cezasına mahkum olup bu hükme karşı kanun yoluna başvuramayan sanığın, daha önceki HAGB kararının açıklanması halinde önceki 1 yıl 11 ay hapis cezasının infazı ile karşı karşıya kalacaktır. Her ne kadar mahkemece hükmün açıklanması halinde açıklanan bu hüküm -koşullarının varlığı halinde- temyiz ya da istinaf denetimine açık ise de, o dosya üzerinden yapılan temyiz denetimi sırasında, denetim süresi içinde işlendiği iddia olunan ve kesin hükümle sonuçlanan mahkumiyet kararının esas denetiminin yapılmasının olanaklı olmadığı, bu sonucun yasa koyucunun amacı olarak kabul edilemeyeceği gibi, yukarıda vurgulanan Anayasanın 36 ncı maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Adil Yargılanma Hakkı"nın ve 7 nolu porotokolün 2 nci maddesindeki "cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı"nın ihlali niteliğinde sonuçlar doğmasına neden olacaktır. Bu nedenle somut olayda her ne kadar sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca belirlenen denetim süresi içinde kesin hükümle sonuçlanan mahkumiyete konu suçu işlediği gerekçesi ile ilk derece mahkemesince hüküm açıklanmış ise de; kesin hükümlerin HAGB'nin açıklanmasına gerekçe oluşturmayacağı, bu nedenle yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.